Biz herkesi tehlikeyle ilgili uyarmak için bağırdık.We shouted in order to warn everyone of the danger.
Odaya girdiğimi uyarmak için Tom ve Mary birbirlerine bağıramayacak kadar çok meşguldü.Tom and Mary were too busy yelling at each other to notice that I'd entered the room.
Onu uyarmak zorundayız.We have to warn her.
Onu uyarmak zorundayım.I have to warn her.
Tom'u uyarmak istiyorum.I want to warn Tom.
Seni uyarmak istiyorum.I want to warn you.
Sizi uyarmak istiyorum.I want to warn you.
Seni uyarmak istedim.I wanted to warn you.
Tom'u uyarmak istiyordum.I wanted to warn Tom.
Sen tekrar uyarmak zorunda değilim.I don't want to have to warn you again.
Seni tekrar uyarmak zorunda kalmak istemiyorum.I don't want to have to warn you again.
Tehlikede olduğun konusunda seni uyarmak için buraya geldim.I came here to warn you that you're in danger.
Ne olacağı hakkında seni uyarmak için geldim.I've come to warn you about what's going to happen.
Sadece seni uyarmak istedim.I just wanted to warn you.
Herkesi uyarmak için önde koştum.I ran ahead to warn everybody.
Tom'u uyarmak zorundasın.You've got to warn Tom.
Dönmeden önce diğer sürücüleri uyarmak için sinyal lambalarını yak.Before turning, put on your blinkers to warn other drivers.
Tom'u uyarmak zorundayız.We've got to warn Tom.
Bu konuda Tom'u uyarmak zorundayız.We've got to warn Tom about that.
Bir şekilde Tom'u uyarmak zorundayız.We've got to warn Tom somehow.
Diğerlerini uyarmak zorundayız.We've got to warn the others.
Tom'u uyarmak zorundayım.I have to warn Tom.
Seni Tom hakkında uyarmak için buraya geldim.I came here to warn you about Tom.
Tom'u uyarmak zorunda kalacağım.I'll have to warn Tom.
Seni uyarmak için buradayım.I'm here to warn you.
Onları uyarmak istedim.I wanted to warn them.
Onu uyarmak istedim.I wanted to warn him.
Onu uyarmak istiyorum.I want to warn him.
Onları uyarmak zorunda kalacağım.I'll have to warn them.
Onu uyarmak zorunda kalacağım.I'll have to warn him.
Bizi uyarmak zorundasın.You've got to warn us.
Onları uyarmak zorundasın.You've got to warn them.
Beni uyarmak zorundasın.You've got to warn me.
Onu uyarmak zorundasın.You've got to warn him.
Onları uyarmak zorundayız.We've got to warn them.
Onları uyarmak zorundayım.I've got to warn them.
Onları uyarmak için gitmek zorundayız.We've got to go warn them.
Onu uyarmak için gitmek zorundayız.We've got to go warn him.
Onu uyarmak için girmek zorundayız.We've got to go warn her.
Onları uyarmak için gitmeliyim.I should go warn them.
Onu uyarmak için gitmeliyim.I should go warn him.
Bart, Superboy-Prime'ın kaçış kahramanları uyarmak için geri döndü.Bart returned to warn the heroes of Superboy-Prime's escape.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."And we are worshipers of Him.”
(Birini uyarmak için söylenir, açıklayıcı edimsellik) Defol!"Warning: you will not be warned".
Bu yüzden herkesi sağır olanlar ile dalga geçmemeleri için uyarmak istiyorum.So I want to make aware every one that don't make fun of anyone who is deaf.
Şimdi sizi uyarmak istiyorum, çarpma yaptığınızdan emin olun.Now I just want to give you a little bit of warning, make sure that you're multiplying.
Bu konuda sizi uyarmak isterim.I want to warn you about that.
Simdi, beni uyarmak için bir konumda olduğunu sanmıyorum, Sir meI don't think you are in a position to warn Sir Me, now.
Örneğin erkek bir Kur tıklatın kadın beyni uyarmakEg males will stimulate the females brain a courtship click
Yaşamak üzere olduğun şeyle ilgili seni uyarmak istiyorum.I want to warn you about what you're about to go through.
Birbirimizi uyarmak için çeşitli yöntemler kullanmaya başladık.We began using various devices to stimulate each other.
Ama sizi uyarmak istiyorum.But I just want to warn you right now.
Ben sizi bu konuda uyarmak istedim.I wanted to warn you about that.
Eğer sizi uyarmak istesem, size el sallamam, seslenirim.If I want to warn you of something, I don't wave at you, I'll shout.
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;if, when he sees the sword come on the land, he blow the trumpet, and warn the people;
Bunları sizi utandırmak için değil, siz sevgili çocuklarımı uyarmak için yazıyorum.I don't write these things to shame you, but to admonish you as my beloved children.
Siz, aşırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Özür yahut uyarmak için.To end all argument or to warn.
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.To end all argument or to warn.
O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır."He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).