Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.Zvykol som si vymýšľať.
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.Έβγαζα πράγματα από το κεφάλι μου. Έτσι;
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım."Понимаете, ребёнок с кариесом, он не сможет, например, хорошо учиться.
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.Тогава си измислях нещо. Нали така?
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.Я мусив щось вигадувати. Я говорив:
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.והייתי ממציא דברים. נכון?
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.كنت أختلق الأمور. أليس كذلك؟
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.「えっと それはですね -
Ben de bir şeyler uydurmak zorunda kalırdım.我成日都亂作一通
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.E tive uma professora entendida que me permitiu criar e inventar as minhas próprias coreografias.
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.Ik had een verlichte leraar die me mijn eigen dansen liet uitvinden.
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.지혜로운 선생님을 만났어요. 선생님은 저만의 춤을 만드는 것을 허락하셨고 그녀의 도움으로 저는,
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.לסטודיו ריקוד מקומי, והיתה לי מורה משכילה שאפשרה לי ליצור ולהמציא ריקודים משלי, ובעצם היא נתנה לי ליצור
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.私の好きなように ダンスを作らせてくれたのです どのようしてかと言うと 社交ダンスやラテンダンスを クラスメイトのために振り付け
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Dania przeznaczone dla wielu osób jest ciężko zrobić tak aby dogodzić każdemu w smaku.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Das sind diese Gerichte ,die viele Leute essen und es ist schwer jedem einzelnen davon gerecht zu werden.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Je obtiažne trafiť sa do správnej chute pri toľkých rôznych ľuďoch.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Jídla, který jsou jedený spoustou lidí, je nejtěžší přizpůsobit každýmu.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Le pietanze che vengono mangiate da un sacco di persone. E' difficile accomodare i gusti di tante persone.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Les plats qui sont mangés par beaucoup de gens, c'est dure de s'adapter aux goûts de tout le monde.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Mancarurile destinate multor persoane sunt greu de potrivit gustului fiecarei persoane.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Maträtten som ät av många personer. Det är svårt å kombinera verje persons smak.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Những món được rất nhiều người ăn. Thật khó để hợp khẩu vị của từng người.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Τα πιάτα που τρώνε πολλοί άνθρωποι. Είναι δύσκολο να ικανοποιήσεις τις γεύσεις όλων.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Еду, которой питаются многие люди, нужно делать так, чтобы она удовлетворяла вкус каждого.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.Ястията, които се консумират от много хора. Трудно е да се налучка вкуса на всеки човек.
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur....ארוחה להרבה אנשים. זה קשה להשביע את רצונם של כל-הרבה
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.الأطباق التي يتم تناولها من قبل الكثير من الناس. انه من الصعب استيعاب كل الأذواق للشخص
Birçok insanın yediği yemekler...Her insanın damak tadına göre yemeği uydurmak zordur.マタンもそうよ 外はカリッと 中はすごく柔らか
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)Bạn có thể cho rằng một câu chuyện nào đấy là bịa đặt. (Nhạc)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(Bubuit) (Muzică)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(Donderslag) Tekst: Je kan zeggen dat een verhaal verzonnen is. (Muziek)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)Gabriel, nem bánja ha elhalasztjuk egy kicsit a kivégzését? Nem, egyáltalán nem gond, ne siessenek.
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(grzmoty) (muzyka)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)저희들은 또한 인권 그룹들이 좀 더 효율적으로 의사소통을 하고 인권활동을 할 수 있도록
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)No, para nada, ningún problema, tómese su tiempo.
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)[Podes dizer que é uma história fabricada] (Vídeo) [Podes dizer que um juiz é corrupto.]
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)Text: Sie können sagen, eine Geschichte ist nur erfunden. (Musik)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(Tonnerre) (Musique)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(Κεραυνός) Κείμενο: Μπορείς να πεις ότι μια ιστορία είναι κατασκευασμένη. (Μουσική)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(Гром) Текст: Вы можете сказать, что история сфабрикована. (Музыка)
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)Не, изобщо, няма проблем, не бързайте.
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)[טקסט:] תגידו שזה סיפור דמיוני. [מוסיקה]
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)وقد كنا كذلك نحاول الحصول على كمبيوترات تُرسل إلى العالم، بحيث تستطيع المجموعات التواصل بصورة أكثر كفاءةً،
Bir hikayenin uydurma olduğunu söyleyebilirsin.(Gürleme) (Müzik)(音楽) 陪審が不正であると言える
Bizim merakımızı nasıl cezbetmiyor da, onu basit, insan uydurması hurafelerle ve yaratıklarlaWie versagt sie so darin unser Interesse zu wecken Dass wir sie schmälern müssen mit der Erfindung
Bizim merakımızı nasıl cezbetmiyor da, onu basit, insan uydurması hurafelerle ve yaratıklarlaלמה מה שנראה נכשל לספקנו שאנחנו חייבים להמציא לעצמנו
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.Elle adore toujours inventer ces histoires.
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.Gosta de inventar essas histórias.
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.Îi place să fabuleze.
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.Le gusta inventar estas historias.
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.Szeret ilyesmiket kitalálni.
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.Ze vindt het leuk om dingen te verzinnen.
Böyle hikayeler uydurmayı çok sever.تحب أن تختلق هذه القصص
-- bu arada burada gösterilenler uydurma projeler, yani onları pek dikkate almayın이것들이 그렇게 만들어진 겁니다. 진짜로 이것들의 내용에 신경쓰진 말아주시기 바랍니다.
-- bu arada burada gösterilenler uydurma projeler, yani onları pek dikkate almayınNe faites pas attention à eux.
-- bu arada burada gösterilenler uydurma projeler, yani onları pek dikkate almayınונסדר אותם - את אלו סתם המצאנו. אל תשימו לב אליהם.
-- bu arada burada gösterilenler uydurma projeler, yani onları pek dikkate almayınورتبناهم-- وهذا نوع من التجهيز. لا تعيروهم إنتباه.
-- bu arada burada gösterilenler uydurma projeler, yani onları pek dikkate almayınあんまり気にしないでください メディア欄に「アイスランド買収」とありますけど
Bu bir matris örneğidir. Eğer, uydurma rakamlar seçeceğim,Ini adalah sebuah contoh matriks, Saya akan ambil sembarang angka 5,1,2,3,0,-5.