Ana içeriğe geç
Sözlük

uyarmak ile cümle

uyarmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İşe geç kalan bir çalışanı ertesi gün değil, gününde uyarmak gibi.Tako ne pridejo v poštev nobeni odpovedni roki, ampak delavec ostane brez zaposlitve naslednji dan.
Görevleri ise Orta Dünya’yı Sauron belasına karşı uyarmaktı.Nende ülesanne oli aidata Keskmaa rahvaid võitluses Sauroni vastu.
Ama sizi uyarmak istiyorum.Aber ich muss euch warnen.
Ama sizi uyarmak istiyorum.Ale muszę Cię uprzedzić już teraz.
Ama sizi uyarmak istiyorum.Ale varuji vás předem.
Ama sizi uyarmak istiyorum.Maar eerst wil ik je waarschuwen.
Ama sizi uyarmak istiyorum.І я волію відразу ж і попередити вас.
Ama sizi uyarmak istiyorum.Но сега искам и да ви предупредя нещо.
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;a keby uvidel meč, že prichádza na zem, a zatrúbil by na trúbu a napomenul by ľud,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;A on widząc miecz przychodzący na onę ziemię, zatrąbiłby w trąbę i przestrzegłby lud,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;A ten vida meč přicházející na tu zemi, troubil-li by na troubu a napomínal lidu,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;dacă omul acela va vedea venind sabia asupra ţării, va suna din trîmbiţă, şi va da de ştire poporului,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;e questa, vedendo sopraggiungere la spada sul paese, suona la tromba e dà l'allarme al popolo
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;És õ látja jõni a fegyvert a földre, és megfújja a trombitát, és meginti a népet;
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;in če ta, videč meč prihajati nad deželo, zatrobenta in posvari ljudstvo:
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;ja jos hän näkee miekan tulevan maan kimppuun ja puhaltaa pasunaan ja varoittaa kansaa,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;Jika penjaga itu melihat musuh datang, ia membunyikan tanda bahaya supaya semua orang waspada
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;그 사람이 칼이 그 땅에 임함을 보고 나팔을 불어 백성에게 경고하되
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;nếu người nầy thấy gươm đến trong đất , thì thổi kèn để răn_bảo dân_sự .
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;nếu người nầy thấy gươm đến trong đất, thì thổi kèn để răn bảo dân sự.
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;och denne ser svärdet komma över landet och stöter i basunen och varnar folket,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;og han ser Sværdet komme over Landet og støder i Hornet og advarer Folket,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;og han ser sverdet komme over landet og støter i basunen og advarer folket,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;se, quando ele vir que a espada vem sobre a terra, tocar a trombeta e avisar o povo;
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;si cet homme voit venir l`épée sur le pays, sonne de la trompette, et avertit le peuple;
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;si él ve venir la espada sobre la tierra y toca la corneta para advertir al pueblo
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;und er sähe das Schwert kommen über das Land und bliese die Drommete und warnte das Volk,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;Wanneer hij het leger ziet komen en alarm blaast om hen te waarschuwen,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;και αυτος, ιδων την ρομφαιαν επερχομενην επι την γην, σαλπιση εν σαλπιγγι και σημανη εις τον λαον,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;и он, увидев меч, идущий на землю, затрубит в трубу и предостережет народ;
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;и той, като види че мечът иде върху земята, затръби и предупреди людете,
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;וראה את החרב באה על הארץ ותקע בשופר והזהיר את העם׃
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;فاذا رأى السيف مقبلا على الارض نفخ في البوق وحذّر الشعب
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;他 見 刀 劍 臨 到 那 地 、 若 吹 角 、 警 戒 眾 民
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;他 見刀 劍臨 到 那地 、 若 吹角 、 警戒 眾民
Ben sizi bu konuda uyarmak istedim.이것에 대해 여러분에게 말씀드리고 싶었습니다
Ben sizi bu konuda uyarmak istedim.רציתי להזהיר אתכם בקשר לכך.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Azért vagyok itt, hogy riogassak.
Ben sizi uyarmak için buradayım. Çözmek sizin işiniz.Jeg er her for at alarmere, det er jeres job at løse.
Ben sizi uyarmak için buradayım. Çözmek sizin işiniz.전 경고하기 위해 여기 있는겁니다. 여러분이 푸셔야 합니다.
Ben sizi uyarmak için buradayım. Çözmek sizin işiniz.אני פה להתריע. זו הבעיה שלכם לפתור.
Ben sizi uyarmak için buradayım. Çözmek sizin işiniz.أنا هنا لأحذركم. وظيفتكم حل المشكل.
Ben sizi uyarmak için buradayım. Çözmek sizin işiniz.(笑)
Ben sizi uyarmak için buradayım.Estoy aquí para alarmar.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Eu estou aqui para alertar.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Eu trag semnalul de alarmă.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Ich bin hier, um zu alarmieren.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Ik ben hier om te alarmeren.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Jag är här för att skrämma upp er.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Já jsem tu, abych vás varoval.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Ja robím poplach.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Jestem tutaj, żeby was zaalarmować.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Je suis ici pour alerter.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Saya di sini untuk memperingatkan.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Sono qui per dare l'allarme.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Tôi ở đây để cảnh báo.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Είμαι εδώ για να σας αφυπνίσω.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Моё дело — предупредить.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Моя справа - повідомити.
Ben sizi uyarmak için buradayım.Тук съм за да алармирам.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod