uyandırma ile cümle
uyandırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom onu altı buçukta uyandırmamı istedi.Tom asked me to wake him at six-thirty.
Tom 6.30'da onu uyandırmamı istedi.Tom asked me to wake him up at six-thirty.
Beni uyandırma.Don't wake me.
Sessizce konuşalım böylece bebeği uyandırmayız.Let's talk quietly so we don't wake the baby.
Seni uyandırmamaya çalıştım.I tried not to wake you up.
Beni uyandırman gerekirdi.You should have woken me up.
Tom parmak uçlarına basarak yürüdü ve bebeği uyandırmadı.Tom tiptoed across the room so he wouldn't wake up the baby.
Bebeği uyandırmamak için sessiz ol.Be quiet so you don't wake up the baby.
Tom çocukları uyandırmak istemedi.Tom didn't want to wake up the kids.
Tom çocukları uyandırmak istemiyordu.Tom didn't want to wake the kids up.
Mary uyandırmak için Tom'un yüzüne bir kova soğuk su attı.Mary threw a bucket of cold water on Tom's face to wake him up.
Sami, Leyla'yı uyandırmaya gitti.Sami went to wake Layla.
Bunu Tom yapmış olsaydı şüphe uyandırmaz mıydı?Wouldn't it be suspicious if Tom did that?
Çocukları uyandırmak istemiyorum.I don't want to wake the kids up.
Çocukları uyandırmak istemedim.I didn't want to wake up the kids.
Bebeği uyandırmayın.Don't wake the baby.
Bence Tom'u uyandırma zamanı.I think it's time to wake Tom up.
Saat 2.30'dan önce beni uyandırma.Don't wake me up before 2:30.
Tom Mary'yi uyandırmak için gitti.Tom went to wake Mary up.
Tom'u uyandırmalı mıyım?Should I wake Tom up?
Eve geldiğimde seni uyandırmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't wake you up when I get home.
Eve döndüğümde seni uyandırmamaya söz veriyorum.I promise not to wake you up when I get home.
Tom'u uyandırmaya gittiğim zaman o biraz daha uyumak istediğini söyledi.When I went to wake Tom up, he said he wanted to sleep a while longer.
Tom, Mary'yi uyandırmak için yukarı çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Tom, Mary'yi uyandırmak için üst kata çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Tom, Mary'yi uyandırmak için yukarı kata çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Ne zaman seni uyandırmamı istersin?When do you want me to wake you up?
Seni ne zaman uyandırmamı istiyorsun?What time do you want me to wake you up?
Sami karısını uyandırmamak için dikkatliydi.Sami was careful not to wake his wife.
Bence Tom'u uyandırman gerek.I think you should wake Tom up.
Lütfen beni saat 2.30 'dan önce uyandırma.Please don't wake me up before 2:30.
Lütfen beni saat 2.30'dan önce uyandırmayın.Please don't wake me up before 2:30.
Tom'un Mary'yi uyandırmasını istemiyorum.I don't want Tom to wake Mary up.
Bir uyurgezeri asla uyandırma derler.They say never wake up a sleepwalker.
Kendini uyandırmak için üstüne soğuk su döktü.He poured cold water over himself to wake himself up.
Sessizce konuşun, böylece bebeği uyandırmazsınız.Speak quietly, so your don't wake the baby up.
Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!” ...........'I slept and dreamed—or was I awake?'
Angelus, Acathla'yı uyandırmak için kendi kanını kullanır.Angelus uses his blood to reawaken Acathla.
Ruhu uykuda olanları uyandırma çabamda bana destek olmaya devam etmenizi istiyorum.I want you to continue to support me in my effort to wake those who are asleep.
Listenin amacı, klasik Hollywood sinemasına ilgi uyandırmaktır.The list is intended to ignite interest in classical Hollywood cinema.
Liderleri adamlarını uyandırmaya geldiğinde hepsinin ya ölü ya da kaçtığını görür.When their leader comes to rouse his men, he discovers they are all dead and escapes.
Buffy'nin rüyasında Anya, yatakhane odasında uyuyan Buffy'yi uyandırmaya çalışıyordur.In the final dream sequence, Buffy is woken by Anya in her dorm room.
Küçük "Şebnem Perisi" çocukları uyandırmaya gelir.The Dew Fairy comes to wake the children.
Kitap okurlar ve kritikler arasında ilgi uyandırmadı.The book evoked violent reactions of admiration and criticism among the readers and critics.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?But what is it to keep awake?
Bu sırada annesi onu bulur ve uyandırmaya çalışır.He picks her up and tries to awaken her.
Uyandırmak için de megafon kullanılır.The book comes as a wake-up call.
Ve Amsterdam 'dayken bir sabah bir 'uyandırma çağrısı' aldımAnd I had a bit of a wake-up call in Amsterdam:
Bırak uyusunlar, uyandırma!Don't wake them. Let them sleep.
O ilk kocası uyandırmak, ancak yatak dinleme oturdu vermedi.She did not arouse her husband at first, but sat up in bed listening.
Haraket etmesini sağlamak için onu uyandırmalısın.You gotta wake him up to get him to move.
Onu bir Poke Flüt'le uyandırmalısın.You gotta wake him up with a Poke Flute.
Seni uyandırmaktan nefret ediyorum.I hate to wake you up
Onun yerine, beni uyandırmasına son derece ihtiyaç duyduğum bir fincan kahveyi düşünüyorum.Instead, I'm thinking about that cup of coffee I desperately need to wake me up.
Ve benim işim o kabuslar görmeye başladığında uyandırmak için uyanık kalmaktı.And my job was to stay awake until her nightmares came so I could wake her.
Ama kendi başına uyanamıyordu, çünkü her zaman karısı onu uyandırmak zorundaydı.But he can't wake up by himself, because always his wife has to wake him up.
Onu uyandırma.Don't wake him.
- Uyandırmasak iyi olur. - Julia! - Uyandırmasak iyi olur.- It's best not to wake him.
Ben uyandırmayacağım!I'm not going to wake him.
Beni uyandırmayın.Please don't wake me.