Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Kajti obup je samoizpolnjujoča prerokba.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Karena putus asa berarti pemenuhan diri.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.절망은 자기 충족적이기 때문입니다.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Mert a kétségbeesés önbeteljesítés.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Parce que le désespoir s'autoréalise.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Pentru că disperarea se auto-împlineşte.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Perché la disperazione si autoavvera.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Porque la desesperación se retroalimenta.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Porque o desespero é auto-realizável.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Pretože zúfalstvo napĺňa samo seba.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Rozpacz spełnia się sama.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Want wanhoop maakt zichzelf waar.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Η απελπισία είναι αυτοεκπληρούμενη.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Защото отчаянието е самодостатъчно.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Потому что отчаяние претворяется в реальность.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.Тому що відчай самореалізується.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.משום שיאוש מגשים את עצמו.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.ﻷن في اليأس أنانية.
Çünkü umutsuzluk kendini gerçekleşten bir olgudur.「不可能だ」と言うとき
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.Byli zdesperowani.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.De fapt, disperarea era în aer.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.De hecho, la desesperación estaba en el aire.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.En fait, une odeur de désespoir flotte dans l'air.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.Infatti, lo sconforto è nell'aria.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.사실은, 절망의 기운이 팽배해있었죠.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.Thực ra thì, cảm giác tuyệt vọng ở khắp nơi.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.Verzweiflung liegt in der Luft.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.В воздухе появляется тревога.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.Всъщност, отчаянието се носи във въздуха.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.למעשה, היה ייאוש באוויר.
Doğrusu umutsuzluk hâkimdi.وبالحقيقة فإن اليأس كان معلنا.
Eğer Tunuslu bir meyve satıcısının umutsuzluk eylemi bu ayaklanmaları ateşlediyse튜니시아 과일 상인의 결사적인 행동이 혁명의 도화선에 불을 당겼다면
Eğer Tunuslu bir meyve satıcısının umutsuzluk eylemi bu ayaklanmaları ateşlediyseאם מוכר פירות טוניסאי שפעל מתוך ייאוש הצית את המהפיכות האלו
Eğer Tunuslu bir meyve satıcısının umutsuzluk eylemi bu ayaklanmaları ateşlediyseإذا كان عمل يائس من قبل بائع فواكه تونسي أشعل هذه الثورات،
Eğer Tunuslu bir meyve satıcısının umutsuzluk eylemi bu ayaklanmaları ateşlediyseチュニジア人の果物売りだとしたら 革命を煽ったのは アラブ人の実際の体験と
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.En comunidades pobres o negras, se encuentra tanta desazón, tanta desesperación, determinada por estos hechos.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.우리의 형사사법제도는 가난한 커뮤니티와 유색인종 커뮤니티에 절망과
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.V chudých komunitách, v barevných komunitách je plno zoufalství a plno beznaděje v jeho důsledku.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.W ubogich społecznościach, wśród ludzi o ciemnym kolorze skóry, panuje rozpacz, beznadziejność, To następstwo.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.В бедных, цветных микрорайонах это формирует отчаяние и безнадёжность.
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.בקהילות עניות, בקהילות של צבעונים יש מין ייאוש, יש מין חוסר-תקווה,
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.ففي المجتمعات الفقيرة ، ذات الأصول العرقية الملونة هناك إحباط ، هناك ذلك اليأس ،
Fakir mahallelerde, farklı ırkların yaşadığı mahallerde, bu durumdan dolayı çaresizlik var, umutsuzluk var.失望や絶望に覆われています これからお話しする様々な問題が この状況を形づくっています
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Enhver forsker vil genkende det fortvivlede udtryk.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Iedere wetenschapper herkent die uitdrukking van wanhoop.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Jeder Wissenschafter wird diesen Ausdruck der Verzweiflung kennen.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Każdy naukowiec rozpozna ten wyraz rozpaczy.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Každý vedec spozná tento výraz zúfalstva.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Každý vědec zná ten výraz zoufalství.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Los científicos reconocerían esa expresión de desesperación, ¿verdad?
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Minden kutató fel fogja ismerni ezt a kétségbeesett kifejezést.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Mỗi nhà khoa học sẽ nhận ra biểu hiện của sự thất vọng đó.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Qualquer cientista reconhece aquela expressão de desespero.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Tous les scientifiques reconnaîtront cette expression de désespoir.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Tutti gli scienziati riconoscono quell'espressione di disperazione.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Varje forskare känner igen den där uppgivenheten.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Vsak znanstvenik bo prepoznal ta izraz obupa.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Κάθε επιστήμονας θ' αναγνωρίσει αυτήν την έκφραση απελπισίας.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Всеки учен ще разпознае това изражение на отчаяние.
Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.Г.: кожен вчений впізнає цей вираз розпачу.