Ana içeriğe geç
Sözlük

uyku ile cümle

uyku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Çocuğu uykuya dalmış buldum.I found the boy fast asleep.
Telefon çaldığında henüz uykuya dalmıştım.I had hardly fallen asleep when the telephone rang.
Biz çocuğu uykuya dalmış bulduk.We found the boy fast asleep.
Benim kendi deneyimlerinden, hastalık çoğunlukla uykusuzluktan kaynaklanıyor.From my own experience, illness often comes from sleeplessness.
Kızım derin uykuda.My daughter is fast asleep.
Ev ödevimi yapamayacak kadar çok uykuluyum.I'm too sleepy to do my homework.
Ben bir kazakla uykuya daldım.I fell asleep with a sweater on.
Ben çok uykuluyum.I got very sleepy.
Hâlâ uyku düzensizliği çekiyorum.I'm still suffering from jet lag.
Araba sürerken uykuya dalmaktan korktum.I was afraid I might fall asleep while driving.
Dün gece uykunda konuştuğunu duydum.I heard you talking in your sleep last night.
Dün gece gözlerime uyku girmedi.I didn't sleep a wink last night.
Ders sırasında uykuya daldım.I went to sleep during the lesson.
Ben iyi bir uyku uyudum.I had a good sleep.
Bir diş ağrısı beni uykumdan mahrum etti.A toothache deprived me of sleep.
Uykumda çok sık konuşurum.I talk in my sleep very often.
Birkaç saatlik uyku sana iyi gelecektir.A few hours nap will do you good.
Biraz okuduktan sonra çok uykum geldi.I became very sleepy after a bit of reading.
Uykusuzluktan yoruldum.I'm tired from lack of sleep.
Uyku ve iyi yemek iyi sağlık için gereklidir.Sleep and good food are indispensable to good health.
Uyku sağlık için gereklidir.Sleep is essential to health.
Uyku iyi sağlık için gereklidir.Sleep is necessary to good health.
Uyku ilaçtan daha iyidir.Sleep is better than medicine.
Uyku gibisi yoktur.There is nothing like sleep.
Yeterli uyku almak zorundasın.You have to get enough sleep.
Uyku eksikliği gizliden gizliye onun sağlığına zarar veriyordu.Lack of sleep was undermining her health.
Uykum geldiğinde, ben yaklaşık bir saattir matematik çalışıyordum.I had been studying mathematics about an hour, when I felt sleepy.
Uyku, yaşamı korumak için gereklidir.Sleep is essential for the preservation of life.
Öğrenciler bugün uykulu gibi görünüyor.The students seem to be sleepy today.
Bebek derin uykuda.The baby is fast asleep.
Bebek annesinin kucağında uykuya dalmıştı.The baby was sound asleep in her mother's arms.
Bebek derhal uykuya daldı.The baby went to sleep at once.
Bebek, uykuda gibi görünüyor.The baby seems to be asleep.
Gürültü uykusunu rahatsız etti.The noise disturbed his sleep.
Tombul beyaz bir kedi, duvarın üstüne oturdu ve onları uykulu gözlerle seyretti.A fat white cat sat on a wall and watched them with sleepy eyes.
Uzun süre gözüne uyku girmedi, geleceğini düşündü.She lay awake for a long time, thinking of her future.
Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep.
Ne kadar yaşlanırsanız, uykuya o kadar az ihtiyaç duyarsınız.The older you get, the less sleep you need.
Radyo açıkken uykuya daldı.He fell asleep with the radio on.
O derin uykuda.He was fast asleep.
O hemen uykuya daldı.He fell asleep right away.
O istemeden uykuya daldı.He fell into a slumber inadvertently.
O, çok yorgun olduğu için hızla uykuya daldı.As he was so tired, he fell fast asleep.
O, yatakta uykuya yattı.He lay asleep in the bed.
Direksiyon başında uykuya daldı ve kaza yaptı.He fell asleep at the wheel and had an accident.
Yatağa gider gitmez uykuya daldı.As soon as he went to bed, he fell asleep.
O derin bir uykuya daldı.He fell into a deep sleep.
Çim üzerine uzandı ve uykuya daldı.He lay down on the grass and went to sleep.
O, çok uykulu gibi görünüyor.He seems to be very sleepy.
Kestirerek uykusuzluğunu gidermeye çalıştı.He tried to make up for his lack of sleep by taking a nap.
Çalışıyorken, uykuya daldı.While he was studying, he fell asleep.
Uykuya gittim.I fell asleep.
Onu uykusundan uyandırmayın.Don't arouse him from his sleep!
O, uykusunda huzur içinde vefat etti.She passed away peacefully in her sleep.
O, derin bir uykuya daldı.She fell into a deep sleep.
Uykusuzluktan başı ağrıyordu.She had a headache from lack of sleep.
Uykusuzluktan kurtuldu.She was relieved from insomnia.
O uykulu görünüyor. Dün gece geç saatlere kadar yatmamış olabilir.She looks sleepy. She may have stayed up late last night.
Akşam yemeğinden sonra onun uykusu geldi.She became drowsy after supper.
Yorgun çocuk derin uykuda.The tired boy is fast asleep.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod