uyandırma ile cümle

uyandırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Mohammed, onları uyandırmaya çalışıyor.Mohammad trying to wake 'em up.
Neyse ki, rahatlama tepkinizi uyandırmak için klinik testlerin parçası olmanıza gerek yok.Fortunately though you don't have to be in a clinical trial to turn on your relaxation responses.
Amerika'daki profesyonel olmayan çevrelerde ise o denli düşmanlık uyandırmakta ki -- (Kahkahalar)But in non-professional circles within America, it arouses so much hostility -- (Laughter)
Üstünlük ve kusursuz bir dünyayı uyandırma algısını nasıl yaratırsınız?How do you create the sense of transcendence, the sense of evoking a perfect world?
Günleri lanetleyenler, Livyatanı uyandırmaya hazır olanlar, O günü lanetlesin.Let them curse it who curse the day, who are ready to rouse up leviathan.
Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır.but the goal of this command is love, out of a pure heart and a good conscience and sincere faith;
İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun.You pay full attention,
Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz.Surely ye are more awful in their breasts than Allah.
Bu, iktidara gelen yeni kişiler için de bir uyandırma çağrısı olmalı.This should be an alarm call for the new people in power.
Kirlilik Arnavutluk için uyandırma çağrısıPollution is a wake up call for Albania
Ancak Puddington, bazı alanların endişe uyandırmaya devam ettiğini de ekliyor.Nevertheless, he added, there are still areas of concern.
Çevreye olan zararla ilgili bilinç uyandırmak çok zor."It's very difficult to raise consciousness about environmental damage."
VAENI Başkanı Yorgo Fountoulis SETimes'a verdiği demeçte,"Önemli olan kaynağı bulup ilgi uyandırmak."What's important is to locate the source and arouse the interest.
Bulgaristan ve Romanya'ya AK'den uyandırma servisiBulgaria, Romania get wake-up call from EC
Onu uyandırmak yerine, kolunu kesmek için bir çift makas kullandı ve kediyi rahatsız etmedi.Rather than wake her, he used a pair of scissors to cut the sleeve off, leaving the cat undisturbed.
Bu bir duygu dünyası ve başkalarında duygu uyandırmasıdır.This is a world of emotion and the evocation of emotion in others.
Etnografya ve performans, okuyucuda duygu uyandırmak için birlikte çalışır.Ethnography and performance work together to invoke emotion in the reader.
1915'te Hobart, Tazmanya'ya taşındı ve Hobart galerisine ilgi uyandırmaya çalıştı.He moved to Hobart, Tasmania in 1915 and tried to raise interest in the Hobart gallery.
Politeizm: Bir noktada, tapınakçılık insanların kafasında şüphe uyandırmaya başladı.Polytheism – At one point, Fetishism began to bring about doubt in the minds of its believers.
Seni uyandırmadım, değil mi?Ich habe dich doch nicht geweckt, oder?
Üç dakikada üç yıla ait anıları uyandırmak, bu sadece müziğin yapabileceğidir.In drei Minuten Erinnerungen von drei Jahren zu wecken, das schafft nur Musik.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Schließlich schläft er ein (oder stellt sich schlafend?).
Uyandırmak için de megafon kullanılır.Ein Appell zum Aufwachen.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Wer wagt, sie zu scheuchen?
Bu arada Iraxxa, sayısız Buz Savaşçısını uyandırmaya başlar.Trotzdem flieht sie mit vielen Flüchtlingen hinauf auf das Eis.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.Ihre Veröffentlichung stieß allerdings bei Lesern und Kritikern nicht auf großes Interesse.
Uyandırmadık fitne bırakmadın Sabatay Efendi.Doch gelang es ihnen nicht, durch die Verbrennung die Verehrung des heiligen Sava zu unterdrücken.
Bu senaryo özgür iradeyle ilgili sorular uyandırmaktadır.Damit entstand die Idee zu einer Freilichtbühne.
Tehdit savurmak da yine korku uyandırmak için kullanılır.Mit Angst wird eine andere Angst abgewehrt.
Bebeği uyandırmamak için hareketsiz bir biçimde orada oturuyor.Elle s'assit là immobile, pour ne pas réveiller le bébé.
Annemden beni saat dörtte uyandırmasını istedim.J'ai demandé à ma mère de me réveiller à quatre heures.
Tom Mary'yi uyandırmaya çalışıyor.Tom essaie de réveiller Marie.
Umarım sizi uyandırmadım.J'espère que je ne vous ai pas réveillée.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Il faut donc les endormir et palper ».
Angelus, Acathla'yı uyandırmak için kendi kanını kullanır.Angelus apprend alors qu'il faut son propre sang pour activer Acathla.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?Qui eût osé se fâcher après cela ?
Kısaca, herhangi bir renk, iki ayrı insanda aynı duyguları uyandırmayacaktır.En effet, une même amorce n’aura pas la même incidence sur deux personnes différentes.
Liderleri adamlarını uyandırmaya geldiğinde hepsinin ya ölü ya da kaçtığını görür.Ils y accostent et constatent que tous ses occupants sont disparus ou morts.
Bazı taşınabilir bilgisayarlar uyandırmak için gereken süreyi artırır.Une bonne maintenance logicielle permet d'allonger la durée de vie du logiciel.
Susan'nın bir arkadaşı öğle yemeği için gelir, T-Bag şüphe uyandırmadan onu cezbeder.Susan lui demande ce qu'il projette de faire, mais T-Bag est perdu dans ses pensées.
Bu sırada annesi onu bulur ve uyandırmaya çalışır.Elle passe alors son temps à le retrouver et tenter de l'avoisiner.
Uyandırmak için de megafon kullanılır.Un réveil explosif.
Mary'yi uyandırmaya git.Vete a despertar a Mary.
Bebeği uyandırmaya korkuyordu.Ella temía despertar al bebé.
O, benim onu 6:00 da uyandırmamı rica etti.Me pidió que le despertara a las seis.
Jim bebeği uyandırmamak için odaya sessizce girdi.Jim entró a la habitación sin hacer ruido para no despertar al bebé.
Onu uyandırma.No lo despiertes.
Tom'u uyandırmalıyım.Tengo que despertar a Tom.
Sanırım Robert'ı uyandırmanın zamanı.Creo que es hora de despertar a Robert.
Yarın yedide beni uyandırmayı unutmayın.No se olvide de despertarme mañana a las siete.
Tom'u uyandırmak istemiyorum.No quiero despertar a Tom.
Hadi, Tom'u uyandırmaya gidelim.Vayamos a despertar a Tom.
Tom'u yakında uyandırmalıyım.Pronto tendré que despertar a Tom.
Neden beni uyandırmadın?¿Por qué no me despertaste?
Onu uyandırmanı istemem.No quiero que le despiertes.
Tom'u uyandırmamak için dikkatli ol.Ten cuidado, no vayas a despertar a Tom.
Yarın sabah beni uyandırmayı unutmamalısın.No debes olvidarte de despertarme mañana por la mañana.
Alarm Tom`u uyandırmadı.La alarma no despertó a Tom.
Yeni keşfedilen bu bilgi bilim dünyasından pek de bir yankı uyandırmadı.Este conocimiento recién descubierto no suscitó mucho eco del mundo de la ciencia.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........Si los distingue, ¿cómo puede decir si está ahora dormido o despierto?"

İlgili Sayfalar