Onlar için uyumak veya uykuda kalmak genellikle zordur.Sie lassen sich meist ohne großen Aufwand zum Schlafen hinlegen.
Julia uyku kapsüllerindeki astronotlardan biridir.Stebbins gilt als einer der Pioniere photoelektrischen Photometrie in der Astronomie.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Offensichtlich hat sie sich mit einer Überdosis Schlaftabletten das Leben genommen.
Ayrıca Adler, uykuda alınan pozisyonlar üzerine de değerlendirmeler yapmıştır.Ebenso so urinieren sie an festgelegten Plätzen.
Herkes salonun geniş bir bölümünde uykuya dalar.Häufig schlief die ganze Klasse in einem großen Schlafsaal.
""Kan Uykusu" destanı!".("Verdammt, ich blute!").
İşte bu noktada uyku tulumu fikri ortaya atıldı.Dabei kam die Idee zu diesem Liedtitel auf.
Tatlı uyku miniperisidir.Schlaf gut, kleiner Bär.
Kullanana uyku vermez.Er missbraucht die Schlafende.
Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur.Er hält keinen Winterschlaf, sondern ruht nur einige Wochen.
Ekim'le Mart ayları arasında, taşların altında ya da yarıklarda kış uykusuna yatarlar.Man findet die Tiere von März bis Oktober unter Steinen oder im Erdboden.
Bağımlılığın ileri işaretleri: Uyku sorunları yaşanır.Wege aus der Abhängigkeit – Warum manche Schlafmittel abhängig machen.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Kreisliga: Schlafender Riese erwacht.
Bu ninni küplerde saklanan haramileri uyuşuturup onların uykularını getirerek onları etkisiz bırakır.Dort ertastet er die Schlafmützen und bringt irrtümlich seine Kinder um.
Genelde mantarı yiyen kişi derin bir uykuya dalar.Wer von diesem Zauberwasser trank, fiel in einen sehr tiefen Schlaf.
Hekla uzun bir uykuya gidiyor, daha büyük ve daha yıkıcı bir patlama için bekliyor.Der Tamper sorgt für eine länger anhaltende, energiereichere und effizientere Explosion.
Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.Wohl wissend, was ihn erwartete, starb er während der Fahrt an Herzversagen.
Bazen uyku sırasında da atak gerçekleşebilir.Manchmal stellen sie sich im Angriffsfall auch tot.
Ben uykulu değilim.No tengo sueño.
Uykum yok.No tengo sueño.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Er kann durch Stress und Emotionen ausgelöst werden und kann auch im Schlaf auftreten.
Saat elinde bir süre daha kalır ve sonra uykusunun geldiğini fark eder.Sie halten Sekunden bis Stunden an und können auch aus dem Schlaf heraus auftreten.
Uykum var!Je suis fatigué !
Çocukların daha çok uykuya ihtiyacı vardır.Les enfants ont besoin de beaucoup de sommeil.
Uyanmak, uykuya dalmanın zıt anlamlısıdır.Réveiller est le contraire d'endormir.
Uyku sırasında, metabolizma hızı ve vücut ısısı düşer.Pendant le sommeil, le fonctionnement du métabolisme et la température du corps diminuent.
Uykum hafiftir.J'ai le sommeil léger.
Uykusu yoktu.Il n'avait pas sommeil.
Uykusu yok.Il n'a pas sommeil.
Uyku eksikliği beden için kötüdür.Le manque de sommeil est mauvais pour le corps.
Uykunuz yok mu millet?N'avez-vous pas sommeil, les mecs ?
Esniyorum çünkü uykum var.Je bâille parce que j'ai sommeil.
Ödevimi yapamayacak kadar çok uykum var.J'ai trop sommeil pour faire mes devoirs.
İyi geceler ve iyi uykular!Bonne nuit et dormez bien !
Ayakta duramayacak kadar çok uykum var.J'ai tellement sommeil que je ne tiens pas debout.
Uykusuzluktan ölüyorum.Je tombe de sommeil.
Beni uykularımdan tekrar uyandırdı.")Puis il s’est tourné vers moi pour que je le réalise ».
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Mais attends-toi à te réveiller en sueur.
Hipnoloji, uykuyu incelyen bilim dalı.L’hypnologue est le chercheur qui étudie le sommeil.
Uyku insan ömrünün en az 1/3'ünü oluşturur.Chez l'être humain, le sommeil occupe près d'un tiers de la vie en moyenne.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Elle ne mange pas, elle de dort pas.
Ancak, Aulë'ye verilen bir ceza sonucu İlkdoğanlar uyanmadan önce uyanmamak üzere uykuya daldırıldılar.Mais si jamais elle se séparait de son mari, elle retournerait, sans fin, au tourment d'auparavant.
Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Marge et Homer disent bonne nuit à leurs enfants, mais chacun est effrayé par quelque chose de différent.
O gece Kristi uykusundan uyanır ve kameraların görüş alanında olmayan biriyle konuşur.Durant la première nuit, Kristi se réveille et parle à quelqu'un se trouvant hors champ de la caméra.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Le lendemain, Danny revient l'air saoul et s'endort.
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.Elle se suicide en 1976 par overdose de somnifères.
Deney, insanları uykuya yatırmakla ilgilidir.Kyle se penche sur les raisons pour lesquelles les gens dorment.
Vesnan: Uyku şeytanıdır.Hypnos : dieu du Sommeil.
Tırnak Törpüsü: Bakan kişi kısa süreli derin bir uykuya yatırır.Pouvoir : Celui qui met le masque va trouver instantanément un sommeil profond.
Bazı antidepresan ilaçlar da, uyarıcı etkisinden ötürü uyku yitimine yol açabilmektedir.Certains antidépresseurs peuvent favoriser l'insomnie à cause de leurs effets stimulants.
Böylece Karakan grubu yaklaşık 15 yıl süren bir uykuya daldı.Le groupe est de nouveau mis en sommeil pendant une quinzaine d'années.
Tina uykuya daldığında kâbus görmeye başlar.Pour Max, le cauchemar commence.
Gece yarısından önce kalp büyümesi nedeniyle 42 yaşındayken uykusunda öldü.Peu avant minuit, il meurt dans son sommeil des suites d'une cardiomégalie à l'âge de 42 ans.
Festivalde Altın Palmiye ödülünü Nuri Bilge Ceylan'nın filmi Kış Uykusu kazandı.Le long métrage Winter Sleep, de Nuri Bilge Ceylan, remporte la Palme d'or.
Ekim'le Mart ayları arasında, taşların altında ya da yarıklarda kış uykusuna yatarlar.D’octobre à mars, ils hivernent dans des galeries ou sous des pierres.
Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı.Prenant une des pierres de l'endroit, il la mit sous sa tête et s'allongea pour dormir.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.Arrivé à ce point de ses réflexions, il s’est endormi.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Dès l'âge de douze ans, elle eut des problèmes respiratoires et pulmonaires.
Uykudayken ne yaptığını unutan diğer insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller."Eux jouissent des autres plaisirs comme ils le font de celui du sommeil, sans les connaître.
Uykuya dalar gibi ölüyorlardı.Il mourut lorsqu'il s'endormit.