Hizmetimden gurur duymak istedim ama ancak utanç duydum. Irkçılık bu işgalin gerçekliğini artık gizleyemez.Si am incercat foarte mult sa fiu mandru de serviuciul meu, dar tot ce am putut simti a fost rusinea.
Hizmetimden gurur duymak istedim ama ancak utanç duydum. Irkçılık bu işgalin gerçekliğini artık gizleyemez.Опитах се да бъда горд от службата си, но всичко, което чувствах, беше срам.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.A másikat -- nevezzük Billnek -- megdermeszti a zavar, hogy azt a dolgot kell bámulnia ott középen.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Anh bạn thứ hai -- chúng ta gọi là Bill -- chết đứng bởi xấu hổ khi nhìn thẳng vào thứ ở giữa bức tượng.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Cel de-al doilea -- să-i spunem Bill -- e transfigurat de jenă privind la acel lucru acolo în mijloc.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Den anden fyr -- vi kalder ham Bill -- er lamslået af flovhed over at kigge på denne ting i midten.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.빌이라는 이름의 두번째 친구는 동상의 가운데를 바라 보며 쑥스러워하고 있습니다.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Le second - que nous appellerons Bill -- est submergé par l'embarras en regardant ce truc là au milieu.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Orang kedua --- panggil saja Bill --- terpana menatap malu pada sesuatu yang ada di tengah.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Ten drugi, Bill jest sparaliżowany przez zażenowanie wywołane przez to coś pośrodku.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Ten druhý, říkejme mu Bill, je pohoršen tím, že je socha uprostřed obnažená.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Toinen kaveri -- Bill -- on äärimmäisen nolostunut ja tuijottaa tuota keskiosaa.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Ο δεύτερος -- θα τον λέμε Μπιλ -- είναι καθηλωμένος από ντροπή που κοιτάζει το πράγμα εκεί στο κέντρο.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Вторият мъж, ще го наречем Бил, е прикован от неудобство, втренчен в онова нещо в центъра.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.Второй парень, назовём его Билл, прикован к месту стыдом от созерцания этой штуки посередине.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.הבחור השני -- נקרא לו ביל -- משותק במבוכה מנעיצת מבט בדבר שיש לפסל במרכז.
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.الشاب الثاني -- سنسميه بيل -- مذهول من الإحراج بالتحديق في الشيئ الذي في المركز .
İkinci adam -- ona da Bill diyelim -- o açıktaki şeye bakarken utançtan donakalmıştır.真ん中のモノに ただただ狼狽 さて ここで質問です
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Au semnat şi la nefericirea lor, am revenit după o săptămână, şi le-am prezentat aceasta.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Eles assinaram, e para sua deceção, voltámos uma semana depois e apresentámos isto.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Ellos lo firmaron, y para su disgusto, volvimos una semana después y les presentamos esto.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.도서관 측이 승인을 하더니, 곧바로 원통해 했습니다. 그 바로 다음주에 저희가 이걸 들고 나타났기 때문이죠.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.L'hanno firmato, e con loro disappunto, siamo tornati una settimana dopo, e gli abbiamo presentato questo.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Podpisali go i, ku ich rozgoryczeniu, wróciliśmy tydzień później i przedsawiliśmy im ten.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Ze gingen er mee akkoord en tot hun ongenoegen kwamen we een week later hiermee terug.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Керівництво його підписало, а через тиждень ми принесли їм оце - і завдали їм прикрості.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Они подписали его, и к их огорчению через неделю мы вернулись и показали им это.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.Подписаха го, и за тяхно разочарование се върнахме след седмица и им представихме това.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.הם חתמו על זה, ולבקשתם, חזרנו שבוע מאוחר יותר, והצגנו להם את זה.
İmzaladılar ve onlar adına utanç verici ki, bir hafta sonra geldik, ve onlara bunu sunduk.هم وقعوا عليها , ومما اثار إستيائهم اننا عدنا قبل اسبوع , وعرضنا لهم هذا
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz.""Agradecíamos "que não se referisse a vulnerabilidade ou vergonha."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Chúng tôi rất cảm kích nếu cô không đề cập đến sự dễ bị tổn thương hay sự xấu hổ."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Dar am aprecia dacă n-aţi menţiona vulnerabilitatea sau ruşinea."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz." (Kahkaha)Nous vous serions reconnaissants si vous n'évoquiez pas la vulnérabilité ou la honte. " (Rires)
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."다만 취약성이나 수치심은 언급하지 않았으면 고맙겠습니다."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Le agradeceríamos si no menciona vulnerabilidad o vergüenza".
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Ma gradiremmo se non menzionasse le parole vulnerabilità e vergogna".
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Nagyon hálásak lennénk, ha nem említené a sebezhetőséget és a szégyent."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Ocenili bychom, kdybyste nezmiňovala zranitelnost a stud."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Ocenili by sme, ak by ste nespomínali zraniteľnosť ani hanbu."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Res bi bili hvaležni, če ne bi omenili ranljivosti ali sramu."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Vi skulle uppskatta om ni inte nämnde sårbarhet och skam."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Vi vil sætte pris på at du ikke nævner sårbarhed eller skam."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."We zouden het op prijs stellen als u het niet over kwetsbaarheid of schaamte zou hebben."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Wir würden es schätzen, wenn Sie nicht Verletzlichkeit oder Scham erwähnten."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Wolelibyśmy jednak, aby nie wspominała pani o wrażliwości ani wstydzie".
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Θα το εκτιμούσαμε αν δεν αναφέρατε την λέξη ευπάθεια ή ντροπή."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."И мы были бы благодарны, если вы не будете упоминать уязвимость и стыд".
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Ми були б дуже вдячні, якщо б у промові ви не згадували про вразливість чи сором".
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."Ще бъдем благодарни, ако не споменавате уязвимост или срам."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."אנחנו נעריך מאד אם לא תזכירי בכלל פגיעות או בושה".
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz."نرجوا منك عدم ذكر موضوع الإنكشاف للناس والعار."
İncinebilirlikten yada utançtan bahsetmezseniz seviniriz.""無防備さ"や"恥"には触れないでいただけると幸いです」 (笑)
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Acaso é a mim que eles provocam � ira? diz o Senhor; não se provocam a si mesmos, para a sua própria confusão?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.agy engem ingerelnek-é õk, azt mondja az Úr, és nem magokat-é, hogy gyalázat [borítsa] arczukat?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Ali je zoper mene, ko delajo zdražbo? govori GOSPOD; ni li zoper nje same, v osramočenje njih obličja?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Či to azda mňa popudzujú? hovorí Hospodin, Či azda nie sami seba, aby hanba pokryla ich tvár?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Doe Ik hun pijn? vraagt de HERE. Zij doen zichzelf het meeste pijn, tot hun eigen schande.
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.Est-ce moi qu`ils irritent? dit l`Éternel; N`est-ce pas eux-mêmes, A leur propre confusion?
İncittikleri ben miyim, diyor RAB. Hayır, kendilerini inciterek utanca boğuyorlar.나 여호와가 말하노라 그들이 나를 격노케 함이냐 어찌 자기 얼굴에 수욕을 자취함이 아니냐