uyarı ile cümle

uyarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
(Firavun'un adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.I am only a plain admonisher."
Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!How terrible was the rain (that fell) on those who had been warned!
Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan) ların yağmuru ne kötü olmuştur!How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!
Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.I am only a warner, plain and simple."
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,
Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Size uyarıcı da gelmedi mi?And did not the warner come to you?
Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.And We had sent admonishers to them.
Uyarılanların akıbetinin ne olduğuna bir bak!Look, then how was the end of those who had been warned,
Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır.Announcing happy news and warnings.
Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.(That) We sent it down one night of blessing -- so that We could warn --
İnkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.Yet the unbelievers turn away from the warning.
Ben sadece bana vahyedilene uyarım.I only follow what is revealed to me.
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Ben size daha önce uyarı göndermiştim!I had announced the promise of doom in advance.
Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
Zira ben size O'nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.I give you a clear warning from Him.
İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.He who warns you is one of the warners of old.
Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!How was then My punishment and My commination!
Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.The Thamud rejected the warnings,
(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!How was then My punishment of which they had been warned?
Lut'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.The people of Lot rejected the warnings.
Şüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti.The warnings came to the people of Pharaoh.
Allah size gerçekten bir uyarıcı (kitap) indirmiştir.God has indeed sent down a Reminder for you,
"Ey kavmim dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım"He said: "O my people, I warn you clearly
İnsanlık için, uyarıcıdır.A warning for people --
Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için (uyarıcıdır).Whoever of you desires to progress or lag behind.
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.Your duty is only to warn him who fears it.
Hanif olarak hakka tapan İbrahim'in dinine (uyarız) ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadı."We follow the way of Abraham the upright, who was not an idolater."
Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adır.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
O, açık bir uyarıcıdan başka biri değildir.He is only a plain admonisher.
Ben ancak bana vahyolunana uyarım.I follow (only) what is revealed to me.
Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.So think of the fate of those who were warned (and took no heed).
Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.Yet you have been sent to warn alone, for God takes care of everything.
Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin ve her kavim için bir hidayetçi vardır.But you are only a bearer of warnings, and a guide for every nation.
De ki: "Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"
Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.And We have sent you only to give good news and to warn.
Halbuki biz peygamberleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.Say: "I am warning you by God's command." But the deaf do not hear the call when they are warned.
De ki: "Ey insanlar! Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
(Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
(Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
"Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.(They said): "We may haply follow the magicians if they are victorious."
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a plain admonisher."
Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;To (communicate) to your heart that you may be a warner
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.Never have We destroyed a habitation till We had sent admonishers to them
Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Hem size uyarıcı da gelmişti.And did not the warner come to you?
Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntüleriniartırdı.But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,
Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik.And We had sent admonishers to them.
Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?Look, then how was the end of those who had been warned,
Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!When it comes down on their plains, it will be an evil dawn for those who had been warned.
İlgili Sayfalar