Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Marge y Homer les dan las buenas noches a sus hijos pero todo no está planeado.
Morgan bu protestocularla tanıştıktan sonra hikâyenin aslında uydurma olduğunu itiraf etti.Christian se suicidó después de escuchar la noticia.
Bir süre sonra, Alex'de ondaki kafiyeleri uydurma yeteneğini görür ve yardım etmesini ister.Alex se aproxima y le intenta ayudar a conseguir lo que ella quería.
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.Questo orientamento è ancora preferito nella Corea moderna.
Kahn’a göre Aeschines'in Aspasia’sındaki her bir bölüm yalnızca uydurma değil aynı zamanda inanılmazdır da.Per Kahn, ogni singolo episodio dell'Aspasia di Eschine non è solo fittizio, ma persino incredibile.
Mark Arm yıllar sonra "Tabii ki grunge'ı ben uydurmadım.Anni dopo Arm dichiarò: "Ovviamente, non ho inventato .
Haberler tamamen uydurmadır.Altre notizie sono invece del tutto inventate.
Richard'ın tahta yükselişine karşı olan Lord Hastings bir uydurma suç ile suçlanıp tutuklanır ve idam edilir.Лорд Гастингс, который возражает против коронации Ричарда, арестован и казнен по сфабрикованному обвинению.
15 senedir Can'ın zeka geriliğinin nedenlerini ve dış dünyaya ayak uydurmasını sağlamaya çalışmaktadır.Через 15 лет инспектор расследует причины закрытия перспективной планеты.
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.В современном Алатыре преобладает частная застройка.
Sünni inanışa göre böyle bir kitap yoktur, hakkındaki rivayetler uydurmadır.لم نعد نؤمن بالله والمسيح والملائكة بسبب أن آيات الكتاب المقدس قالت ذلك.
Devlerin Kitabı, Tanah'taki bir anlatıyı genişleten bir uydurma bir Yahudi kitabıdır.الله أم يَهْوَه؟ أيُّهما إله اليهود؟ مصادر التوراة.
Bahane uydurmada zekidir.إنه ذكي في صنع الأعذار
Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Marge e Homer dizem boa noite para os seus filhos, mas nem tudo sai como planejado.
Dünya sizi değiştirecektir, siz ya buna ayak uydurmak zorunda kalacak ya da ölmeyi tercih edeceksiniz.O mundo vai mudar você - você tem que se adaptar ou morrer.
Sünni inanışa göre böyle bir kitap yoktur, hakkındaki rivayetler uydurmadır.Assim como a maçonaria não impõe uma crença especifica no Livro da Lei, o mesmo ocorre com o conceito de Deus.
Devlerin Kitabı, Tanah'taki bir anlatıyı genişleten bir uydurma bir Yahudi kitabıdır.Ə, ə (schwa) é uma letra do alfabeto latino usada na língua azeri.
Bu bilgi tamamen uydurmadır.A informação é perfeita.
Kachorra yalnız yaşamaya ve şehir yaşantısına ayak uydurmaya çalışır.Fakat bütün işler onun için ters gider.Ela decide partir para a grande cidade e procurar trabalho, mas todos os homens querem abusar dela.
Tercüme yapan cahiller veya kötü niyetlilerin uydurmasıdır.Fallible (Feilbaar) - In staat om een fout te maken of zich te vergissen.
Sünni inanışa göre böyle bir kitap yoktur, hakkındaki rivayetler uydurmadır.Moge zijn naam ook niet ontbreken in het Boek van God, in wie hij onder vallen en opstaan heeft geloofd."
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.De speler heeft ook de mogelijkheid om niet te antwoorden of te liegen.
İnsan yeni şartlara ayak uydurmalıdır.Als het getij verloopt, verzet men de bakens.
Kahn’a göre Aeschines'in Aspasia’sındaki her bir bölüm yalnızca uydurma değil aynı zamanda inanılmazdır da.Według Kahna, każdy pojedynczy epizod w Aspazji Ajschinesa jest nie tylko fikcyjny, ale wręcz niewiarygodny.
Günümüzde, Anne ve George Boleyn'e yapılan suçlamaların çoğunun uydurma olduğu kabul ediliyor.Powszechnie uważa się, że wszystkie zarzuty stawiane Annie Boleyn zostały spreparowane.
Oynamak ne uydurmaktır ne de yalan söylemektir.Grasz czy nie grasz?
Bu bilgi tamamen uydurmadır.Wątek ten jest całkowicie zmyślony.
İmâle: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.Zad: Stanowi przedłużenie linii lędźwi.
Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Homer och Marge vill nu göra av sig med hunden men barnen vill inte.
Uydurma bir masal.En skapelseberättelse.
Anlamlı veya tamamen uydurma olabilir.Begreppet kan vara absolut eller relativt.
15 senedir Can'ın zeka geriliğinin nedenlerini ve dış dünyaya ayak uydurmasını sağlamaya çalışmaktadır.Через 15 років інспектор розслідує причини закриття перспективної планети.
Zamana ayak uydurmalıyız.Ми маємо йти в ногу з часом.
Mark Arm yıllar sonra "Tabii ki grunge'ı ben uydurmadım.Arm mărturisește câțiva ani mai târziu: „Evident, nu eu am creat termenul grunge.
Bu uydurma bir senaryoyla monte ediyorlar.Se adaugă detalii pentru a completa scenariul.
Teknolojiye ayak uydurmaya gayret etmektedirler.Teoksessa Näkökulmia teknologiaan.
Şarkı Uydurma dil dilinde seslendirilmiştir.Τραγουδά συνήθως σε δικής του επινόησης γλώσσα.
Uzun süre yaşadığı hapishane hayatına alışmış, dışarıdaki düzene ayak uydurmak zorunda kalmak ona zor gelir.Δυσκολεύεται να προσαρμοστεί στη ζωή έξω από τη φυλακή και φοβάται πως ποτέ δε θα τα καταφέρει.
Vıcık kelimesi sonradan uydurma bir kelimedir.Μετά-φρασις ουσιαστικά σημαίνει μετα-φορά της ομιλίας.
Saray içindeki nakillerde, Cosimo Vasari'nin yapıyı kendi zevkine göre uydurmasına sahipti.Ved indflytningen i slottet fik Cosimo Vasari til at udvide bygningen til at passe i hans smag.
Kahn’a göre Aeschines'in Aspasia’sındaki her bir bölüm yalnızca uydurma değil aynı zamanda inanılmazdır da.Ifølge Kahn er hver enkelt episode i Aiskhenes' Aspasia ikke bare fiktiv, men utrolig.
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.Man kan faktisk tenke seg begge deler.
Hepsinin ötesinde, finansal kiralama şirketleri yeni bir mevzuata ayak uydurmak zorunda kalmaktadır.I tillegg instruerte den alle skatteinnkrevere for å få en mer ordnet form på innkrevingen.
Haberler tamamen uydurmadır.Berita Selalu Keren.
Ancak bunların tamamen uydurma ve düzmece olduğunu belirten ilahiyatçılar da bulunmaktadır.Apa yang dikatakan Epimenides sebenarnya secara serentak mengandung kebohongan dan kebenaran.
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.Keduanya pun lantas menjalin kerjasama.
Bu çevreye uydurma modern Kore’de hala tercih edilir.Cách định hướng nhà này vẫn còn được ưa thích ở Triều Tiên hiện đại.
"Atatürk Soyadı Konusunda Uydurmalar ve Gerçekler".Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (bằng tiếng Thổ Nhĩ Kỳ).
Gaga, adı Almanca olan şarkının ilk kısmında ve nakaratın bir bölümünde uydurma bir Almancayla konuşmaktadır.Gaga đọc đoạn đầu và phần điệp khúc của bài hát bằng tiếng Đức, bởi vì tên của bài hát là tiếng Đức.
Ona göre bütün gerçek, tikel nesnelerden meydana gelmektedir, tümeller ise uydurma şeylerdir.「ぞうたんのごと(ごた)」=ぞうだん(冗談)の、ごと(ようだ)=馬鹿らしい。
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.両方の作品とも要約である。
Türkçe, kendi ses düzenine yabancı asıllı sözcükleri uydurmaktadır.彼らは異口同音にインディアンのことを話した。
Kahn’a göre Aeschines'in Aspasia’sındaki her bir bölüm yalnızca uydurma değil aynı zamanda inanılmazdır da.アイスキネスの『アスパシア』にあるどのエピソードも単なる作り事ではなく、にわかに信じがたい話であるとカーンは言っている。
Bu olayla ilgili bilgi verici fakat muhtemelen de uydurma olan bir hikâye vardır.關於這一點,有一則有啟發性的,雖然可能是偽造的軼事。
Ona göre bütün gerçek, tikel nesnelerden meydana gelmektedir, tümeller ise uydurma şeylerdir.」 《過去現在因果經》:「一切諸法本,因緣生無主,若能解此者,則得真實道。
Aslında her iki çalışma da uydurmadır.但兩者亦屬二次創作。
Uydurma bir masal.動畫組自創故事。
Şarkı Uydurma dil dilinde seslendirilmiştir.譬如在唱說語言方面作大膽嘗試。
Öğrenciler de kısa sürede bu sisteme ayak uydurmaktadır.与此同时他的学生在逐步接管这些工作。
Bunun üzerine Ali taraftarları bu uydurma süfyan karakterinin aleyhine hadisler uydurarak yaydılar.於是其他民族異想天開地捏造了關於這種令人難以置信的織物來源的各種各樣傳聞。