usta ile cümle
usta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir mekanik ustasıydı, bana alet kullanmayı o öğretti.Он был главным механиком и научил меня обращаться с инструментами.
Bir mekanik ustasıydı, bana alet kullanmayı o öğretti.בעל השכלה ברמת כיתה ה'. הוא היה מכונאי מעולה, והוא לימד אותי איך להשתמש בכלים.
Bir mekanik ustasıydı, bana alet kullanmayı o öğretti.تعلم للصف الخامس فحسب وكان ميكانيكياً محترفاً .. وعلمني كيفية استخدام الادوات
Bir mekanik ustasıydı, bana alet kullanmayı o öğretti.熟練工だったから 工具の使い方を教えてくれたんだ 機械のことなら何でも教えてくれたんだよ
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.Dla przykładu, oglądał kamieniarzy pracujących na wyspach Lesbos. Musieli oni zmierzyć okrągłe kolumny.
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.Într-un exemplu el vede nişte pietrari lucrând pe insula Lesbos, şi ei trebuiau să măsoare coloane rotunde.
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.한 예로, 그는 이런 석공들이 레스보스섬에서 일하는 것을 보는데, 그들은 둥근 기둥의 둘레를
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.Lấy ví dụ khi Aristotle quan sát những người thợ đá làm việc tại Đảo Lesbos, họ cần đo chu vi cột tròn.
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.Så et eksempel er at han se disse murere der arbejder på øen Lesbos, og de skal udmåle runde søjler.
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.Um exemplo: ele viu três pedreiros a trabalhar na Ilha de Lesbos. Eles precisavam de medir colunas circulares.
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.פיתרונות חדשניים לבעיות שהם לא ציפו להן. אחת הדוגמאות שהוא ראה הם הסתתים
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.على سبيل المثال .. عندما يرى الحجار يعمل على جزيرة ليسبوس ويحتاج ان يقوم بعملية قياس
Bir örnek şu, Lesbos'taki taş ustalarının çalışırken yuvarlak kolonları ölçmeleri gerektiğini görüyor.働く石職人を見たときのことが挙げられます 彼らは円柱の円周の長さを 計りたかったのですが-
Bir ustayı yürüyüşünden bile tanırım.Je peux reconnaître un maître à sa marche.
Bir ustayı yürüyüşünden bile tanırım.Nhìn cậu ấy đi là biết sư phụ thế nào.
Bir ustayı yürüyüşünden bile tanırım.Мога да разпозная майстора от походката му.
Bir ustayı yürüyüşünden bile tanırım.Я могу узнать мастера по его походке.
Bisikletin üstünde kalın.Düşün. Ustalaşana kadar vaktinizi harcayın.Jezděte na kole, padejte z kola, dělejte to tak dlouho, jak je pořeba, než to zvládnete.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Au devenit extrem de apte pentru a trai cu noi.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Chúng đã trở nên vô cùng xuất sắc trong việc sống chung với chúng ta.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.De hade blivit extremt anpassade till att leva med oss.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.De var blevet utrolig dygtige til at bo sammen med os.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Elles sont devenues expertes pour vivre avec nous.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Hihetetlenül jól alkalmazkodtak a velünk való élethez.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.거의 완벽하게 적응해서 살아가고 있었습니다.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Mereka beradaptasi dengan baik untuk hidup bersama kita.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Niistä on tullut mestareita elämään yhdessä kanssamme.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Se habían vuelto autenticos expertos en vivir con nosotros.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Sie sind extrem gut darin geworden, mit uns zusammen zu leben.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Sono diventate bravissime a convivere con noi.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Stali sa veľmi dobre prispôsobené na život s nami.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Staly se mimořádně schopné žít s námi.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Ze waren zeer bedreven geworden in leven met ons.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Είχαν γίνει εξαιρετικά ικανά να ζουν μαζί μας.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Вони чудово навчилися жити поряд з нами.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Они исключительно приспособились к жизни рядом с нами.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Те са изключително добри в живеенето сред нас.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.הם הפכו למומחים גדולים באיך לחיות איתנו.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.لقد أصبحوا بارعون جداً العيش في معنا.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.それに引き替え 私たちは殺そうとするばかり
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.De asta nu credem noi că ea există, maeștrii Sufi lucrează asupra noastră.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.De reden waarom we denken dat het niet bestaat, is omdat de Soefimeesters ons bewerken.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Ed è per questo che noi pensiamo che non esista, sono i maestri Sufi che ci condizionano.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Ezért gondoljuk, hogy nem létezik, mert a szúfi mesterek manipulálnak minket.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.그렇기 때문에 우리는 그들이 보내는 텔레파시의 존재를 생각할 수 없습니다.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Oto, dlaczego sądzimy, że ona nie istnieje - mistrzowie sufi pracują nad nami.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Por eso que pensamos que no existe, por influencia de los maestros sufíes.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Portanto, é por isso que achamos que isso não existe, são os mestres sufi a trabalharem, sobre nós.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Proto si myslíme, že telepatie neexistuje, díky mistrům sufi.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Và đó là lí do ta không tin nó tồn tại vì năng lực của những thầy tu Sufi đang ảnh hưởng tới ta
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Voilà donc pourquoi on n'y croit pas, ce sont les maîtres Soufi qui nous travaillent.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Zato mislimo, da ne obstaja, ker sufiji vplivajo na nas.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Γι' αυτό και νομίζουμε ότι δεν υπάρχει, οι δάσκαλοι Sufi δουλεύουν πάνω μας.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.Вот почему мы думаем, что её не существует - мастера Суфии работают над нами.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.И затова не мислим, че съществува - тъй като суфитските водачи ни влияят.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.לכן איננו חושבים שהם קיימים. המאסטרים הסופים עובדים עלינו.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.ولهذا نعتقد أنه غير موجود. المعلمون الصوفيين يؤثرون علينا.
Bizler de bu yüzden telepatinin olmadığını düşünüyoruz, Sufi üstadları üstümüzde çalışıyorlar.テレパシーが存在しないと信じ込まされているのです 人工知能-
Blöfte çok usta değilim.Actuar no es lo mío.
Blöfte çok usta değilim.- Blef nie jest moją mocną stroną.