Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
"Ben sadece açık bir biçimde uyarmaktayım."I am only a plain admonisher."
Ve "Allah evlat edindi" diyenleri de uyarmak için.And that it may warn those who say: "God has begotten a son."
Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Uyarmak için insanları..A warning for people --
Şu var ki: Bana sadece, açıkça uyarmak için gönderilen bir elçi olduğum vahyolunuyor.”Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Zira ben O’nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen âşikâr bir elçiyim.”I give you a clear warning from Him.
İşte ben O’nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen aydınlatıcı bir elçiyim.I give you a clear warning from Him.
Sana düşen sadece: ondan korkanı uyarmaktır.Your duty is only to warn him who fears it.
"'Bana karşı büyüklük taslamayın; bana müslümanlar olarak gelin,' diye uyarmaktadır."Do not rise against me, but come to me in submission.'
Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
Senin görevin, sadece ondan korkanları uyarmaktır.Your duty is only to warn him who fears it.
(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.that he may warn whosoever is living, and that the Word may be realized against the unbelievers.
Sizi ve ulaştığı herkesi uyarmak için bana bu Kuran verildi.Do you indeed testify that there are other gods with God?'
Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikayeler) anlattık.And unto each!
Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.We are ever warning -
Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.We are ever warning -
Siniri uyarmak için elektriksel uyarılar bir elektrot aracılığıyla gönderilir.Electrical impulses are sent through one electrode to stimulate the nerve.
Ufukta tankları gören Jun-shik, Japon kuvvetlerini uyarmak için üsse dönmeye çalışır.Jun-shik, seeing the tanks on the horizon, attempt to return to base to warn the Japanese forces.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Wir sind ein Volk!“.
İşe geç kalan bir çalışanı ertesi gün değil, gününde uyarmak gibi.Wer um diese Zeit nicht geschlüpft ist, tut es an diesem Tag nicht mehr, sondern am nächsten Tag.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Nous avons tué les moines ! » ».
Kabilesinin diğer üyeleri bu eylemine karşı uyarmaktadır, cesurca ama çok tehlikeli.Les autres membres de la tribu lui déconseillent de faire cet acte, certes courageux mais très dangereux.
Haberci ise onları uyarmak amacıyla ara vermeden harar diye bağırır.Elles jouent avec l'ours jusqu'à ce qu'il les avertisse de le laisser tranquille.
Bart, Superboy-Prime'ın kaçış kahramanları uyarmak için geri döndü.Ils reviennent aider les Teen Titans à lutter contre Superboy-Prime.
Vibratörler veya seks oyuncakları vücudun çeşitli yerlerini uyarmak için kullanılır.Il est donc conseillé d'utiliser plusieurs gants de toilettes pour les différentes parties du corps.
Tom'u uyarmak zorundayız.Tenemos que prevenir a Tom.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."En verdad, siempre hemos sido amonestadores.
Bart, Superboy-Prime'ın kaçış kahramanları uyarmak için geri döndü.Bart regresó para advertir a los héroes de la fuga de Superboy-Prime.
Bu distopyaların amacı, insanları bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadır.A partir de ello se propone advertir a los demás acerca de semejante peligro.
Athena, Arakne'yi uyarmak için yaşlı bir kadın kılığına girerek Arakne'ye tanrıları kızdırmamasını öğütler.Atenea quiso dar una última oportunidad de redimirse a Aracne y le advirtió que no enfadara a los dioses.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Possiamo noi essere possessori di ricchezze».
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Люди непременно припомнят нам это».
Bu distopyaların amacı, insanları bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadır.Именно зарплаты манили людей на столь опасную работу.
Doğal ve endüstriyel afetler durumunda askeri ve askeri olmayan unsurları doğanın tehlikeleri ile uyarmak.مساعدة السكان في حالة الكوارث الطبيعية والصناعية ويحذر من مخاطر الطبيعة العسكرية وغير العسكرية.
İşe geç kalan bir çalışanı ertesi gün değil, gününde uyarmak gibi.من نصائح أبي لي كل يوم: لا تؤخر عمل يومك إلى غدك.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."E nós compusemos."
Bir kimseyi iğnelemek, uyarmak veya dikkatini çekmek amaçlı yapılan söz sanatı da denilebilir.Que um Arhat pode estar faltando em conhecimento, ter dúvidas ou se destacar por outros.
Kurtulan son beş kişi 12 Koloniyi uyarmak üzere yola çıktı.De overlevenden van de aanval op de 12 koloniën vluchten.
Beyaz tüylerini dikerek, bu şekilde birbirlerini tehlikeye karşı uyarmak için işaret verebilirler.Door de rode bollen op zijn hoofd, waarschuwt hij de anderen als er gevaar dreigt.
Bart, Superboy-Prime'ın kaçış kahramanları uyarmak için geri döndü.Hij keerde weer terug naar zijn eigen wereld toen Superboy-Prime ontsnapte.
Görevleri ise Orta Dünya’yı Sauron belasına karşı uyarmaktı.Zijn doel was doel de macht te veroveren over Midden-aarde, ook ten koste van Sauron.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."My Mistrzowie!".
Odaya girdiğimi uyarmak için Tom ve Mary birbirlerine bağıramayacak kadar çok meşguldü.Tom i Mary byli tak zajęci wrzeszczeniem na siebie, że nie zauważyli jak wszedłem do pokoju.
Tom'u uyarmak istiyordum.Я хотів попередити Тома.
Tom'u uyarmak istiyordum.Я хотіла попередити Тома.
Beyaz tüylerini dikerek, bu şekilde birbirlerini tehlikeye karşı uyarmak için işaret verebilirler.Hangos csettegő kiáltással figyelmeztetik egymást a veszélyre.
Biz herkesi tehlikeyle ilgili uyarmak için bağırdık.Huusimme varoittaaksemme kaikkia vaarasta.
Haberci ise onları uyarmak amacıyla ara vermeden harar diye bağırır.Fangevogteren bad dem om at vente, til han meldte fra.
19. yüzyılın ortalarında makinisti tahrip olmuş yollara karşı uyarmak için kullanılmaya başlandı.På begynnelsen av det 19. århundre ble det gjort forsøk på å benytte damp til transporten.
(Birini uyarmak için söylenir, açıklayıcı edimsellik) Defol!Firman Allah SWT: Oleh sebab itu berikanlah peringatan, karena peringatan itu bermanfaat.
Görevleri ise Orta Dünya’yı Sauron belasına karşı uyarmaktı.Secara khusus, dia memperingatkan tentang ancaman Saten.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Kami orang-orang rumahan."
(Birini uyarmak için söylenir, açıklayıcı edimsellik) Defol!その時までに町を去れ」と警告する。
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."他只为他自己,我为万民上。
(Birini uyarmak için söylenir, açıklayıcı edimsellik) Defol!你若省略所說的言論,便可以開啓悟性。
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."우리는 복 받은 사람들"”.
Bunlar hedef kası doğrudan uyarmakla sorumlu değildir.אינכם אחראים לתוכן המטרה.
Genellikle, bölge ve eş için rakiplerini uyarmak amacıyla kükrerler.Uporabljajo jih samci za ritualizirane borbe za teritorij in samice.