Utanç anıtı dönüşüyor.享徳の乱はじまる。
Utanç gösterisinin sürekli gösterilmesi için minnettar olmak yerine, uzaklaşmaya başlıyorum.純情で考えるより実行する派なのでいつも大騒ぎになってしまう。
Utanç duymalılar.恥を知れ。
Türkçeye çevrilen tek romanı Utanç'tır.トルコ人からの唯一のナンパ経験あり。
Ne kadar utanç verici bir davranış!それは卑劣な行為だ。
O zaman, kıskançlığından utanç duyan Kont karısından kendini affetmesi için yalvarmaya başlar.自暴自棄に陥っていた市松は、合流した話頭に自分を殺してくれるよう懇願する。
Utanç, çoğu zaman benzer durumlara karşı gösterilir.多くの場合、威嚇は決まり切った形式的やりとりでおこなわれる。
Böylece utanç duygusunu geliştirmenin yanında harmonik bir şekilde düzene gireceklerdir."真如相廻向(しんにょそう・えこう) 修するところの善根を真如に合わせて廻向を完成する。
Rivlin bu çağrıyı protesto ederek, “bana göre bu çağrı, Yahudi halkını utanç duruma düşürmektedir.ラッセルはこの訴訟の中で、球団に対して「私は、あなたたちに呪いをかける。
Utanç, çoğu zaman benzer durumlara karşı gösterilir.驕傲經常被視作羞耻的相反。
Halk korkudan ve utançlarından susmuştur.眾人聽後帶著羞恥和害怕的心情安靜下來。
Utanç anıtı dönüşüyor.紀念浮雕。
“Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.”吾今归去,羞见此人。
Utanç duygusunu yaşama eylemine ise utanma adı verilir.觀他有恥說名為愧。
Gençliğini, geçmişinin utancından uzaklaştırmaya uğraşarak geçirmiştir.為依止故生起慚愧。
Utanç anıtı dönüşüyor.큐어 드림으로 변신한다.
Halk korkudan ve utançlarından susmuştur.악성 댓글은 상대방에게 모욕감이나 치욕감을 줄 우려가 있다.
Utanç ve Onur, 1915’in 100.“조봉암과 1950년대(상)(역비한국학연구총서 15)”.
Utanç duymalılar.מביכה אותה.
Kitapta en önemli söz şudur: "Neden kendine Bulgar demekten utanç duyuyorsun?"המשפט המפורסם ביותר מספר זה שהפך לנרטיב הרנסאנס הבולגרי היה: "מדוע הנכם מתביישים במוצאכם הבולגרי?".
Cinayetle ilgisi olmayan bu bilgi yine de adamın karakterine bir utanç gölgesi düşürmekte kullanılır.כך, גם בעוולה שנזק אינו יסוד בה, ייחשב נזק שנגרם ליסוד בעילת התובענה.
Bu olay, babası Kim Jong-il'in utanç duyması nedeniyle Çin'e planladığı ziyaretinin iptaline neden oldu.בשל המבוכה שנגרמה לו בעקבות התקרית, ביטל אביו קים ג'ונג-איל את ביקורו המתוכנן לסין.
Sadece Emir Timraz kenarda duruyordu; o, Şehsüvar'ın yakalanış şeklinden utanç duyuyordu.עם זאת, מנהג יהדות אשכנז היה לערוך קידוש על הפת, חרף דברי הרמ"א.
Utanç, içinde bulunulan durumdan kurtulmak isteme durumudur.ייתכן ויידרש הליך פולשני כדי למנוע החרפה של המצב.
Kemiklerinin düşmesinden utanç duyar.Срамувам се, че спадам към тях...
Cinayetle ilgisi olmayan bu bilgi yine de adamın karakterine bir utanç gölgesi düşürmekte kullanılır.Искаме това, въпреки че смятаме, че екзекуцията е прекалено голяма чест за този човек.
Fazla uzağa gidemedik, utanç vericiydi çünkü onlar gerçekten iyiydi.Път дотам нямало, това им е добре дошло .
Utanç anıtı dönüşüyor.Появява се композицията Страх.
Utanç anıtı dönüşüyor.Posljednji hrvatski ban žalosne uspomene.
Allmusic dergisinden John Bush, şarkıyı milenyumun en utanç verici rap şarkısı olarak nitelendirdi.Primjerice John Bush iz Allmusica za pjesmu je rekao da je to jedna od najjadnijih rap pjesama tisućljeća.
İsa'nın bir babası olmadığından Meryem utanç içindedir.Marija se poštuje kao Isusova majka ali ju je neprimjereno častiti.
Okçular yenilmiş ve utanç içinde geri çekilmişlerdi.Meško je bio potišten i osjećao se poraženim i osramoćenim.
Utanç, içinde bulunulan durumdan kurtulmak isteme durumudur.Na taj način se može spriječiti da ne dolazi do nikakvog ispuštanja onečišćenja u okoliš.
Oğulların sünnetine itina gösterilmelidir ve bunu aziz halkın utancını kaldırmak için yapmalıdır.Dužnost Crkve je uputiti svijet, da postane svjestan poziva Duha Svetoga.
Ancak kule, onu bir utanç lekesi olarak gören Paris halkının tepkisini de çekmiştir.Eiffelova veža narazila na odpor parížskeho obyvateľstva, ktoré ju považovalo za poškvrnu.
Utanç anıtı dönüşüyor.Ide o náhrobnú pamiatku.
Halk korkudan ve utançlarından susmuştur.Už jeho prítomnosť vzbudzovala v ľuďoch nedôveru a strach.
“Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.”Bolo pre mňa veľkým zážitkom sa s týmito ľuďmi stretávať po mojom nástupe do rozhlasu“.
Yunan tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır.Grécki prabohovia sú v starovekom Grécku najstarší bohovia, avšak nie sú určení jednoznačne.
Utanç gösterisinin sürekli gösterilmesi için minnettar olmak yerine, uzaklaşmaya başlıyorum.Namesto, da bi bil hvaležen za nenehno prikazovanje naše sramote, raje pogledam stran.
Antlaşma utanç verici kabul edildi ve Jovian hızla popülaritesini yitirdi.Mirovni pogodbi so bili za Rimljane sramotni in Jovijan je hitro izgubil svojo priljubljenost.
Utanç anıtı dönüşüyor.Spomin me začenja izdajat.
Utanç duymalılar.Bil je osramočen.
Halk korkudan ve utançlarından susmuştur.V deželi je pri ljudeh vzbujal strah in spoštovanje.
Utanç ve Onur, 1915’in 100.1911 Ljubezen in maščevanje, 103 zvezki, New York, 5 $.
Ne kadar utanç verici bir davranış!'To je zelo falična oblika.
Utanç, içinde bulunulan durumdan kurtulmak isteme durumudur.Iz tega izhaja obup nad možnostjo, da bi mu bile razmere, v katerih živi, lahko vzete.
Bu olaydan "çifte utanç" diye söz eder.Ta koncept je označil kot "pristranskost komunikacije".
Antlaşma utanç verici kabul edildi ve Jovian hızla popülaritesini yitirdi.Taikos sutartis buvo laikoma labai gėdinga ir Jovianas greitai prarado populiarumą.
Utanç anıtı dönüşüyor.Parašė tendencingų atsiminimų.
"Sesler arasında utanç tarihi".Istorija „Tauragiškių balsas“
Bu ShoMiz için daha utanç verici oldu.Tai dar labiau išpopuliarino geišas.
Halk korkudan ve utançlarından susmuştur.Propagandos dėka žmonėms kėlė baimę ir neapykantą.
Utanç anıtı dönüşüyor.Mälestusmärk on taastamata.
Ayrıca bazı durumlarda utanç duygusu toplumdan topluma değişebilir.Mul tekib võime oma kogukonna ees häbi tunda.
Utanç, içinde bulunulan durumdan kurtulmak isteme durumudur.Häbelik inimene parema meelega hoidub sarnastesse olukordadesse sattumisest.
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.Süü on tihedalt seotud mõistega kahetsus.
Acımıyor. Bu utanç verici.لا تؤلم هذا محرج
Adam Smith, 200 yıl önce, utançsız bir hayat için duyulan özlemden bahsetti.200 년 전 아담 스미스는 우리의 "부끄럽지 않은 인생에 대한 욕망"에 대해 말한 적 있습니다.
Adam Smith, 200 yıl önce, utançsız bir hayat için duyulan özlemden bahsetti.Acum 200 de ani, Adam Smith vorbea despre dorinta de a avea o viata fara rusine.