utangaç ile cümle

utangaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu şekilde kadınlara karşı olan utangaçlığını yenmiştir.Hij is ronduit schofterig tegen vrouwen.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Hij gold als een vrolijk kind en bracht veel van zijn tijd door bij zijn shetlandpony.
Başlangıçta utangaç ve kendini yalandan kekeme olarak gösteren biriydi.Ze werden in het begin als nogal eigenzinnig en nukkig bestempeld.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Als kind was hij zeer verlegen.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.In zijn jeugd was Munir een doodgewone jongen die met andere kinderen vocht en geen streber was op school.
Ayrıca utangaçtır.Ze is ook ijdel.
Oldukça utangaçtır.Ze is nogal verlegen.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Pozostaje powściągliwy i podejrzliwy w stosunku do obcych.
1996'da yönetmen Shirley Barrett, Otto'yu Love Serenade'e utangaç bir garson rolüyle dahil etti.W 1996 roku reżyser Shirley Barrett obsadziła ją w roli nieśmiałej kelnerki w Love Serenade.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Ławice rozpraszają się, gdy są zaniepokojone.
Bu kuş türü utangaçtır ve kendilerini gizli tutmaya çalışırlar.Ptaki te są skryte i trudne do dostrzeżenia.
Robbie Shapiro (Matt Bennett) Hollywood Arts'ın utangaç, sakar inek öğrenci.Matt Bennett jako Robbie Shapiro – kujon oraz student szkoły Hollywood Arts.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Był chorowitym, delikatnym i wrażliwym chłopcem.
Gençlik yıllarında sessiz ve utangaç bir çocuktu.W dzieciństwie był nieśmiały i chudy.
Utangaç bir karaktere sahiptirler.Mają bardzo wylewny charakter.
Giordanella Evra'yı "çok sessiz ve biraz utangaçtı.Giordanella opisał gracza jako "Bardzo spokojny, trochę nieśmiały.
Bir süre içine kapanık ve fazla utangaç kaldı.Jest zamknięta w sobie i nieśmiała.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.Nie jest zawodowo związany z pisarstwem.
Danny, 14 yaşında, utangaç bir çocuktur.Bardzo szczupły czternastoletni chłopiec.
Tom hiç utangaç değil.Tom wcale nie jest nieśmiały.
Tom eskisi gibi utangaç çocuk değil.Tom nie jest już wstydliwym dzieckiem jakim był kiedyś.
Kubo Sensei, sosyal hayatta oldukça utangaç bir insandır.Punta Humilde är en udde i Kuba.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Dessa stora fåglar är mycket farliga om de blir störda.
Gençlik yıllarında sessiz ve utangaç bir çocuktu.I ungdomen var han blyg och introvert.
Alba on bir yaşındadır ve çok utangaçtır.Gerry är 11 år och överviktig.
Duikerler pek utangaç ve çekingen hayvanlardır.Myrkottar är allmänt försiktiga och skygga djur.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Han var ofta med fadern i tryckeriet, och mycket i hans barndom kretsade kring trycksaker.
Zaten halka açık utangaç Krebs'in koleksiyonunu gizli tutmak için katkıda bulundu.Kungen anklagades för att ha varit inblandad i dråpet av den högt uppsatte Mbhabha Nsibandze.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.Begreppet cesur sammanhänger inte med versfot.
Müstakbel eşi veliaht Louis-Auguste çok utangaçtı.Dennes ättlingar med Augusta Kunckel blev synnerligen talrika.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На випускному вечорі, Керрі нервує і соромиться, але Томмі люб'язно заспокоює її.
Bir süre içine kapanık ve fazla utangaç kaldı.Був похмурим і сильно загикувався.
On dokuzundan gün alıyordu ve utangaçtı.Вона простояла 100 років і стала занедбаною.
Çok salaktır ve utangaçtır.Несмілива і сором'язлива.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Хлопчик зростав замкнутим і нетовариським і не демонстрував яких-небудь значних успіхів в школі.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Слони й провідники, злякавшись, тікають.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.В свою чергу через сором'язливість не має друзів.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.Фелісіте — горда і незалежна жінка, яка працює співачкою в барі в Кіншасі.
İnsan yapısına ve utangaç bir karaktere sahiptir.Обличчя має вираз і форму дорослої людини.
Ben utangaç değilim.Я не сором'язливий.
Tom utangaç bir çocuktu.Том був сором'язливим хлопцем.
Daha önce utangaç bir şekilde kendisini göstermiş olan ‘cover’ modası, bu albüm sonrası epeyce hızlandı.Мода на "обкладинку", яка раніше проявила себе сором'язливо, значно прискорилася після цього альбому.
Bir erkek çocuğu olarak çok utangaç ve hassas biriydi.Jako kluk byl velice plachý a samotářský.
Albert biraz utangaç ve sessizdir.Catherine je hodně stydlivá a nevýřečná.
On dokuzundan gün alıyordu ve utangaçtı.Je mu šedesát a stal se z něj tulák.
Oldukça utangaçtır.Je velmi plachá.
Çok utangaç olmaya başlamıştı.Měla ve zvyku být velmi plachá.
Bu şekilde kadınlara karşı olan utangaçlığını yenmiştir.Vadily jí třeba jeho opovržlivé výroky o ženách.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Era un copil timid și nu avea mulți prieteni la scoală.
Oliver özellikle gençlik yıllarında çok utangaçtı.În tinerețea, ea a fost extrem de timid.
Ayrıca utangaçtır.Și e perseverent.
Çok ama çok utangaçtır bu yüzden babası gibi insan korkutamaz.Este foarte fricos, dar nu ca și sora sa, el este bun la suflet și drăgăstos.
Çok utangaç olmaya başlamıştı.Cred că a fost într-un fel de jenant.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Îi priveau pe străini că fiind josnici și respingători.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Toate mamiferele o secretă în timp ce sunt alăptate.
On dokuzundan gün alıyordu ve utangaçtı.Tíz hónapig vak volt és béna.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Félénk madár, megzavarása esetén elszalad.
Ayrıca utangaçtır.Emellett nagyon arrogáns is.
Robbie Shapiro (Matt Bennett) Hollywood Arts'ın utangaç, sakar inek öğrenci.Robbie Shapiro (Matt Benett) egy fiú a Hollywood Arts-ban.
Ufak tefek, utangaç ve korkaktır.Alattomosak, gyávák és kegyetlenek.
İlgili Sayfalar