Bu betimlemelere uygun bir insan ancak Dinozorlar çağına uygun olabilir.Een baby van deze leeftijd lijkt dus prima in staat om deze afweerstoffen te maken.
Havalimanı dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus A380'e uygundur.Het grootste passagiersvliegtuig ter wereld is de Airbus A380.
Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar.Drie kandidaten moeten vragen foutloos beantwoorden.
İş kesme geldikten sonra uygun fonksiyona sahip iş kesme kotarıcı seçilir ve kotarıcı görevini yerine getirir.Na deze opdracht wordt het bediende Joost allemaal te veel en hij neemt ontslag.
Fakat verilen bu nedenin uygunsuz ve gerçek olmadığına dair gayet inandırıcı delil bulunmaktadır.Overtuigend bewijs voor of tegen die stelling, ontbreekt echter.
Eleştirmenler, bu şarkının seçiminin uygun oluşu konusunda aynı fikirde olmadı.Critici waren het totaal niet eens over het lied.
O benim tek endişe geliyor: ben devam etmek için uygun Daredevil ya da ne gelmeden?Het was een duet waarin haar tegenspeelster Caradori-Allan verder ging dan wat gerepeteerd was.
KOI8-U yalnızca Rusça'ya uygun olan KOI8-R'nın Ukraynalı versiyonudur.Een variant op de KOI8-R-codering is KOI8-U, die Oekraïense tekens gebruikt.
Ama yine de film, seyirci tarafından uygun bulundu.Niettemin viel de film goed in de smaak bij het publiek.
En uygunu 11 yıllık döngülerdir.De hoogst geregistreerde leeftijd 11 jaar.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Daarnaast voorzag de grondwet in goede relaties tussen kerk en staat.
Tasarımcılar namlu çapı olarak 57 mm yi uygun buldu.De soort kan een mantellengte bereiken van 57 mm.
Buna uygun olarak, artık kullanılmayan tren yolu hatları bu görüntüyü pekiştirir.In de trein hoeft deze post dus niet meer gesorteerd te worden.
Kurallara uygun ekipmanları taşımayan sporcular diskalifiye edilir.Publicaties die niet aan de spelregels voldoen, worden verwijderd.
Su abdeste tadı, bulanıklığı ve kokusunun olağan olması ile uygun olmaktadır .Slechts dingen die uit het vliegtuig komen blijken nog normaal te smaken of ruiken.
Yabani tahıl bu iş için uygundur.De zachte Zeeuwse tarwe is hiervoor bij uitstek geschikt.
Kaleiçi'nde birçok ev aslına uygun restore edilmiştir.Op de Graslei werd een groot aantal huizen grondig gerenoveerd.
Park alanı, günü birlik rekreasyon ve spor aktiviteleri için uygundur.Tegenwoordig dient het park de natuur en de recreatie.
Süvari tugaylarının durumu bile kovalamaya uygun değildi.De Noordelijke cavalerie was ook niet opgewassen tegen zijn taak van verkenning.
Tek bir fotonun aynı zamanda iki rotada yolculuk yapması uygun değildir.Ook werd er beslist om maar met twee treinen tegelijk te rijden.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Het ene onderdeel vereist vooral kracht, het andere ook uithoudingsvermogen.
Bu bölge dünyanın en ilginç yabani hayvan türlerinden bazılarının yaşaması için uygun bir ortam sağlar.Het park heeft een aantal van de meest ongewone wilde dieren en natuurgebieden in de wereld.
Bu şekilde yapılan çatı proje ve detay resimlerine uygun olacaktır.Zijn strakke functionele ontwerpen contrasteren met zijn ontwerpen voor het toneel en tentoonstellingen.
Bootstrap'ın görevi Kernel'in çalıştırılabilmesi uygun ortam hazırlamaktır.Aan Arn de schone taak om tot herbouw over te gaan.
Amerika Birleşik Devletleri uluslararası bir rejimin hakim olmasını uygun görmektedir.Sommigen beweren dan ook dat het Amerikaanse justitiesysteem een klassenjustitiesysteem is.
Bu yüzden küçük çocuklar için uygun ev hayvanı değildirler.Deze middelen zijn echter niet geschikt voor kleine kinderen.
Yapısı bir tahıldan çok kabuklu yemişe uygunluk göstermektedir.Het mes is bedoeld om etenswaren heel fijn te snijden.
Agonya ovası; tarım ve hayvancılık için çok uygun koşullara sahiptir.Mayaguana heeft vruchtbare grond, zeer geschikt voor akkerbouw en beboste terreinen.
Keza tek Parça giysi yapmak basitti, potansiyel olarak da uygundu.Het voordeel van een zijtje was dat het gemakkelijk in een kledingstuk genaaid kon worden.
Kayak için en uygun sıcaklıklar Aralık ile Mart sonu arasında gözlemlenir.Stier kan in het algemeen het best worden geobserveerd vanaf oktober tot maart.
Yüksek frekans için uygundur.Ze zijn alleen geschikt voor de hoge frequenties.
Fakat standartlara uygun olmak zorundadır.Tevens dragen zij de standaard.
Sanki kader, en uygun zamanda bu adamı bize göndermişti.Ten tweeden male trof hem op het moment suprême echter het noodlot.
Üstelik kızı da, uygun olmayan bir adamla evlenme planları yapmaktadır.Haar dochter wil trouwen met een man zonder geld.
Geri kalanlardan yedi proje de yetkililerden uygunluk belgesi aldı.De overgebleven zeven plaatsen werden via kwalificatie verdeeld.
Ben sanatçı değilim. Onun için ben hiç uygun değilim.Ik ben geen kunstenaar. Daar ben ik helemaal niet geschikt voor.
Su içmek için uygun değildir.Het water is niet drinkbaar.
Uygun bulmuyorum.Ik ben niet akkoord.
İşte bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur."To jest dla was odpowiedniejsze, abyście nie postępowali niesprawiedliwie”.
Morrigan için uygun bir sesli oyuncu bulma, herhangi bir karakterden en çok zaman aldı.Znalezienie aktorki głosowej dla Morrigan zajęło więcej czasu, niż dla pozostałych postaci.
Th-232/U-233, erimiş tuz reaktörlerine (MSR) en uygunudur.Natomiast cykl Th-232/U-233 jest najodpowiedniejszy dla reaktorów ciekłosolnych.
1992: Uygun değil.1992 – Nie zakwalifikowała się
Almanya’da mesleğine uygun bir iş bulması kolay olmadı.Próbował bezskutecznie znaleźć pracę w Niemczech.
Senin yapman daha uygun olur.To będzie lepiej dla was!
Ancak beklemek de uygundur.Pozostaje im tylko czekać na plan, który powiedzie się na pewno.
İmparator, usulüne uygun olarak patriğin tavsiyesini izledi ve keşiş oldu.Cesarz wysłuchał jego rady i został mnichem.
1980: Uygun değil.1980: Dlaczego byłbym kłamał?
Tür ismi uygun olmalı ve tür için kesin bir kimlik sağlamalıdır.Nazwa gatunku musi zapewnić odpowiednio jednoznaczną identyfikację gatunku.
Fakat standartlara uygun olmak zorundadır.W tym celu jest standaryzowane.
Her yaş grubu için uygundur.Dotyczy jednak wszystkich grup wiekowych.
Bu yüzden küçük çocuklar için uygun ev hayvanı değildirler.Niezbyt odpowiedni do domu, w którym są małe dzieci.
Bu amaçla, sinek kovucu kullanılabilir ve uygun kıyafet giyilebilir.Może to obejmować korzystanie z repelentów i noszenie odpowiednich ubrań.
Normallik sınamalarının amacı verilmiş bir veri dizisinin normal dağılıma uygunluk iyiliğinin incelenmesidir.Mówimy zatem, że wartość średnia z próby jest estymatorem wartości oczekiwanej rozkładu normalnego.
Böylece Kilise ile devlet arasındaki uygun ilişki meseleye dahil olmuştur.Podczas spotkania mówiono o znaczeniu dobrych relacji między Kościołem a państwem.
Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur..."To jest najodpowiedniejszy sposób, aby były poznawane, a nie były obrażane.
Bu nedenle uygun bir koruma olmaksızın dışarı çıkmak için tehlikeli bir zamandır.Z tego powodu wymagana jest odpowiednia izolacja chroniąca przed zwarciem układu.
Yûsuf-i Hemedânî hakkında uygunsuz seyler söyleyip, onu kötüleyen bir kimse vardi.Widząc to Jusuf posłał do walki kolejne grupy wojsk, które przeważyły szalę zwycięstwa na swoją korzyść.
1990: Uygun değil.1990: ok.
1986: Uygun değil.1986: Na kłopoty...
Biz başkanlık sistemine geçmeyi tasavvur ettik ama halk bunu uygun görmedi.Odpowiedział, że prawdopodobnie mam rację, ale nie tego oczekuje publika.