Ana içeriğe geç
Sözlük

utanç ile cümle

utanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tis그의 이마의 수치에 따라 앉을 asham'd되며 '은 명예가 crown'd 수 있습니다 왕위를 했었는지에 대한
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisA su frente se asham'd vergüenza que se siente; Por 'tis un trono donde el honor puede ser coronado
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisAuf seiner Stirn Schande ist asham'd zu sitzen; Für "ein Thron, wo Ehre gekrönt werden kann tis
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisDès sa honte front est asham'd de s'asseoir; Car c'est un trône où l'honneur peut être couronné
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisEfter hans pande skam er asham'd at sidde; For 'tis en trone, hvor ære kan være crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisKhi xấu hổ trán asham'd ngồi; Đối với 'tis một ngai vàng danh dự có thể được crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisKun otsalleen häpeä on asham'd istua, sillä "tis valtaistuimen jossa kunnia voidaan crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisNa jeho čele je škoda asham'd sedět, U 'tis trůn, kde může být čest crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisNa jeho čele je škoda asham'd sedieť, U 'tis trón, kde môže byť česť crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisNa njegovo čelo je sramota asham'd, da bi sedel; Za "tis prestol, kjer se lahko crown'd čast
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisOp zijn voorhoofd schande is asham'd te zitten; Voor 't is een troon, waar de eer kunnen crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisPå hans panna skam är asham'd att sitta, för 'tis en tron där ära kan crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisPo jego wstyd czoło jest asham'd siedzieć; Dla "tis tronu, gdzie cześć może być crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisSetelah rasa malu alisnya adalah asham'd untuk duduk; Untuk 'tis singgasana mana mungkin kehormatan crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisSobre a sua testa é asham'd vergonha de se sentar; Para 'tis um trono onde a honra pode ser coroado
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisSulla sua fronte è asham'd vergogna di sedere; Per 'tis un trono dove l'onore può essere crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisΜε την ντροπή μέτωπό του είναι asham'd να καθίσει? Για "ΤΗΣ ένα θρόνο όπου η τιμή μπορεί να είναι crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisНа челото му, срам е asham'd да седне, за "TIS трон, където може да бъде crown'd чест
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisПо лбу стыда asham'd сидеть, ибо 'это трон, где честь может быть crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisעם הבושה מצחו הוא asham'd לשבת; עבור 'TIS כסא הכבוד שבו ניתן crown'd
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tisعار على جبينه وasham'd للجلوس ؛ وبالنسبة ل "تيس عرش حيث يمكن crown'd الشرف
Alnındaki utanç üzerine oturup asham'd; için 'onur crown'd olabilecek bir taht tis普遍的な地球の唯一の君主。 O、獣は私が彼をたしなめるするものだった!
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Ak vložíte rovnaké množstvo hanby do Petriho misky spolu s empatiou, neprežije.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Als je dezelfde hoeveelheid schaamte onder empathie bedelft, kan ze niet overleven.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Če bi sram prelili s sočutjem, ne bi mogel preživeti.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Dacă pui aceeaşi cantitate de ruşine într-un vas Petri şi o stropeşti cu empatie, nu poate supravieţui.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Ha ugyanennyi szégyent egy másik petricsészében empátiával öntözgetünk, akkor azt nem éli túl.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Hvis du putter den samme mængde skam i en Petri skål og tilsætter empati, kan det ikke overleve.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Jos sekaan laittaa empatiaa, häpeä ei selviä.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.만약 배양 접시에 같은 양의 수치심을 넣고 공감 같은 양을 넣고, 공감으로 휘 섞으면 그것은 살아남을 수 없습니다.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Ma la stessa quantità di vergogna in coltura, stemperata con dell'empatia, non riesce a sopravvivere.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Om man lägger skam i en petriskål och dränker den i empati, så kan den inte överleva.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Pokud dáte stejné množství studu na Petriho misku a zalejete ho pochopením, nepřežije.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Si se pone la misma cantidad de vergüenza en una placa de Petri y se rocía con empatía, no puede sobrevivir.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Ten sam wstyd podlany empatią - nie przeżyje. Ten sam wstyd podlany empatią - nie przeżyje.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Wenn man dieselbe Menge Scham in die Schale gibt und sie mit Empathie versetzt, kann sie nicht überleben.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Αν βάλουμε στο πιατάκι την ντροπή και την εμβαπτίσουμε με ενσυναίσθηση, δεν θα επιβιώσει.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Ако сложите същото количество срам в паничката на Петри и го полеете със съпричастност, той няма да оцелее.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Если вы поместите то же количество стыда в лабораторную посуду и добавите сочувствие, то стыд не выживет.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.Якщо ви покладете ту ж саму кількість сорому в чашу Петрі і припорошите його співчуттям, він не виживе.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.אם תניחו אותה כמות בושה בצלוחית תרבית ותרוו אותה באמפתיה, היא לא תשרוד.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.إذا وضعت نفس الكمية من العار في صحن الإختبار مع جرعة من التعاطف، فإنه لايمكنها النمو.
Ama aynı miktar utancı bir Petri kabına koyup üstüne empati dökerseniz hayatta kalamaz.恥は増殖できず生き残れません 苦しんでいる時に最も強力な言葉は
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Ale świat tego nie rozumie. Uniemożliwia to wstyd.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Ich glaube nicht, dass die Welt das versteht, aufgrund der Scham.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Ik denk niet dat de wereld dat begrijpt, omwille van de schaamte.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Jag tror inte världen förstår det. På grund av skam...
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Jeg tror ikke, verden forstår det på grund af skam.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Je ne crois pas que le monde comprenne que c'est à cause de la honte.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.하지만 세상은 수치심 때문에 이를 이해하고 있지 않은 듯합니다.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Maailma ei taida häpeän takia tajuta tätä.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Mislim, da svet tega ne razume zaradi sramu.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Myslím, že svět to nechápe, a to kvůli studu.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Nem hiszem, hogy a világ ezt megértené, mégpedig a szégyen miatt.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Nemyslím si, že svet tomu rozumie práve kvôli hanbe.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.No creo que el mundo lo considere una vergüenza.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Non penso che il mondo lo capisca, a causa della vergogna.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Nu cred că lumea înţelege asta din cauza ruşinii.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Penso que o mundo não compreende isto, por causa da vergonha.
Ama dünyanın bunu anladığını sanmıyorum, utanç yüzünden.Tôi không nghĩ thế giới hiểu điều này chính vì sự xấu hổ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod