Ana içeriğe geç
Sözlük

uyarma ile cümle

uyarma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çok içme diye uyarmadım mı ben seni?Didn't I warn you not to drink too much!
Ama sizi uyarmak istiyorum.But I just want to warn you right now.
Düşmanın ben değilim, seni uyarmaya gelmiştim ama birazdan gerçek düşmanlarını göreceksinI'm not your enemy, I came to warn you and soon you will see your real enemies
Ben sizi bu konuda uyarmak istedim.I wanted to warn you about that.
Öncelikle sizi uyarmalıyım, ben geleneksel bir Yemen kızı değilim.NA: Well, let me first warn you that I'm not the traditional Yemeni girl.
Sizi uyarmalıyım, iki video da oldukça etkileyici.I should warn you, they're pretty powerful.
Bu--şiddet içeriyor.. Sizi uyarmalıyım.This is -- this is intense material, I should warn you.
Sizi bir konuda uyarmam gerek:And I have to give you an important caveat:
(Kahkahalar) Yalnızca birini uyarmaya vaktiniz var.You have time to -- (Laughter) you have time to alert one house.
Seni Puslu Çukur konusunda uyarmam gerek.It's only fair to advise you against Fog Hollow.
Eğer sizi uyarmak istesem, size el sallamam, seslenirim.If I want to warn you of something, I don't wave at you, I'll shout.
Onları uyarmalısın, Dunedain için Git!You must warn them, for the Dúnedain go!
Oğlumu ve gelinimi gitmemeleri için uyarmalıyım.Warn my son and his wife not to go.
- Ya niye uyarmadýnýz?It is not your fault.
bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;if, when he sees the sword come on the land, he blow the trumpet, and warn the people;
Bunları sizi utandırmak için değil, siz sevgili çocuklarımı uyarmak için yazıyorum.I don't write these things to shame you, but to admonish you as my beloved children.
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Siz, aşırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Özür yahut uyarmak için.To end all argument or to warn.
Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
(Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?How was then My punishment and My commination!
Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.So now taste My punishment and My commination!
Siz o takdirde Benim uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz.Then you will know the import of My commination!
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.To end all argument or to warn.
Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarmaları alaya alırlar.They make a mockery of My revelations and of what they had been warned.
O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır."He is a warner against the dreadful affliction (that awaits).
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?How was then My punishment and My commination!
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?The 'Ad had also disavowed. How was then My punishment and My commination!
"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.So now taste My punishment and My commination!
Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.Then you will know the import of My commination!
"Ben sadece açık bir biçimde uyarmaktayım."I am only a plain admonisher."
Babaları uyarılmamış, tam gaflet içinde bir toplumu uyarman için gönderildin.That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Sen ha uyarmışsın onları ha uyarmamışsın, fark etmez onlar için; inanmazlar.Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Ve "Allah evlat edindi" diyenleri de uyarmak için.And that it may warn those who say: "God has begotten a son."
Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?Should We have withdrawn the Reminder from you as you are a people who exceed the bounds?
Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Uyarmak için insanları..A warning for people --
İnkâra saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler. [10,96]As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Biz seni sırf Kur'ân’la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
Onlar bütün âyetlerimizi, bütün uyarmalarımızı hep alay konusu yaparlar.They make a mockery of My revelations and of what they had been warned.
Kendilerine müsavidir: ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar...Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Kendilerine nasihat edildiğinde uyarmaları dikkate almazlar.And when they are warned they pay no heed.
Şu var ki: Bana sadece, açıkça uyarmak için gönderilen bir elçi olduğum vahyolunuyor.”Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Zira ben O’nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen âşikâr bir elçiyim.”I give you a clear warning from Him.
İşte ben O’nun tarafından, sizi uyarmak için gönderilen aydınlatıcı bir elçiyim.I give you a clear warning from Him.
Sana düşen sadece: ondan korkanı uyarmaktır.Your duty is only to warn him who fears it.
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
"'Bana karşı büyüklük taslamayın; bana müslümanlar olarak gelin,' diye uyarmaktadır."Do not rise against me, but come to me in submission.'
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod