Aslında isteklerine uygun bölümlemeler toprak üzerinde hiç olmamıştı.Mas a expectativa colocada em cima da jovem promessa nunca foi correspondida dentro de campo.
S/MIME bazen web posta istemcileri aracılığıyla kullanım için uygun olarak kabul edilmez.ESB não necessariamente precisa ser implementado usando web services.
Kanunlar, uygun hareket edenleri ödüllendirip kurallari çiğnemeye cürret edenleri gereğince cezalandırmalıdır.Leis devem recompensar aqueles que obedecem-nas e punir de acordo aqueles que não o fazem.
Bursa Hayvanat Bahçesi’nde hayvan barınakları doğal yaşama uygun olarak düzenlenmiştir.O refugio provê de condições ótimas para que os animais vivam naturalmente.
Toprak yapısı tarım için oldukça uygun ve verimlidir.A matéria-prima deve ser renovável e economicamente viável.
Ahlakçılar, “Bu politika moral ilkelere uygun mudur ?” diye düşünürler.Na ética existe humildade; os moralistas acham que estão certos."
Yaşamaya uygun olduğu iklim soğuk iklim'dir.A classificação do clima é um clima de deserto frio.
Gagarin, yaşamı boyunca fiziksel olarak uygun bir halde kaldı ve keskin bir sporcuydu.Hamann gaguejava e foi um hipocondríaco por toda a sua vida.
Günümüzde ise orada Berlin Kent Sarayı (Berliner Stadtschloss) aslına uygun olarak yeniden inşa edilmektedir.Este esforço é semelhante à proposta de reconstrução do Berliner Stadtschloss (Palácio da Cidade de Berlim).
Bir yandan da eyaletlerden uygun vasıfta adamlar topladı.Ao mesmo tempo procurou homens elegíveis dentre as províncias.
Kaliforniya'da satılan içecekler,yeni şartlara uygun oldu.Já as bebidas de malte eram considerados como os melhores e eram servidos em ocasiões especiais.
Birinci derece yanıkların herhangi bir sargı kullanılmadan tedavi edilmesi uygundur.É razoável tratar queimaduras de primeiro grau sem recorrer a compressas.
Bu zaman erkeği ayırmak için uygun zamandır.Sinto que é hora de separar nossos caminhos.
Note: Bayraklar, millî takımı FIFA uygunluk kuralları kapsamında tanımlandığı gibi gösterir.Nota: Bandeiras indicam equipa nacional, conforme definido pelas regras de elegibilidade da FIFA.
Titrasyon sırasında hataları azaltmak için uygun seyreltiklikte standart çözeltiler kullanılmalıdır.É comum determinar formatos de curvas para minimizar o erro quadrático médio.
Rüya ifade etmek istediği düşünce ve duyguyu ona uygun gördüğü bir formatta yaratır.Isso lhe permite imitar sons e gerar qualquer som que ela deseja.
1923 yılında kiralanan bina, kapsamlı bir onarım geçirerek ibadetlere uygun bir hâle getirildi.Construído em 1944, ainda se encontra bem conservado, servindo de ponto de encontro para orações.
Güneş gözlükleri, yeterli olmadığından uygun değildir.Een zonnebril is onvoldoende.
1979: Uygun değil.1979 - Niet zonder risico.
II. Dünya Savaşı'nın ardından otomobil, 1947'de yeni Formula 1 için uygundu.Na de Tweede Wereldoorlog werd de auto vanaf 1947 ingezet voor de Formule 1.
Bu sebeple O'na kendi halkı tarafından el-Emir'ul-Adil (Adil Hükümdar) lakabı uygun görülmüştür.Het volk prijst hem om zijn rechtvaardige oordeel (koor: ’Che del ciel’).
Arazinin dağlık ve engebeli oluşundan sığır ve koyun yetiştirmeye uygun değildir.De Aarde is geen zuivere bol, ook niet als er geen bergen of zeeën zouden zijn.
Her yaş grubu için uygundur.Het komt in alle leeftijds-groepen voor.
Herkes uygun görür.Iedereen is nu gelijk.
Uygun kıyafet ve ayakkabı seçilmelidir.Het is noodzakelijk bijpassende schoenen te kopen.
İslâm'da büyük günâhlar (kebâir) dini açıdan büyük ve temel kötü, uygunsuz davranışlara verilen isimdir.Daarnaast gaat het over de heerlijke beloning of de verschrikkelijke bestraffing op de Laatste Dag.
Dayanma gücü, dirlik, uyumu bulma mücadelesi daha uygun olacaktır.Dat is beter dan door zijn aanwezigheid, de vroomheid en veiligheid van hun samenzijn te besmetten.
Davulagıl piknik yeri için uygundur.Dan zouden we dus gaan picknicken.
Aynı zamanda şampuana kokusunu verecek olan koku uygun çözelti içerisinde çözülür.De stank van een stinkdier kan worden verwijderd met...
Lastoursville'den Ndjole'ye kadar, Ogooue Nehri hızlı akışı nedeniyle gemi trafiğine uygun değildir.Van Lastoursville tot Ndjolé is de Ogooué onbevaarbaar door stroomversnellingen.
Çalışanlara uygun talimatlar vermek.Hierbij geven de medewerkers de nodige instructies.
Ayrıca Triple Crown'a uygun tüm kemerleri almıştır.Zodoende veroverden ze ook de Triple Crown.
Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur..."Door hun omgang wordt hij ook wat besluitvaardiger en zij wat losser in de omgang.
Eğitim çocuğun ilgisine uygun olmalıdır.Dat wil zeggen dat de erkenning in het belang van het kind moet zijn.
Liverlight senaryonun Amerikan seyircisine uygun hale getirilmesi için John L. Balderston'u tuttu.Hij huurde John L. Balderston in om het script aan te passen voor een Amerikaans publiek.
Filmin çekimi için uygun yerleri Sjon Ueckert bulmuştur.De locatiescout zoekt een geschikte plaats om te filmen.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Deze medewerkers zorgen ervoor dat het lichaam van de patiënt het orgaan zo goed mogelijk accepteert.
Uygunsuz görülenler tutuklanmış veya gözaltına alınmıştır.Onbekwame officieren werden gedegradeerd of gearresteerd.
Bundan daha uygun bir zaman olmamıştır.Dat was meer dan ooit.
Ancak bu yöntem de verimsiz kumlu topraklara uygun değildi.Dit gold ook voor de de niet helemaal fitte Gogl.
Anayasaya uygunluğu Anayasa Mahkemesi'nce incelenir.Omtrent uitlegging van gemeenschapsrecht overweegt het Hof:
Bu durumda bazı basit içtenlik simgeleri uygun olur.Daarvoor zijn alleen eenvoudige afbeeldingen geschikt.
Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler.Die zou de Kolegemse grond enkel geschikt hebben gevonden om kolen op te laten groeien...
Bina yapılırken de kıbleye uygun olarak düşünülmemiştir.De lijn werd aangelegd zonder overwegen.
Duruma uygun kıyafetler de giyilir.Daarbij hoort dan ook perfecte kleding.
Bu tehditleri bazı uygun sonuçlar doğurmaya başladı.Deze doelstellingen zijn met wisselende resultaten behaald.
Uzun hava açılışlarında kullanılmaya çok uygun bir sazdır.Het is bij uitstek geschikt voor gebruik in de open lucht.
Kraliçe olarak, Victoria ona uygun idi.Koningin Victoria was een volle nicht van hem.
Hapu Köyü iskan yönünden pek uygun bir yerde kurulmamıştır.De bruggen sluiten voor wat betreft wegdek niet goed aan op de Haarlemmerweg.
Personel uygun sığınaklara çekilmiştir.Zorg dragen voor het juiste personeel.
Nehir taşımacılığına uygun değildir.De rivier is niet geschikt voor binnenvaart.
Film 13 yaş ve üzerine uygun görülmektedir.De film is geschikt bevonden voor 12 jaar en ouder.
2.0 versiyonunda tam olarak olmasa da fizik kurallarına uygunluk söz konusudur.Een versie 2.0 van het virus bestaat en bevat regels.
Tarafsız bir Norveç Almanya için en uygun durumdur.Duitsland valt het neutrale Noorwegen aan.
Bu amaca uygun olarak, çıplak veya yarı çıplak dolaşırlardı.In veel van die foto's was ze naakt of bijna naakt te zien.
1988: Uygun değil.1988 Niks aan te doen?
Açıksa, belirlediğimiz kurallara uygun mu?Dat wil zeggen: volgens de regels die in de wet zijn vastgelegd.
Şehirde her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür.Het doel is de realisatie van een hotel in elke provincie.
Bu konu halk meclisinden görüşmeden sonra kabile meclisi tarafından uygun görüldü.Dat werd dan na overleg met de gemeente gecorrigeerd.
Bu, IBM Ortak Kullanıcı Erişimi (CUA) standardına uygundur.WPS volgt IBM's Common User Access-gebruikersinterface-standaarden.