utangaç ile cümle

utangaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.De niña, Clara era tímida y retraída.
Çok utangaç olmaya başlamıştı.Se suponía que él era muy tímido.
Oldukça utangaçtır.Es muy tímida.
Ayrıca utangaçtır.Es tímida.
Ufak tefek, utangaç ve korkaktır.Es tímido y cobarde.
O, kızlarla konuşamayacak kadar çok utangaçtır.È troppo timido per parlare con le ragazze.
Sen utangaçsın.Sei timido.
O çok utangaç ve tatlıydı.Era molto timido e dolce.
Uzun yıllardır ilk kez bir okulda bulunuyordu ve utangaçtı, sınıf arkadaşlarıyla iyi geçinemiyordu.Era la prima volta che tornava a scuola dopo diversi anni, ed era a disagio con i suoi compagni di classe.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Diffidente e riservato verso gli estranei.
Utangaç bir karaktere sahiptirler.Ha un carattere ombroso.
Oldukça utangaçtır.È molto timida.
Kadın utangaç başı ile razılık eledi (gösterdi).La sposa di Nefermaat fu Itet (o Atet).
Albert biraz utangaç ve sessizdir.Daniel è un ragazzo molto silenzioso e impacciato.
Utangaçlık doğrudan içedönüklükle ilgili değildir.E la timidezza non mi aiutava...
Ayrıca utangaçtır.Anche vanitoso.
Pandalar biraz utangaç yaratıklardır, insanların bulunduğu bölgelere pek girmek istemezler.Gli Uomini Forbice sono una razza di esseri inesistenti che attaccano gli esseri esistenti.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Le api al suo interno, spaventate, scappano via.
Utangaç olma.Не будь робким.
Çok fazla utangaç olma.Не будь слишком застенчивым.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На выпускном вечере Кэрри нервничает и стесняется, но Томми любезно успокаивает её.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.В детстве был застенчивым мальчиком, интровертом, имевшем мало друзей и плохо учившимся в школе.
Ayrıca utangaçtır.Он тоже стеснительный.
Utangaç bir karaktere sahiptirler.Обладает застенчивым характером.
Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.За обман всегда стыдно, за честность — нет.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.К посторонним людям недоверчивы и подозрительны.
Çok utangaç olmaya başlamıştı.Стыдно становится и тяжело.
Bu kuş türü utangaçtır ve kendilerini gizli tutmaya çalışırlar.В этот период птицы молчаливы и ведут себя скрытно.
Bir insanın olabileceği kadar tembel, fakir, sapık ve aynı zamanda utangaçtır.Такой же, как и сын, рассеянный, застенчивый и скромный.
Çekingen insanlar, muhakkak tüm insanlara karşı aynı derecede utangaçlık hissetmezler.Нет, наша совесть слишком чиста для такого унижения.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Одинокий и замкнутый парень, большую часть времени проводящий за книгами.
Uzun yıllardır ilk kez bir okulda bulunuyordu ve utangaçtı, sınıf arkadaşlarıyla iyi geçinemiyordu.وهذه كانت المرة الأولى التي تمكث في المدرسة لعدة سنوات، وكانت على دراية وعدم راحة مع زميلاتها.
On dokuzundan gün alıyordu ve utangaçtı.وكانت مدة خلافته عشر سنين وشهرا.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.كان جورج في طفولته خجولاً ومنعزلاً.
Sonic'le ilk tanıştığında çok utangaçtı ama sonra açıldı ve dünyayı onunla beraber kurtarıyor.كان يكره ساكورا جداً في البداية ولكــن بعدها تغيرت علاقته بها.
Bu kuş türü utangaçtır ve kendilerini gizli tutmaya çalışırlar.بشكل عام هي طيور خجولة وسرية ويصعب مراقبتها.
Oldukça utangaçtır.إنه محرج.
Duikerler pek utangaç ve çekingen hayvanlardır.وتميل الترسيرات إلى أن تكون حيوانات خجولة للغاية.
Çocukluğunda, çoğumuzdaki gibi, çok utangaçtı.كان خجولاً مثل معظمنا في مرحلة الطفولة
Iglésias, iki insanın sevgide olan mutluluğunu anlatıyor - "hafifçe utangaç" diye güzel.Iglésias descreve a felicidade de duas pessoas apaixonadas - ele "um pouco tímido" e ela bonita.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.É reservado e desconfiado com estranhos.
Sosyal katılımlarının az olması utangaçlık veya bunalım olarak yorumlanmamalıdır.A sua falta de envolvimento social não deve ser interpretada como timidez ou depressão.
Albert biraz utangaç ve sessizdir.Paul é bastante compenetrado, tímido e calado.
Utangaç bir türdür ve insanlar uzak durur.É uma vergonha e parece que o mundo nos despreza.
Cristina do Rego - Lisa, hiç sevgilisi olmamış, Karo ile yakın arkadaş olan utangaç kız.Cristina do Rego como Lisa, uma garota tímida que nunca teve um namorado.
Bu şekilde kadınlara karşı olan utangaçlığını yenmiştir.Ela parece ser tímida em relação às pessoas.
Oldukça utangaçtır.Era muito tímida.
Çok ama çok utangaçtır bu yüzden babası gibi insan korkutamaz.É jovem, alto, fala português, não está assustado como o pai.
Çok utangaç olmaya başlamıştı.Nesse evento ele estava muito tímido.
Jamil öğrencilik yıllarında kendisini "kitapsever ve utangaç" olarak tanımlamaktadır.Na escola, Jameela diz que ela era "teimosa e tímida".
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.A sonhadora e desajeitada Gabriela, irmã de Diana, trabalha como empregada na mansão.
Giordanella Evra'yı "çok sessiz ve biraz utangaçtı.Giordanella descreveu o jogador como mais quieto, quase tímido.
Genç Carl Fredricksen utangaç, sessiz bir çocuktur.George Lundgren: é um garoto amigável e um pouco tímido.
Oliver özellikle gençlik yıllarında çok utangaçtı.Oliver was verlegen, vooral tijdens zijn tienerjaren.
En iyi arkadaşlarından bazıları onu utangaç sessiz birisi olarak niteler.Enkele van zijn beste vrienden en collega’s omschrijven hem als een verlegen en teruggetrokken man.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Hij is waaks en tegenover vreemden wantrouwig.
Evans küçükken suskun, utangaç ve içine kapanık bir çocuktu.Als kind was Itosu klein in gestalte, verlegen, en introvert.
İnsan yapısına ve utangaç bir karaktere sahiptir.Ze heeft een menselijke vorm en een monsterlijke vorm.
Drake oldukça utangaçtı, konser vermekten elinden geldiğince kaçınırdı.Cruijff was echter genadeloos en liet zijn spits zo veel mogelijk spelen.
On dokuzundan gün alıyordu ve utangaçtı.Hij scoorde dertig keer en was elf keer aanvoerder.
İlgili Sayfalar