uyarınca ile cümle

uyarınca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.A tak predložili pred nich, a jedli aj zvýšili podľa slova Hospodinovho.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.A tak předložil jim, i jedli, a zůstalo ještě vedlé řeči Hospodinovy.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Atunci le -a pus pînile înainte; şi au mîncat şi le -a mai şi rămas, după cuvîntul Domnului.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Ấy vậy, người đặt các bánh đó trước mặt họ; họ ăn, và còn thừa lại, y như lời của Ðức Giê-hô-va đã phán.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Da satte han det frem for dem, og de spiste og levnede efter HERRENs Ord.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Då satte han fram det för dem. Och de åto och fingo över, såsom HERREN hade sagt.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Então lhos pôs diante; e comeram, e ainda sobrou, conforme a palavra do Senhor.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Entonces él lo puso delante de ellos. Y comieron, y sobró, conforme a la palabra de Jehovah
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.És õ eleikbe adá, és evének, és még maradt is belõle, az Úrnak beszéde szerint.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Il mit alors les pains devant eux; et ils mangèrent et en eurent de reste, selon la parole de l`Éternel.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Inderdaad bleef er nog eten over, precies zoals de HERE had gezegd.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Ja hän tarjosi heille; ja he söivät, ja jäi tähteeksikin, Herran sanan mukaan.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.저가 드디어 무리 앞에 베풀었더니 여호와의 말씀과 같이 다 먹고 남았더라
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Lo pose davanti a quelli, che mangiarono, e ne avanzò, secondo la parola del Signore
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Postavi torej prednje, in jedli so in je še ostalo po besedi GOSPODOVI.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Så satte han det frem for dem, og de åt og fikk tilovers efter Herrens ord.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Und er legte es ihnen vor, daß sie aßen; und es blieb noch übrig nach dem Wort des HERRN.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Τοτε εβαλεν εμπροσθεν αυτων, και εφαγον και αφηκαν υπολοιπον, κατα τον λογον του Κυριου.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Он подал им, и они насытились, и еще осталось, по слову Господню.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Тогава той сложи пред тях, та се нахраниха, и остана излишък, според Господното слово.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.ויתן לפניהם ויאכלו ויותרו כדבר יהוה׃
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.فجعل امامهم فأكلوا وفضل عنهم حسب قول الرب
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.僕 人 就 擺 在 眾 人 面 前 、 他 們 喫 了 、 果 然 還 剩 下 、 正 如 耶 和 華 所 說 的
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.僕人 就 擺在 眾人 面前 、 他 們喫 了 、 果然 還 剩下 、 正如 耶和華 所 說的
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.A lényeg az, hogy csak erre a három dologra van szükség -- változatosság, szelekció és öröklődés.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Das Prinzip ist, man braucht nur diese 3 Sachen: Variation, Selektion und Vererbung.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.El principio es que se necesitan sólo tres cosas: variación, selección y herencia.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.En principe vous n'avez besoin que de ces trois éléments: variation, sélection et hérédité.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Het principe is dat je slechts drie zaken nodig hebt: variatie, selectie en overerving.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Il principio è che c'è bisogno di tre sole cose -- variazione, selezione, ereditarietà.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.În principiu, este nevoie de doar trei lucruri -- diversitate, selecţie şi ereditate.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.이 원칙은 다음 세 가지만 있으면 됩니다. 다양성, 선택 그리고 상속.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Podstata je taková, že potřebujete jenom tyto tři věci -- pestrost, výběr a dědičnost.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Podstawowa zasada mówi, że potrzebujemy tych trzech rzeczy, zmienności, doboru i dziedziczenia.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Η αρχή είναι ότι χρειάζονται μόνο αυτά τα τρία πράγματα ποικιλομορφία, επιλογή και κληρονομικότητα.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Принцип в том, что необходимы только три категории - видоизменение, отбор и наследственность.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.Принципът е, че просто са нужни тези три неща... разнообразие, подбор и наследственост.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.העקרון הוא שנחוצים רק 3 דברים אלה - גיוון, ברירה ותורשה.
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.المبدأ انك تحتاج الى هذه الثلاث أشياء التلون والإختيار والوراثة
Bu prensip uyarınca sadece üç şeye ihtiyaç vardır -- çeşitlilik, seçim ve kalıtsallık.変化 選択 そして遺伝 ダニエル・ダネットが言うように これらの要素があれば
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Această întîie plecare au făcut -o după porunca Domnului dată prin Moise.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Así partieron por primera vez, de acuerdo con el mandato de Jehovah por medio de Moisés
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Assim iniciaram a primeira caminhada, � ordem do Senhor por intermédio de Moisés:
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.A tak sa rušali prvý raz, na rozkaz Hospodinov, pod správou Mojžišovou.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Così si misero in cammino la prima volta, secondo l'ordine del Signore, dato per mezzo di Mosè
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Da de nu første Gang brød op efter Guds Bud ved Moses,
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Dette var første gang de brøt op, og det var efter Herrens ord ved Moses.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Dit was hun eerste reis sinds de HERE aan Mozes de reisopdrachten had gegeven.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Elindulának azért elõször az Úrnak Mózes által való parancsolatja szerint.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Es brachen aber auf die ersten nach dem Wort des HERRN durch Mose;
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Ils firent ce premier départ sur l`ordre de l`Éternel par Moïse.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.I ruszyli się najpierwej tak, jako był Pan rozkazał przez Mojżesza.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Itulah pertama kali mereka berangkat atas perintah TUHAN melalui Musa
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.이와 같이 그들이 여호와께서 모세로 명하신 것을 좇아 진행하기를 시작하였는데
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Niin he ensi kerran lähtivät liikkeelle sillä tavoin, kuin Herra oli Mooseksen kautta käskenyt.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Och när de nu första gången bröto upp, efter HERRENS befallning genom Mose,
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Takto nejprvé brali se z rozkazu Hospodinova skrze Mojžíše:
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Tedaj so prvič šli na pot po ukazu GOSPODOVEM, danem Mojzesu.
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Vậy , dân Y-sơ-ra-ên vâng mạng của Ðức_Giê - hô-va cậy Môi-se truyền cho , mà ra_đi lần thứ nhất .
Bu, RABbin Musa aracılığıyla verdiği buyruk uyarınca ilk göç edişleriydi.Vậy, dân Y-sơ-ra-ên vâng mạng của Ðức Giê-hô-va cậy Môi-se truyền cho, mà ra đi lần thứ nhất.
İlgili Sayfalar