Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,لكن أيضا -- وهذا ليس مهما جدا -- للإيصال يأسهم،
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,"うまくいかない どうしたらいい?"
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.I problemi del fallimento, i problemi dello scoraggiamento, dell'essere senza speranza, della fame.
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.실패의 문제, 낙심의 문제, 절망과 배고픔의 문제.
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.Misserfolge, Enttäuschungen, Hoffnungslosigkeit, Hunger.
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.Tvořte dobré umění. Děkuji vám [potlesk]
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.Даже если там оказался провал, отсутствие вдохновения, безнадежность, голод.
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.הבעיות של כישלון, הבעיות של רפיון רוח, של חוסר תקווה, או רעב.
Ben umutsuzluk içine düştüm. Birisi bana yardım edebilir mi? ...lm Moment der Verzweiflung, als ich schon keine Kraft mehr hatte und jegliche
Ben umutsuzluk içine düştüm. Birisi bana yardım edebilir mi? ... Umutsuz, çaresizCand cad in disperare, cineva ma ajuta! ...fara ajutor, fara ajutor,
Ben umutsuzluk içine düştüm.Đúng vào lúc tuyệt vọng... ...khi chẳng còn chút sức lực nào... Giúp với.
Ben umutsuzluk içine düştüm.Gdy wpadłem w rozpacz,
Ben umutsuzluk içine düştüm.Když jsem byl nejzoufalejší,
Ben umutsuzluk içine düştüm.Mikor kétségbeestem,
Ben umutsuzluk içine düştüm.Nel momento della disperazione, quando non avevo più forze... (Per favore qualcuno mi ascolti!)
Ben umutsuzluk içine düştüm.Όταν βυθίστηκα στην απελπισία,
Ben umutsuzluk içine düştüm.Затем я впал в отчаяние
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.C'était l'appel désespéré d'un membre de la famille.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Era la súplica desesperada de un miembro de la familia.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Het was een pleit van radeloosheid en wanhoop.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Non si trattava dell'ennesimo resoconto impersonale, ma di un fatto reale.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.Ήταν μια έκκληση απελπισίας και απόγνωσης από ένα μέλος της οικογένειας.
Bir aile mensubunun umutsuzluk ve çaresizlik sözleriydi.نداء حرقة وحسرة فرد من أفراد العائلة.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır."나," "나를," 그리고 "나의" 이고 그 글자들은 그것들이 실제로 따로 있는것보다 덜 희망이 없지 않습니다
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.listy te bardziej obrazują prawdziwą samotność, niż brak nadziei.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.От их писем веет не столько безнадёжностью, сколько одиночеством.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.במקום "אנחנו" ו"אנו" -- והמכתבים אינם כל כך נואשים, אלא יותר מבטאים בדידות.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.وليس" نحن "و" لنا "-- وحروف هي أقل يئساً حيث بالفعل يشعرون بالوحدة.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.手紙の内容は希望がないというより 彼らが孤独であることを物語っています 孤独は人間にとってとても不自然な状態です
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Czy ta księga obudzi nadzieje, czy wywoła rozpacz?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?¿Este libro traerá esperanza o desesperación?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Irá este livro trazer esperança ou desespero?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Kommer den här boken att inge hopp eller förtvivlan.
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Questo libro porterà speranza o porterà disperazione?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Tuoko kirja toivoa vai epätoivoa?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Vil denne bog inspirere til håb eller fortvivlelse?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Θα φέρει ελπίδα ή απελπισία;
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Даст ли нам эта книга надежду, или она принесёт отчаяние?
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Ami azt illeti, ezt nem kétségbeesetten mondom.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.En fait, je ne dis pas cela par désespoir.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.En sano tätä epätoivoisena.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Eu não digo isto em desespero.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Ich sage das nicht voller Verzweiflung.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Ik zeg dit niet in wanhoop.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum. Kayıpların yasını çoktan tuttum.Saya sebenarnya tidak berkata dengan putus asa, saya telah menyesali kerugian itu.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.저는 사실 이것을 절망해서 말하는것이 아닙니다.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Nie mówię tego z rozpaczy.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.No digo esto con desesperación.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Non lo dico disperandomi.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Nu spun asta cu un sentiment de disperare.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Tôi không nói điều này trong tuyệt vọng.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Δεν το λέω αυτό με απελπιστικό τόνο.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.Всъщност не казвам това с отчаяние.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.И я не говорю это в отчаянии.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.אני באמת לא אומר זאת מתוך יאוש.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.لست أقول هذا في الواقع بدافع اليأس.
Bunları aslında umutsuzluk içinde söylemiyorum.機会を失ったことを嘆いているのです
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Bởi vì tuyệt vọng mang tính tự lấp chiếm.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Denn Verzweiflung ist selbsterfüllend.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.För förtvivlan är självuppfyllande.