ustalık ile cümle
ustalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İki aday ustalık için mücadele ediyorlar.The two candidates are struggling for mastery.
Aleti ustalıkla idare etti.He handled the tool skillfully.
Keiko ustalıkla bulaşıkları toplar ve onları lavaboya götürür.Keiko deftly piles up the dishes and takes them to the sink.
Onunla ustalıkla başa çıktın.You handled that deftly.
Soygun ustalıkla planlandı.The heist was expertly planned.
Ustalık çocukluktan itibaren günlük pratikte yıllar gerektirir.Virtuosity requires years of daily practice from childhood.
Çok fazla ustalık bu problemin etrafında dolaşmak için gereklidir.Much ingenuity was needed to get around this problem.
Ayrıca dünyanın değişik yerlerinde ustalık sınıfı dersleri verir.He gives master classes throughout the world.
Bu dansta da belli bir beceri ve ustalık gerektiren birçok karmaşık figür vardır.Here a whole complex of specific knowledge and skills is required.
Tümülüs dikkatli, ölçülerek ve sıkça kontrol edilerek ve ustalıkla yapılmıştır.These need to be independent, verifiable and reported frequently.
Boyutları çok çok küçük bir araba ya da bisiklete ustalıkla binerek kullanabilirler.There is very little space to store heavy luggage or bicycles.
Suda ustalıkla yüzer.They are actively swimming in the water.
Taş aletler daha ustalıkla yapılıyor.Art makes its appearance. The stone tools become much more finely crafted.
Bu nasıl demokratik bir ülke?<i> Ustalık eğitimi için ayın 15.'ne kadar kapalıyız.How could this be in a democratic country? <i>Closed Till the 15th Because of Master Training.
Ustalık eğitimi mi?What? Master training?
Peki bizim oksitosin sistemimizi ustalıkla yönetebilen bu insanlar kimler?So who are these people who manipulate our oxytocin systems?
Bunu öyle ustalıkla yapıyor ki, hiçbir şekilde kendisi ısırılmıyor.And it does it in such a way that it doesn't get bitten itself.
Çünkü bu bakteriyi hasta etmek için çok ustalıkla çalışılması gerekiyordu.Because it took a lot of crafty work to infect this bacterium.
Cok ustalik gerektiren bir sey yapmisti.And he did something that was very tricky.
Ustalıkla yeniden şekillendirmiş, hile gibi bir anlamda.And, that's to me, that's what the whole painting is about.
Aynı zamanda, şovumun ilk kısmını birazcık ustalık isteyen bir şeyle sonlandırmama izin verin.In the meanwhile, let me conclude the first part of my show by doing something a little trickier.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Mastery: the desire to get better and better at something that matters.
Özerklik, ustalık ve amaç. Bunlar yeni iş yapma şeklinin yapı taşları.Autonomy, mastery and purpose, the building blocks of a new way of doing things.
Özerklik, ustalık ve amaç, havuç ve sopaya karşı.Autonomy, mastery and purpose, versus carrot and sticks, and who wins?
Peki kim kazanır? İçsel motivasyon, özerklik, ustalık ve amaç rakibini nakavt etti.Intrinsic motivation, autonomy, mastery and purpose, in a knockout.
Sarhoş gibi sallanıp sendelediler, Ustalıkları işe yaramadı.They reel back and forth, and stagger like a drunken man, and are at their wits' end.
Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.And dwellings hewed out of mountains ingeniously?
"Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz."And dwellings hewed out of mountains ingeniously?
Ve büyük bir akılla, ustalıkla dağlarda evler yontmadasınız.And dwellings hewed out of mountains ingeniously?
Zamanla, Orpheus hareketi sanattaki ustalıklarıyla tanınan Etruskan kabilelerine kadar ulaştı.Eventually, the Orphic movement reached nearby Etruscan tribes, known for their artistic mastery.
Şu anda ustalık mertebesine ulaşmış ve orijinal filigran eserler tasarlıyor.He has achieved a level of mastery now designing original filigree pieces.
4 Aralık 1733'te ustalıktan, 23 Mart 1734'te papazlıktan istifa etti.He resigned the mastership on 4 December 1733, and the rectory on 23 March 1734.
Terapi çeşitli ve ustalıktan uzak terapi görevleriyle çeşitlendirilmelidir. [1]Therapies should be varied and build off of mastered therapy tasks.[1]
Murdoch, Ekstra Ustalık Sertifikasını Liverpool'da 1896'da 23 yaşında aldı.Murdoch gained his Extra Master's Certificate at Liverpool in 1896, at age 23.
El-Mu'tedid, Hilafet'i ustalıkla yönetti.Al-Mu'tadid ably administered the Caliphate.
"Kış yaz" Jhn McFly, ustalık."Winter Summer" Jhn McFly, feat.
"Dos Horas" JJ Abel, ustalık."Dos Horas" J. J. Abel, feat.
Mozart piyesin orkestrasyonunda değişik kabiliyetteki seslerin kombinasyonunu ustalıkla birleştirdi.Mosch setzte im Orchester leicht variierende Besetzungen ein.
Büyük bir ustalıkla 18. yüzyıla ait taklidi resimler yaptı.Später hat er auch Interieurs mit Figuren aus dem 18. Jahrhundert gemalt.
Ayrıca ustalık sınıflarına (master class) ders vermektedir.Elle dispense aussi un enseignement pré-universitaire (classe préparatoire).
Ayrıca dünyanın değişik yerlerinde ustalık sınıfı dersleri verir.Asimismo, dictó clases maestras en varias partes del mundo.
DEX (Dexterity) (Ustalık) Dikkat oranı ve silah hasarını etkiler.La Destreza (DEX) y el ataque de las armas determinan el daño de las habilidades del Blade.
Kendisini eğiterek ustalık edindi ve kendine özgün bir tarz geliştirdi.Ella ocultó sus habilidades y vivió una vida normal.
1596 yılında ustalık sınavını geçti.Aprobó el examen en 1596, el Meisterprüfung.
Büyük bir ustalıkla 18. yüzyıla ait taklidi resimler yaptı.Contiene imágenes de valor, también del XVIII.
Kalkanını ustalıkla kullanır.Levet la bacia impetuosamente.
Ustalık göstermek amacı güdülmediği halde dili sade nesirden ağırdır.Cos'è il pensiero se non linguaggio oggettivato?
Suda ustalıkla yüzer.Способен уверенно плавать.
Ustalık gerektiren, bulunması zor hamle.И, кажется, недурно, со знанием дела приготовленный.
Ana madde: Beş Hececiler Millî Edebiyat'tan etkilenilmiş ve hece ölçüsü ustalıkla kullanılmıştır.المقال الرئيسي: الهجائيين الخمس لقد استخدم مقياس الهجا بمهارة وتأثر بالأدب القومي.
Boyutları çok çok küçük bir araba ya da bisiklete ustalıkla binerek kullanabilirler.إذ يمكن الزائر إستئجار قارب صغير، أو دراجة...
Anthony Mann ve Jonathan Demme gibi ünlü film yapımcıları, B filmleri çekerek ustalık kazanmışlardır.تعلم منتجو أفلام مشاهير مثل أنتوني مان وجوناثان ديم حرفتهم في أفلام الدرجة الثانية.
Peter Isaak ve Joseph Heinz’a ustalık yaptı.Seus aprendizes foram Peter Isaak e Joseph Heinz.
Oltayla balık avlamak ustalık ister.Favorece a pesca na Patagônia.
Tümülüs dikkatli, ölçülerek ve sıkça kontrol edilerek ve ustalıkla yapılmıştır.Tudo é devidamente absorvido, controlado e classificado.
Kendisini eğiterek ustalık edindi ve kendine özgün bir tarz geliştirdi.Hij bekwaamde zich in deze techniek en ontwikkelde een eigen stijl.
Fingolfin bu kılıcı, Morgoth'a karşı ustalıkla kullandı.Wel wist Fingolfin hierbij de voet van Morgoth af te hakken.
Jianzi'de ustalık, ayaklarla hokkabazlık yapma becerisini gerektirir.Przy wykonaniu tej techniki w Judo nie wolno krzyżować nóg.
Burada kendine güvenen köyün yiğit atıcıları ustalıklarını göstererek hedefi vurmaya çalışırlar.Do ich górskiej kryjówki przyjeżdża przeszkolony przez terrorystów snajper.
Mahmuzlama, oldukça ustalık gerektiren bir manevradır.Manuell slungning är ett ganska krävande arbete.