ustaca ile cümle
ustaca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.Họ sẽ chế ê-phót bằng kim tuyến, chỉ màu tím, đỏ điều, đỏ sặm, và vải gai đậu mịn thêu cực xảo.
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.그들이 금실과 청색 자색 홍색실과 가늘게 꼰 베실로 공교히 짜서 에봇을 짓되
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.y harán el efod de oro, de material azul, de púrpura, de carmesí y de lino torcido, obra de fina artesanía
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.Да направят ефодът изкусна изработка от злато, синьо, мораво, червено и препреден висон.
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.ועשו את האפד זהב תכלת וארגמן תולעת שני ושש משזר מעשה חשב׃
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.فيصنعون الرداء من ذهب واسمانجوني وارجوان وقرمز وبوص مبروم صنعة حائك حاذق.
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.他 們 要 拿 金 線 和 藍 色 紫 色 朱 紅 色 線 、 並 撚 的 細 麻 、 用 巧 匠 的 手 工 作 以 弗 得
‹‹Efodu altın sırmayla, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden ustaca yapacaklar.他 們要 拿 金線 和 藍色 紫色 朱紅色 線 、 並撚 的 細麻 、 用 巧匠 的 手 工作 以 弗得
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.A spravil plášť efodu, prácou tkáča, celý z hyacintovomodrého postavu.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Au făcut mantia de subt efod, ţesută toată cu meşteşug din materie albastră.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.De mantel die onder de efod werd gedragen, werd geweven van blauwpurper,
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Derpå tilvirkede de Kåben, som hører til Efoden, i vævet Arbejde, helt og holdent af violet Purpur.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Efodkåpan gjorde man av vävt tyg, helt och hållet mörkblått.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.És megcsinálák az efód palástját takácsmunkával, egészen kék lenbõl.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Fece il manto dell'efod, lavoro di tessitore, tutto di porpora viola
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Fez-se também o manto do éfode de obra tecida, todo de azul,
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Hizo también la túnica del efod, obra de tejedor, toda de material azul
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Họ cũng chế áo dài của ê-phót bằng vải thường toàn màu tím.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Họ cũng chế áo_dài của ê - phót bằng vải thường toàn màu tím .
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.In naredil je vrhnjo suknjo pod naramnik, izcela stkano iz višnjevega blaga.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Jubah yang dipakai di atas efod, seluruhnya dibuat dari wol biru
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Kasukan viitta tehtiin kokonaan kutomalla punasinisistä langoista.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.그가 에봇 받침 긴 옷을 전부 청색으로 짜서 만들되
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.On fit la robe de l`éphod, tissée entièrement d`étoffe bleue.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Så gjorde de overkjortelen som hører til livkjortelen, av vevd arbeid, helt igjennem av blå ull.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Udělal také plášť náležející k náramenníku, dílem vytkávaným, všecken z postavce modrého,
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Und machte einen Purpurrock zum Leibrock, gewirkt, ganz von blauem Purpur,
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Urobił także płaszcz pod naramiennik robotą tkaną, wszystek hijacyntowy;
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Και εκαμε τον ποδηρη του εφοδ εργασιας υφαντης, ολον εκ κυανου.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.И сделал верхнюю ризу к ефоду, тканую, всю из голубой шерсти ,
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.Направи мантията на ефода, тъкана изработка цяла от синьо.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.ויעש את מעיל האפד מעשה ארג כליל תכלת׃
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.وصنع جبة الرداء صنعة النسّاج كلها من اسمانجوني.
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.他 用 織 工 作 以 弗 得 的 外 袍 、 顏 色 全 是 藍 的
Efodun altına giyilen kaftanı ustaca dokunmuş salt lacivert iplikten yaptılar.他 用 織 工作 以弗 得 的 外袍 、 顏色 全 是 藍 的
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.A efekt je jen umělecké předvedení zručnosti.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Dan kecepatan tangan hanyalah sebuah demonstrasi seni dari ketangkasan.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Dibăcia mâinii e doar o demonstrație artistică de dexteritate.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.E a prestidigitação é apenas uma demonstração artística de destreza.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.És a bűvészmutatvány csak egy művészies bizonyítása a kézügyességnek.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Et un tour de magie n'est qu'une démonstration artistique d'adresse.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.E un gioco di prestigio è solo un'abile dimostrazione di destrezza.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.손짓으로 하는 요술이란 단순한 손재주의 예술적인 시범이죠.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Sztuczki to tylko fachowy pokaz zręczności.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Un juego de manos es solo una manifestación artística de la destreza.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Và mánh khóe của bàn tay chỉ đơn thuần là trò uốn dẻo đầy nghệ thuật mà thôi.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Vingervlugheid is gewoon een kunstige demonstratie van handigheid.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Zauberei ist eine kunstvolle Demonstration von Fingerfertigkeit.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.Και η ταχυδακτυλουργία είναι απλά μια έξυπνη εκδήλωση επιδεξιότητας
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.А ловкость рук — это искусное представление быстроты и сноровки.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.А спритність рук - це майстерне подання швидкості і вправності.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.И ловкостта на ръцете е просто изкусна демонстрация на сръчност.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.וזריזות ידיים היא רק הדגמה אמנותית של מיומנות.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.و خفة اليد هي مجرد إظهار متقن للبراعة.
El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi.指先の器用さの単なる 技巧的実演になってしまいます 私達はみんな疑いを保留することに—
Gücüyle denizi çalkalar, Ustaca Rahavı vurur. güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.Com o seu poder fez sossegar o mar, e com o seu entendimento abateu a Raabe.
Gücüyle denizi çalkalar, Ustaca Rahavı vurur. güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.Con forza agita il mare e con intelligenza doma Raab
Gücüyle denizi çalkalar, Ustaca Rahavı vurur. güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.Él aquietó el mar con su poder, y con su entendimiento aniquiló a Rahab
Gücüyle denizi çalkalar, Ustaca Rahavı vurur. güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.En door Zijn macht wordt de zee rustig; Hij bezit de wijsheid haar trots te breken.
Gücüyle denizi çalkalar, Ustaca Rahavı vurur. güçlerini simgeleyen bir deniz canavarı.Erejével felriasztja a tengert, és bölcseségével megtöri Ráhábot.