ustalık ile cümle

ustalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kendisini eğiterek ustalık edindi ve kendine özgün bir tarz geliştirdi.Учень виявляється талановитим, він навіть створює власний стиль!
Ustalık gerektiren, bulunması zor hamle.Вони не вимагають дорогого, важкодоступного реквізиту.
Mozart piyesin orkestrasyonunda değişik kabiliyetteki seslerin kombinasyonunu ustalıkla birleştirdi.În ansamblu, Mozart a combinat măiestrit nivele diferite ale abilităților vocale.
Resimlerinde ışık ve gölgeyi ustalıkla kullanmıştır.A fény és az árnyék hatásaira építette képeit.
Renkli kuşaklar öğrenci (Kyu) seviyeleri, siyah kuşak da ustalık (Dan) seviyesini belirtir.A küzdősportokban a sárga öv egy alsóbb tanulói (kyu) fokozatot jelöl.
Resimlerinde ışık ve gölgeyi ustalıkla kullanmıştır.Omissa töissään hän paneutui valoon ja varjoon.
Dili ustalıkla kullanır.Han Bruger sproget meget dygtigt.
Anthony Mann ve Jonathan Demme gibi ünlü film yapımcıları, B filmleri çekerek ustalık kazanmışlardır.Feirete filmprodusenter som Anthony Mann og Jonathan Demme lærte sitt håndverk ved å produsere B-filmer.
Resimlerinde ışık ve gölgeyi ustalıkla kullanmıştır.Maleriene hans har en dramatisk bruk av lys og skygge.
Bu zaman içerisinde bazı öğrencileri ustalık seviyesine ulaşmış ve kendi okullarını açmışlardır.Pada saat itu, beberapa muridnya sudah cukup ahli untuk mulai membuka perguruan sendiri.
Suda ustalıkla yüzer.Pembuahan di air laut.
Boyutları çok çok küçük bir araba ya da bisiklete ustalıkla binerek kullanabilirler.手配範囲が狭く車やバイクで簡単に逃げ切ることが可能。
Sesinin güzelliği ve sazındaki ustalık şöhretini artırır.高音の伸びと美しさには定評があった。
Oltayla balık avlamak ustalık ister.川で鮭を捕まえるのが得意。
Bireylerden yola çıkarak ustalıkla gerçekleştirilen bir toplum çözümlenmesi...在裕人等人的畢業旅行中擔當嚮導。
Ayrıca dünyanın değişik yerlerinde ustalık sınıfı dersleri verir.כמו כן הוא מלמד בכיתות אמן במקומות שונים בעולם.
Âşıklar asıl ustalıklarını ve sanatçılıklarını burada göstermeye çalışır.התצוגה מגלה את תולדותיהם ואת איכותם האמנותית.
Üretim tekniği ve ustalık da ürüne önemli ölçüde farklılık katar.ידע וטכנולוגיה הם גורמי מפתח בהסבר גידול כלכלי לטווח ארוך.
Yunancadaki Baphe (vaftiz) ve Metis (ustalık) kelimelerinin birleşimi olduğu iddia edilmiştir.Nazvan je po grčkoj božici Metis (Metidi).
Suda ustalıkla yüzer.Leguán morský vo vode.
Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile "Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz" dedirtmiştir.Pablo Picasso on öelnud: "Mitte keegi meist ei suuda midagi niisugust maalida."
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.En attendant, laissez-moi conclure la première partie de mon spectacle avec un petit quelque chose d'épineux.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Entretanto, vou concluir a primeira parte do meu espetáculo fazendo uma coisa um pouco mais difícil.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.I mellemtiden, så lad mig afslutte den første del af mit show ved at gøre noget lidt vanskeligere.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Intre timp, as termina prima parte a spectacolului meu prin a face ceva mai greu.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.그 사이에, 좀 더 교묘한 계산으로 이 쇼의 첫 번째 부분을 마무리 하도록 하죠.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Közben hadd zárjam le a show első részét egy trükkösebb mutatvánnyal.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Laat me ondertussen het eerste deel van mijn show afsluiten door iets ingewikkelders te doen.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Lúc này, hãy để tôi kết thúc phần đầu tiên của buổi biểu diễn bằng cách làm một cái gì đó khó hơn một chút.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Medtem pa naj zaključim prvi del predstave z nečim še malo težjim.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Mezitím, zkusme vyzkoušet něco jiného z první části našeho programu, a uděláme to trochu zajímavější.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Mientras tanto, permítanme concluir la primera parte de mi espectáculo con algo un poquito más difícil.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Nel frattempo, fatemi finire la prima parte dello spettacolo con qualcosa di più complicato.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Sementara itu, mari saya akhiri bagian pertama pertunjukkan saya dengan melakukan sesuatu yang lebih cerdik.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Sillä välin, päätetään esitykseni ensimmäinen osa tekemällä jotain hieman haastavampaa.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Tymczasem, chciałbym zakończyć pierwszą część przedstawienia czymś bardziej skomplikowanym.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Under tiden vill jag avsluta den första delen av min föreställning genom att göra något lite krångligare.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Währenddessen, lassen Sie mich den ersten Teil meiner Show mit etwas Schwierigerem abschließen.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Zatiaľ ukončime prvú časť mojej šou tým, že urobím niečo zložité.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Στο μεταξύ, ας κλείσω το πρώτο μέρος της παράστασής μου κάνοντας κάτι πιο περίπλοκο.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.А сейчас позвольте мне закончить первую часть моего шоу кое-чем похитрее.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Междувременно, позволете ми да завърша първата част на моето шоу с нещо малко по-трудно.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.Тим часом дозвольте мені закінчити першу частину мого шоу чимось цікавішим.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.בינתיים תנו לי לסיים את החלק הראשון של ההופעה שלי בכך שאעשה משהו קצת טריקי
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.في غضون ذلك، دعوني أختم لكم الجزء الأول من عرضي بفعل شيء ما بشكل أكثر حيلة.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.もう少しトリッキーなもので締めくくらせて下さい ボードにある一番大きな数字を取ります、8649
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.A naplnil ho duchem Božím, moudrostí, rozumností i uměním všelijakého řemesla,
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.a naplnil ho duchom Božím, múdrosťou a rozumnosťou a umením a to v každej práci,
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.e o encheu do espírito de Deus, no tocante � sabedoria, ao entendimento, � ciência e a todo ofício,
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.És betöltötte õt Istennek lelkével, bölcseséggel, értelemmel és tudománynyal minden mesterségben:
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.han har fylt ham med Guds Ånd, med visdom, med forstand og med kunnskap og med dyktighet til alle slags arbeid
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.Il l`a rempli de l`Esprit de Dieu, de sagesse, d`intelligence, et de savoir pour toutes sortes d`ouvrages.
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.I napełnił go Duchem Bożym, mądrością, i umiejętnością wszelkiego rzemiosła;
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.in ga je napolnil z duhom Božjim, ki se kaže v modrosti, razumnosti in znanosti in v vsakršni spretnosti,
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.하나님의 신을 그에게 충만케 하여 지혜와 총명과 지식으로 여러가지 일을 하게 하시되
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.L -a umplut cu Duhul lui Dumnezeu, duh de înţelepciune, pricepere, şi ştiinţă, pentru tot felul de lucrări.
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.og fyldt ham med Guds Ånd, med Kunstsnilde, Kløgt og Indsigt i alskens Arbejde
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.und hat ihn erfüllt mit dem Geist Gottes, daß er weise, verständig, geschickt sei zu allerlei Werk,
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.y lo ha llenado del Espíritu de Dios, con sabiduría, entendimiento, conocimiento y toda habilidad de artesano
Beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için onu kendi Ruhuyla doldurdu.και ενεπλησεν αυτον πνευματος θειου, σοφιας συνεσεως και επιστημης και πασης καλλιτεχνιας
İlgili Sayfalar