uyarı ile cümle

uyarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir.Announcing happy news and warnings.
İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.Yet the unbelievers turn away from the warning.
Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.My duty is only to warn you clearly."
Kur'ân'ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.When it was over they came back to their people, warning them:
Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim."I had announced the promise of doom in advance.
Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."I give you a clear warning from Him.
Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.He who warns you is one of the warners of old.
Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)How was then My punishment and My commination!
Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?The 'Ad had also disavowed. How was then My punishment and My commination!
Nasılmış benim azabım ve uyarım?How was then My punishment and My commination!
Semûd da o uyarıları yalanladılar.The Thamud rejected the warnings,
Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.How was then My punishment of which they had been warned?
"Azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).So now taste My punishment and My commination!
Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.The warnings came to the people of Pharaoh.
O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.He is all-mighty and all-wise.
Allah'tan korkun, Allah size bir uyarıcı gönderdi.God has indeed sent down a Reminder for you,
Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".He said: "O my people, I warn you clearly
Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.This is no more than reminder for mankind.
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,To end all argument or to warn.
Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.Your duty is only to warn him who fears it.
Biz peygamberleri sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Fakat bunca işaretler ve uyarılar iman etmeyecek kimselere ne fayda verir ki?But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Ve de ki: “Sizleri bekleyen felakete karşı sizi açıkça uyarıyorum.”And say: "I am a distinct warner,"
De ki: “Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum.Say: "I am warning you by God's command."
De ki: “Ey insanlar! Benim görevim sırf bir uyarıcı olmaktan ibarettir.Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Eğer isteseydik her şehre bir uyarıcı peygamber gönderirdik. [6,19-92; 11,17; 7,158]Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
Uyarılanların başına yağan musîbet ne fena idi!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Biz hiç bir ülkeyi, uyarıcıları gelmeden imha etmedik. [17,15; 28,59]Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Uyarılıp da aldırmayanların mâruz kaldıkları o yağmur ne fena bir yağmurdu!How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Sen sadece uyarıcı bir peygambersin.You are only a bearer of warnings.
İşte bak ve düşün: O uyarılanların âkıbeti nice oldu?Look, then how was the end of those who had been warned,
Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
Ama kâfirler uyarıldıkları kıYet the unbelievers turn away from the warning.
Ben sadece bana ne vahyediliyorsa ona uyarım.I only follow what is revealed to me.
Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik kiWe have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Ben ise sadece açık ve kesin bir tarzda uyarırım.”My duty is only to warn you clearly."
O da: “Ey benim milletim! Ben size gönderilen kesin bir uyarıcıyım.He said: "O my people, I warn you clearly
Bu, bir öğüt ve uyarıdır.Verily this is a reminder.
Beşer için en büyük uyarıdır.A warning for people --
İleri veya geri gitmek durumunda olanlar için en büyük uyarıdır.Whoever of you desires to progress or lag behind.
Hayır! Gerçekten bu bir öğüttür, bir uyarıdır.Never so, as this is a reminder.
İşte bu, bir öğüttür, bir uyarıdır. Artık dileyen Rabbine varan yolu tutar.This surely is a reminder: Therefore whosoever desires may take the way to his Lord.
Öyle yapma! Çünkü o ayetler öğüttür, uyarıdır.Assuredly this is a reminder
İşte Ben, sizi alev saçan bir ateşe karşı uyarıyorum.So, I warn you of the blazing Fire.
Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you with the truth to give glad tidings and to warn.
De ki: "Hayır, biz İbrahim'in tektanrıcı dinine uyarız. O, ortak koşanlardan olmadı."Say: "No. We follow the way of Abraham the upright, who was not an idolater."
Ancak onlardan korkmanız hali başka... ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor. ALLAH kullara şefkatlidir.God bids you beware of Him, though compassionate is God to His votaries.
Ancak onlar da uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttu.But they too forgot to take advantage of the warning they were given.
Biz elçileri, ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Ben ancak inanan bir topluma bir müjdeci ve uyarıcıyım."I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
Ben yalnız bana vahyedilene uyarım.I follow (only) what is revealed to me.
Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Uyarılanların akıbetine dikkat et.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
İnanmıyan bir topluma deliller ve uyarılar kâr etmez."But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Kuşkusuz ben, O'ndan size bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.Verily I bring to you from Him a message of warning and rejoicing,
Sen yalnız bir uyarıcısın; ALLAH her şeyi kontrol edendir.Yet you have been sent to warn alone, for God takes care of everything.
Nuh'u halkına gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım,"We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
İlgili Sayfalar