Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Hubiese sido algo muy vergonzoso de llevar el resto de su vida.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.아버지가 죽을 때까지 달고 다닐 수치스러운 일이었어요.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Sarebbe stata una vergogna da portare per il resto della sua vita.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Wstydziłby się do końca życia.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Ήταν πολύ ντροπιαστικό να το κουβαλάει για την υπόλοιπη ζωή του.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Ему пришлось бы жить с этим позором всю оставшуюся жизнь.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Клеймо було б соромом на все життя.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.Това щеше да е голям срам за него и петно за цял живот.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.זה היה דבר מביש שהוא היה נושא כל שארית חייו.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.أنه شيء مخجل لآلية لتنفيذ بقية حياته.
Bu hayatı boyunca taşıyacağı bir utanç olacaktı.ですから父は「わかった 儀式に参加したら
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum."Astea-s emoţiile rele: vulnerabilitatea, durerea, ruşinea, teama şi dezamăgirea. Nu mai vreau să le simt.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Ecco la vulnerabilità, il dolore, la vergogna, la paura, la delusione, non voglio provare questi sentimenti.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Haavoittuvuutta, surua, häpeää, pelkoa ja pettymystä. En halua tuntea näitä.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Här är sårbarhet, sorg, skam, rädsla, besvikelse, det vill jag inte känna.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Her er sårbarhed, her er sorg, her er skam, her er frygt, her er ærgrelse. Jeg vil ikke føle dem.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Ini yang rapuh, ini kesedihan, ini malu, ini takut, ini kekecewaan, saya tidak mau merasakan ini.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Itt van a sebezhetőség, a gyász, a szégyen, a félelem, és itt van a csalódás, na ezeket nem szeretném érezni.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.공포감, 실망감 같이 나쁜 것들은 느끼고 싶지 않아, 그러니까 맥주나 두어개 마시고
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.la vulnerabilidad, la pena, la vergüenza, el miedo, la decepción; no quiero sentir esto.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Toto je zraniteľnosť, smútok, hanba, strach, sklamanie. Tie nechcem cítiť.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Tutaj mamy wrażliwość, tu smutek, tu wstyd, tu strach, a tutaj rozczarowanie - nie chcę tego czuć.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Вот уязвимость, вот горе, вот стыд, вот страх, вот разочарование, я не хочу это чувствовать.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.Ось вразливість, ось горе, ось сором, ось страх, ось розчарування, я не хочу це відчувати.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.הנה פגיעות, הנה צער, הנה בושה, הנה פחד, הנה אכזבה, אני לא רוצה לחוש באלה.
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.هنا الإحساس بالضعف ، هنا الإحساس بالمرارة ، هنا الخجل ، هنا الخوف ، هنا خيبة الأمل ، أنا لا أريد أن أحس بهم .
Bu kırılganlık, bu keder, bu utanç, bu korku, bu hayal kırıklığı, bunları hissetmek istemiyorum.などと特定できないからです こういう感情を避けたいので ビール何杯かとバナナナッツマフィンを食べることにします
Bu Kongre'nin aldığı en utanç verici oylardan birisiydi.Bylo to jedno z nejtrapnějších hlasovní, které kdy Kongres zažil.
Bu Kongre'nin aldığı en utanç verici oylardan birisiydi.Cela a été l'un des votes les plus embarrassants que le Congrès ait jamais effectué.
Bu Kongre'nin aldığı en utanç verici oylardan birisiydi.Det var en av de mest pinsamma omröstningarna kongressen någonsin hållt.
Bu Kongre'nin aldığı en utanç verici oylardan birisiydi.Es war eine der peinlichsten Abstimmungen, die es im Kongress jemals gab.
Bu Kongre'nin aldığı en utanç verici oylardan birisiydi.Fue uno de los votos más vergonzoso el Congreso ha tenido.
Bu Kongre'nin aldığı en utanç verici oylardan birisiydi.وكانت احد القرارات الأكثر إحراجاً التي قد اتخذها الكونغرس في أي وقت مضى
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››a hovorila: Takto mi učinil Pán vo dňoch, v ktorých pohliadol na mňa, aby odňal moje pohanenie medzi ľuďmi.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››--Así ha hecho conmigo el Señor en los días en que se dignó mirarme para quitar mi afrenta entre los hombres
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Assim me fez o Senhor nos dias em que atentou para mim, a fim de acabar com o meu opróbrio diante dos homens.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Ấy là ơn Chúa đã làm cho tôi, khi Ngài đã đoái đến tôi, để cất sự xấu hổ tôi giữa mọi người.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Ấy_là ơn Chúa đã làm cho tôi , khi Ngài đã đoái đến tôi , để cất sự xấu_hổ tôi giữa mọi người .
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››govoreč: Tako mi je storil Gospod v dneh, ko se je ozrl name, da me reši sramote moje med ljudmi.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Ia berkata, "Akhirnya Tuhan menolong saya dan menghapuskan kehinaan saya.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››,,iată ce mi -a făcut Domnul, cînd Şi -a aruncat ochii spre mine, ca să-mi ia ocara dintre oameni.``
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Iż mi tak Pan uczynił we dni, w które na mię wejrzał, aby odjął haóbę moję między ludźmi.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››주께서 나를 돌아 보시는 날에 인간에 내 부끄러움을 없게 하시려고 이렇게 행하심이라 하더라
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Så har Herren gjort med mig i de dager da han så til mig for å bortta min vanære iblandt menneskene.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››"Således har Herren gjort imod mig i de Dage, da han så til mig for at borttage min Skam iblandt Mennesker:"
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Že tak mi učinil Pán ve dnech, v nichžto vzezřel, aby odjal mé pohanění mezi lidmi.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Така ми стори Господ в дните, когато погледна милостиво, за да отнеме от човеците причината да ме корят.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››так сотворил мне Господь во дни сии, в которые призрел на меня, чтобы снять с меня поношение между людьми.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››Що так менї дав Господь у ті днї, як зглянув ся, зняти з мене докір між людьми.
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››ככה עשה לי יהוה בימי פקדו אותי לאסף את חרפתי בתוך בני אדם׃
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››هكذا قد فعل بي الرب في الايام التي فيها نظر اليّ لينزع عاري بين الناس
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››說 、 主 在 眷 顧 我 的 日 子 、 這 樣 看 待 我 、 要 把 我 在 人 間 的 羞 恥 除 掉
‹‹Bunu benim için yapan Rabdir›› dedi. ‹‹Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.››說 、 主 在 眷顧 我 的 日子 、 這樣 看待 我 、 要 把 我 在 人間 的 羞恥 除掉
Bunu biliyorum. Üzgünüm Ji Hoo gercekten cok üzgünüm. Burda bayilman gercekten utanc verici olurdu알어 나도. 미안해 지후야, 정말 미안해.
Bununla birlikte baban utanç içinde. Affedilmesi mümkün olmayan çok büyük bir şey yaptı.لكن لا يمكنني ان اغفر لوالد لانه اقترف اثما لا يغتفر
Bununla birlikte baban utanç içinde.Azonban nem tudtam megbocsátani az apádnak.
Bununla birlikte baban utanç içinde.Αλλά δεν μπορώ να συγχωρήσω τον πατέρα σου. Διέπραξε ένα ασυγχώρητο αμάρτημα.
Bunun utanç verici olduğunu biliyorum fakat kim suçlanabilir ki?C'est une honte, je sais. Mais à qui la faute?
Bunun utanç verici olduğunu biliyorum fakat kim suçlanabilir ki?És egy dolog teljesen mellbe vágott egy nap egy arab zenész jött és szórakoztatta a katonákat.
Bunun utanç verici olduğunu biliyorum fakat kim suçlanabilir ki?Het is een schande, maar wie treft er schuld?