2008 yılındaki hali zaman uygun olmayan şeyler görmektedir.В 2008 году такая бизнес-модель казалась неосуществимой.
P(sandalyelereErişim) # Uyandım - uygun sandalye sayısını değiştir.Дьюла («Проснись и пой!» — Дярфаш М.)
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Он подходит для выращивания большого числа видов растений.
Bu halinden şikayetçi olan Himeko, ablası Aiko gibi kurallara uygun ve görgülü bir kız olmak istemektedir.Химэко мечтает стать женственной, как её старшая сестра Айко.
Diğer geri kalan dörtü hala uygunluk için bekliyor.А оставшиеся четыре образуют донышко.
Uzun mesafe yük taşımacılığı için uygun değildir.Транспортировка на такие расстояния нерентабельна.
Sirius koşullar uygun olduğunda gündüz bile çıplak gözle görülebilir.Зная точные координаты Сириуса на небе, его можно увидеть невооружённым глазом и днём.
Amerika Birleşik Devletleri uluslararası bir rejimin hakim olmasını uygun görmektedir.Правительство США желает провести справедливый суд.
Gök cisimleri Güneş'in çevresinde Kepler yasalarına uygun olarak devinirler.Орбиты объектов вокруг Солнца описываются законами Кеплера.
Uygunluğundan dolayı biri vektör yaklaşımı, diğeri ise skaler(yönsüz) yaklaşımdır.Таким образом, псалом является с одной стороны благодарственным, а с другой пророческим.
Mimar Sinan (Gürkan Uygun) — Dönemin en önemli baş mimarı.Коро (он же Синигами) — главный герой.
Alma Mater, sene boyunca çeşitli şenliklerde ve etkinliklerde güne uygun şekillerde süslenir.Jimmy Eat World брал на день столько работы, что им бы её хватило на целую сессию.
Süvari tugaylarının durumu bile kovalamaya uygun değildi.Это повлияло на то, что кавалерийские полки не смогли выступить в поход.
Osmanlı Hükümeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi.Для советского правительства это было не выгодно.
2000'lerin sonlarında, Calve, şişe ve doy paketinin bir karışımı olan özel olarak uygun bir paket hazırladı.В конце 2000-х компания «Calvé» сделала специальную удобную упаковку, являющийся гибридом бутылки и дой-пака.
Toyota Hilux, yollarda kullanım için uygun bir kamyonettir.Lotus сделают автомобиль полностью законным для дорог общего пользования.
İlçe, Karadeniz Bölgesinin jeolojik yapısına uygun olarak genç kıvrım dağları ile kaplıdır.Своей красотой горы обязаны геологическому составу.
Uygun elektronik sorgulama (uyarma) yapıldığı zaman yanıt sinyali yollayabilir.Во время звонка можно послать звонящему электронное сообщение.
Bütün bunlar kalite ve güvenlik teknolojisinin uluslararası standartlarına uygun şekilde yerine getirildi.Материалы соответствуют всем нормам санитарной безопасности и международным стандартам качества.
Eğer yapılanlar uygun değilse, yayınlanmayacaktır.Когда это может произойти, не сообщается.
Ekim 2014'te şirket, daha uygun fiyatlı bir akıllı telefon olan Vertu Aster'i tanıttı.В октябре 2014 года компания представила более доступный смартфон Vertu Aster.
Çocukların uygun biçimde büyümelerini ve sağlıklı kalmalarını sağlardı.Чаще всего взрослые били ребятишек, «чтобы росли и были здоровы».
Silah çift tetik eliyle de kullanıma uygundur.Это позволяет с удобством использовать его на пару с соответствующим пистолетом.
Yarışma hava koşullarının uygun olmaması sebebiyle ertelenmiştir.Матч перенесён из-за плохих погодных условий.
GDDR5 SGRAM JEDEC tarafından GDDR5 şartnamede belirlenen edildi standartlara uygundur.GDDR5 соответствует стандартам, которые были изложены в спецификации GDDR5 JEDEC.
Fakat Alemdar bu öneriyi "mertliğe uygun değildir" diyerek reddetmişti.Однако Стелла категорически возражает против этого, утверждая, что «такие деньги» им не нужны.
Ancak bu yerdeğiştirme bağ koşuluna uygun değildir.Однако сути данного критерия разграничения это не меняет.
Nehir taşımacılığına uygun değildir.Реки непригодны для судоходства.
Fırtına Deresi bütün yıl boyunca akarsu sporu için uygundur.Нашедшего по поверью весь год будет сопровождать удача.
Eğitim çocuğun ilgisine uygun olmalıdır.Стиль соответствовает мировоззрению ребёнка.
İleride belki kendine uygun olarak hayatını birleştirebileceği bir başka Sandrina bulabileceğini düşünür.В Маркусе Хейди находит нового человека, которому она может передоверить свою жизнь.
Burada cezanın orantılı, amaca uygun ve gerekli olması gereklidir.Условие, приведённое выше, является необходимым и достаточным.
Amaca uygun ÖYS seçimi çok önemlidir.Судьба самого документа очень интересна.
Kütüphaneye bırakılan not ise, birbirine uygun Çince cümleler ve soruların cevaplarını içermektedir.Послание на листке может включать в себя китайские фразы с переводом или список счастливых чисел.
Son dönemlerde salon usulü düğünler öne çıkmaya başlasa da özüne uygun düğünlerin de yapıldığı görülmektedir.Означает, что свадебная церемония проводится вечером, что считалось наиболее удачным временем.
Çalışma sonuçlarını Dünya üzerinde uygun görülen kurumlara aktarmaktadır.Обладает достаточной выносливостью, чтобы показывать результаты мирового уровня.
20. yüzyıl ilerledikçe iç giyim daha küçük ve daha uygun hale geldi.К началу XX века купальный костюм становится проще и демократичнее, а главное — короче.
MPEG-4 gereçlerinin standartlara uygun olup olmadığının kontrolü.Уровень CD4 клеток остаётся в пределах нормы.
Halkaları oluşturan küçük parçacıkların her biri, Kepler yasalarına uygun olarak kendi yörüngesini izler.Все частицы туманности движутся уже по законам Кеплера.
1974: Uygun değil.1974 — Если это не любовь, то что же?
Aynı oyun diski, iki platform için de uygun haldedir.Игры также доступны для загрузки для обеих платформ.
Çapraz işleme fotoğraf filminin uygun olmayan kimyasal ile işlenmesi anlamına gelir.Он позволяет избежать фотоингибирования значительно увеличив нефотохимическое тушение.
Personel uygun sığınaklara çekilmiştir.Рекомендуется посадка на хорошо освещённых местах.
Symbian, her türlü şekle uygun üretilmiştir.Кламбер прекрасно себя чувствует в любую погоду.
Bu sisteme en uygun dizim, Gantt'ın oluşturduğu çizelgedir.Таким инструментом и является диаграмма Гантта.
Kağanın buyrukları tutulur ve bu töreye uygun hareket edilirdi.Этот свод законов висел на стене, и его старались соблюдать.
Bu kent iyi bir mekân olarak uygundu.То есть это место было вполне подходящим.
Ancak bu motorlar 28 ton gelen bu tank için uygun değildi.Для этого же масса автомобиля была доведена до 28 тонн.
Ancak yine de vejetaryenler için uygun bir bira değildir.К тому же ей не хотят налить пива.
Ancak İslam toplumlarındaki uygulamalar her zaman bu esaslara uygun olarak şekillenmemiştir.Реальная практика земских школ далеко не всегда соответствовала заявленным идеалам.
Bu konuda bir standart ya da şart koşulması uygun olmaz.Быть или не быть — вот в чём вопрос Вести.
Üretilen ürünler kalite ve ekolojik açısından dünya standartlarına uygundur.Продукция ВМЗ соответствует мировым и отечественным стандартам качества.
Santa Monica'da pahalı zevkine uygun olarak döşediği bir ev satın aldı.В Санта-Монике он купил новый дом, обставив его в соответствии со своим вкусом.
İhale, Edirne Belediyesince, ilgili yasalara uygun şekilde gerçekleştirilir.Убедитесь, что ваши практики приёма соответствуют законам.
Eğer alıcı uygun değilse SMS merkezi SMS mesajını geçici olarak saklar.SMS-сообщение временно хранится в SMS центре, если мобильный телефон получателя недоступен.
Gayri meşrulaştırma özerkliğe uygun Yahudi halkının haklarının red edilmesini gösterir.После этого он понимает, что нужно повышать вкус еврейской публики.
Ana madde: CD-ROM Veri taşımaya uygun, ucuz ve hızlı erişimli birimlerdir.Они предназначены в качестве высокоинтегрированных, недорогих чипов для потребительских устройств.
Kişi uygunluğu: 1. Tek özne tek yüklemdir: -Ben yaptım, sen aldın, onlar dinlemediler.Объявляют приговор, слушаю я, слушаю… Нет, не то!
XSB2C-2 Bir SB2C-1'e uygun şamandıra eklenmiştir.CSS2.1 основана на CSS2.
Pasaport Avrupa Birliği tarafından belirtilen kurallar (EG 2252/04) için uygundur.جواز السفر يتوافق مع قواعد (الاتحاد الأوروبي 2252/04) جوازات سفر الاتحاد الأوروبي.