Ana içeriğe geç
Sözlük

uyku ile cümle

uyku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Evre I- Uyku basması.Au total : lit = sommeil.
Ayılar düşerken alım yapar, yükselişte uykuda bekler.Elles laissent l'ours entrer et il se couche devant le feu.
IOS 10'da, kullanıcının daha iyi uyku çekmesine olanak tanıyan bir Yatma Zamanı özelliği vardır.Le chauffeur a le droit de conduire 10 minutes de plus afin de trouver un endroit plus approprié pour dormir.
Yemeklerden sonra veya uykudan önce tüketirlerdi.Avant, ou après la cuisson.
Doktorların acil operasyonlarına ve müdahelelerine rağmen Robert 15 Temmuz'da 22 yaşında uykudayken öldü.Malgré les soins, son état s'aggrave et le 15 juillet 1940 il meurt dans son sommeil, à l'âge de 22 ans.
Ama onun yerine bir uyku kapsülü bulurlar.Il est aujourd'hui remplacé par un pont dormant.
Julia uyku kapsüllerindeki astronotlardan biridir.(19120) Doronina est un astéroïde de la ceinture principale d'astéroïdes.
Bu uyku, 1999'a kadar sürdü.Ensuite l'épreuve entre en sommeil jusqu'en 1999.
Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız bir risk faktörüdür.Le manque de sommeil peut être un facteur de risque indépendant de la dépression.
Kan UykusuLune de sang
Kış uykusuna yatan gelengilerle beraber keneler de bütün evreleriyle kışı yuvada geçirir.Elles entraînent l'hiver partout où elles vont.
Uykusu mu kaçtı?¿Se le ha ido el sueño?
Uyku hijyeninde en önemli nokta yeterli uyku süresidir.C'est la phase la plus importante du sommeil.
Buffy uykusunu almadığını ve biraz daha uyuyacağını söyler.Corneil, préfère découvrir pourquoi il parle en dormant.
Kaç saat uykuya ihtiyacın var?¿Cuántas horas de sueño necesitas?
Çocukların daha çok uykuya ihtiyacı vardır.Los niños necesitan dormir más.
İyi bir uyku aldım.Dormí bien.
Uykun var mı?¿Tienes sueño?
Her zaman uykulu hissederim.Siempre tengo sueño.
Uykum var!¡Tengo sueño!
Tom uykusunda öldü.Tom murió mientras dormía.
Ben şimdi çok uykuluyum.Ahora tengo mucho sueño.
Uykusuzluktan yoruldum.Estoy cansado por falta de sueño.
Dün gece uykunda konuşuyordun.Anoche hablaste en sueños.
Uykuya ihtiyacım var.Necesito dormir.
Günde en az 8 saat uykuya ihtiyacımız var.Necesitamos al menos ocho horas de sueño al día.
Uykuyla mücadele ettim.Luché contra el sueño.
Bahse girerim ki kimsenin uykusu yok.Apuesto a que nadie tiene sueño.
Uykuya ihtiyacın olacak.Necesitarás dormir.
Çok uykum var.Tengo mucho sueño.
Çok uykuluyum.Tengo mucho sueño.
Sanırım her ikimiz de biraz uykuluyuz.Creo que los dos tenemos un poco de sueño.
Tom ve Mary her ikisi de uykulu.Tanto Tom como Mary tenían sueño.
Çok uykulu hissettim.Tenía mucho sueño.
Uykumda onun sesini duydum.Mientras dormía oí tu voz.
Uyku ve iyi yemek iyi sağlık için gereklidir.Dormir y comer bien son necesarios para una buena salud.
Uykum var ve ben biraz daha uyuyacağım.Tengo sueño, voy a dormir un poco más.
Uykun geldi mi?¿Te ha entrado sueño?
Uykun yok mu?¿No tienes sueño?
Hey, uykucu, uyan!¡Eh, dormilón, despierta!
Uykum var çünkü tüm gece sınava çalışmak için ayaktaydım.Tengo sueño porque estuve levantado toda la noche estudiando para un examen.
Alerjiye karşı ilaçlar genelde bana uyku veriyor.Los medicamentos contra la alergia normalmente me dan sueño.
Tom uykusu geldiğini söyledi.Tom dijo que le estaba entrando sueño.
Öğle yemeğinden sonra genelde uykun geliyor mu?¿Te suele entrar sueño después del almuerzo?
Uykunuz geldi.Os ha entrado sueño.
Uyku ölümün kardeşidir.El sueño es el hermano de la muerte.
Tom ve Mary'nin ikisi de uykusunda öldü.Tanto Tom como Mary murieron mientras dormían.
Sonunda çingene kadın uykuya dalar.La gitana finalmente se duerme.
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.Cae la noche y se encuentran desorientadas.
Gretel önce uykudan uyanır ve uyumakta olan Hansel'i uyandırır.Gretel se despierta primero, y levanta al dormilón Hansel.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.No puede comer, no puede dormir.
Sergei uykuya daldıktan hemen sonra Katerina Boris'in hayaleti tarafından rahatsız edilir ve uyuyamaz.Entonces Serguéi se duerme; Katerina es entonces atormentada por el fantasma de Borís y no puede dormir.
Marcus Wolf, 83 yaşındayken 9 Kasım 2006'da Berlin'deki evinde uykusunda öldü.Markus Wolf murió mientras dormía en su casa de Berlín el 9 de noviembre de 2006 a los 83 años de edad.
Sağ üstteki zehirli zakkum ise uyku ile ölüm arasındaki hassas bağlantıyı simgeliyor.La rama tóxica adelfa en la parte superior derecha, simboliza el vínculo frágil entre el sueño y la muerte.
Onlar da uykudadır.También se duerme.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.A continuación le da de beber y la envía de nuevo a dormir.
Kan Uykusu ^ a b Ruşen Çakır.Parece que Juan duerme b.
Band 2 yatağa giyildiğinde uyku düzeni takip etmek için kendi sensörlerini kullanır.El Band 2 utiliza sus sensores para rastrear los patrones de sueño en la cama.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Despiertan del sueño.
Şu an Uykusuz dergisinde yazmaya ve çizmeye devam etmektedir.En su lecho de dolor sigue escribiendo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod