Ana içeriğe geç
Sözlük

uyarma ile cümle

uyarma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ataları uyarılmadığından tümüyle habersiz kalmış bir toplumu uyarman için...That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
Senin görevin, sadece ondan korkanları uyarmaktır.Your duty is only to warn him who fears it.
Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?The tribe of A’ad denied – so how did My punishment turn out, and My warnings?
(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.that he may warn whosoever is living, and that the Word may be realized against the unbelievers.
Sizi ve ulaştığı herkesi uyarmak için bana bu Kuran verildi.Do you indeed testify that there are other gods with God?'
Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikayeler) anlattık.And unto each!
Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.But warnings avail not.
Bu da bizim, kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir kitap.And this is a Book We have sent down, blest, and confirming that which hath been before it.
Uyarmalar kâr etmiyor. [6,149; 10,101]But warnings avail not.
Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."So We blinded their eyes, "Then taste you My Torment and My Warnings."
Bu hatırlatma ve uyarmayı yeterli görmeyip de daha fazla açıklama isteyenlere karşı ey Muhammed!No desire will they have to be removed therefrom."
Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam için bana şu Kur'an vahyedildi.This Quran was revealed to me, that I may warn you with it, and whomever it may reach.
Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu.This Quran was revealed to me, that I may warn you with it, and whomever it may reach.
(Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır.A Scripture was revealed to you, so let there be no anxiety in your heart because of it.
Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.We are ever warning -
Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.We are ever warning -
Bir bakıverin." İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.Say: 'See what is in the heavens and the earth' But neither signs nor warnings help the unbelievers.
Onunla insanları uyarman ve inananlara öğüt vermen için kalbine bir darlık gelmesin.You should not hesitate to convey its warning and its good advice to the believers.
Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.You should not hesitate to convey its warning and its good advice to the believers.
Onunla uyarman ve inananlara öğüt vermen konusunda göğsünde bir kuşku ve sıkıntı olmasınYou should not hesitate to convey its warning and its good advice to the believers.
Ancak bu örgütlerin çoğu yapılacak çok iş olduğu konusunda uyarmaya devam ediyor.Most continue to warn, though, that substantial work remains to be done.
Suharoşi şunları söyledi: "İlk olarak, kimse bizi sel hakkında uyarmadı."First, no one warned us about the flooding.
Fakat IMF, bazı sorunlarla ilgili uyarmadı da değil.But the IMF also warned of some problems.
Joksimovic, "Balıkçıları yeni türlerle ilgili olarak uyarmanın iyi olacağını düşündük.''We thought it would be useful to warn fishermen about new species.
Sinema ve Televizyon UyarmalarıAdaptations
Bir çok hastalık, uyarma/uyarma veya inhibisyon/stimülasyon testi ile araştırılmaktadır.Many diseases are investigated through excitation/stimulation or inhibition/suppression testing.
Polisi uyarmaya çalışır, ancak telefon bağlantısı kesilir.She tries to alert the police, but the phone connection goes out.
Wanda'yı Hayward konusunda uyarmaya gider ama Wanda ona inanmaz.She goes to warn Wanda about Hayward but Wanda doesn't believe her.
Bu fenomene intrakraniyal kendi kendini uyarma veya beyin stimülasyonu ödülü denir.This phenomenon is called intracranial self-stimulation or brain stimulation reward.
Düz kas hücrelerinde gevşemeyi indüklemek için prostasiklin ve NO'yu uyarma kabiliyeti yoktur.It does not stimulate as much prostacyclin and NO to induce relaxation on smooth muscle cells.
Siniri uyarmak için elektriksel uyarılar bir elektrot aracılığıyla gönderilir.Electrical impulses are sent through one electrode to stimulate the nerve.
Ufukta tankları gören Jun-shik, Japon kuvvetlerini uyarmak için üsse dönmeye çalışır.Jun-shik, seeing the tanks on the horizon, attempt to return to base to warn the Japanese forces.
Seni uyarmalıydım.Ich hätte dich warnen sollen.
Sizi uyarmalıydım.Ich hätte Sie warnen sollen.
Niçin Tom'u uyarmadın?Warum hast du Tom nicht gewarnt?
Neden beni uyarmadın?Warum hast du mich nicht gewarnt?
Neden beni uyarmadınız?Warum habt ihr mich nicht gewarnt?
Bunun olabileceği konusunda seni uyarmalıydım.Ich hätte dich warnen sollen, dass das passieren kann.
Hiç kimse beni uyarmadı.Es hat mich niemand gewarnt.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Wir sind ein Volk!“.
O’nunla uyarman ve insanlara nâsihat etmen hususunda sakın ola ki yüreğinde bir sıkıntı olmasın!Behüte deine Zunge vor Bösem und deine Lippen, daß sie nicht betrügen“.
Uyarma erteleme için bir geri sayım.Ein Nachruf auf das Pausenzeichen.
İşe geç kalan bir çalışanı ertesi gün değil, gününde uyarmak gibi.Wer um diese Zeit nicht geschlüpft ist, tut es an diesem Tag nicht mehr, sondern am nächsten Tag.
Bunun üzerine Bayezid İsfendiyar Beyi uyarmaya karar verdi.Um ihn zu beruhigen, lädt Hr.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."Nous avons tué les moines ! » ».
Kabilesinin diğer üyeleri bu eylemine karşı uyarmaktadır, cesurca ama çok tehlikeli.Les autres membres de la tribu lui déconseillent de faire cet acte, certes courageux mais très dangereux.
Haberci ise onları uyarmak amacıyla ara vermeden harar diye bağırır.Elles jouent avec l'ours jusqu'à ce qu'il les avertisse de le laisser tranquille.
Bart, Superboy-Prime'ın kaçış kahramanları uyarmak için geri döndü.Ils reviennent aider les Teen Titans à lutter contre Superboy-Prime.
Vibratörler veya seks oyuncakları vücudun çeşitli yerlerini uyarmak için kullanılır.Il est donc conseillé d'utiliser plusieurs gants de toilettes pour les différentes parties du corps.
Neden beni uyarmadın?¿Por qué no me avisaste?
Beni uyarmadın.No me avisaste.
Neden Tom'u uyarmadın?¿Por qué no avisaste a Tom?
Neden bizi uyarmadın?¿Por qué no nos avisaste?
Tom'u uyarmak zorundayız.Tenemos que prevenir a Tom.
Tom'u uyarmamız lazım.Tenemos que avisar a Tom.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız."En verdad, siempre hemos sido amonestadores.
Bart, Superboy-Prime'ın kaçış kahramanları uyarmak için geri döndü.Bart regresó para advertir a los héroes de la fuga de Superboy-Prime.
Stark’ı uyarmaya gelen Hansen, saldırıdan Potts ile beraber sağ kurtulur.Maya Hansen, que vino a advertir a Stark, sobrevive al ataque junto con Potts.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod