Sonsuz bir umutsuzlukla Tannhuaser Venüsberg'e dönme yolunda bulunmaktadır.Pimeän tultua Wolfram tapaa Tannhäuserin, joka aikoo palata Venusbergiin.
Ayrıca filmin mizahı umutsuzlukla birleştirme kapasitesinden övgüyle söz edildi.Myös aikalaiskritiikeissä elokuva sai yksimielisesti kehuja.
Bu nedenle, umutsuzluk, çoğu kişi tarafından olumsuz olarak nitelendirilmektedir.Sen maku on siinä vaiheessa ehkä useimpien mielestä epämiellyttävä.
Yüzyıldır umutsuzluk.Ο αιώνας των λαβυρίνθων.
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.I virkeligheden var hun faldet i søvn af udmattelse.
Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi.Tristhed med livsglæde, optimisme og fortvivlelse blev flettet sammen i hans digte.
Yüzyıldır umutsuzluk.Århundre Etterforskning.
"UMUTSUZLUKÖLÇEĞİ: GEÇERLİLİK VEGÜVENİRLİĞİ".«Åna - mulighetenes fengsel».
Yüzyıldır umutsuzluk.Atjeh Sepandjang Abad.
Kafka'nın çalışmalarında yaygın olan umutsuzluk ve saçmalık, varoluşçuluğun simgesi olarak görülür.Sự vô vọng và phi lý phổ biến trong truyện của ông được xem như dấu hiệu của chủ nghĩa hiện sinh.
Ancak çoğu kimseye göre, umutsuzluk, zaten o beklentinin önündeki en büyük engellerden biridir.下記の霊のほとんどはかつて佳耶子によって一度は霊眠(れいみん)させられた。
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.」と聞いたのに対し、馳が「止まる訳ないだろ、つまんないこと聞くなよ!
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.為了平息眾人,立刻說「假的!假的!不會原諒!不會原諒!」,真意不明。
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.דוגמאות; נאמר במדרש: "ולא קרב זה אל זה" (שמות י"ד) אל תקרי ולא קרב אלא ולא קרא זה אל זה".
Kafka'nın çalışmalarında yaygın olan umutsuzluk ve saçmalık, varoluşçuluğun simgesi olarak görülür.Beznađe i apsurd, koji su česti u njegovim djelima, smatraju se znakovima egzistencijalizma.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Tudi če mi ga prinesejo na pladnju, se ga ne dotaknem.« Nauk: Lahko je zaničevati, česar ni mogoče dobiti.
"UMUTSUZLUKÖLÇEĞİ: GEÇERLİLİK VEGÜVENİRLİĞİ"."Spolno nadlegovanje: Obrambni kordon nenačelnosti".
Açlık umutsuzluktur.A fome é desespero.
Açlık umutsuzluktur.Az éhezés reménytelenség.
Açlık umutsuzluktur.Đói thật là tuyệt vọng.
Açlık umutsuzluktur.El hambre es desesperanza.
Açlık umutsuzluktur.Głód to beznadzieja.
Açlık umutsuzluktur.Hlad je beznaděj.
Açlık umutsuzluktur.Hlad je beznádej.
Açlık umutsuzluktur.Honger is uitzichtloosheid.
Açlık umutsuzluktur.Hunger ist Hoffnungslosigkeit.
Açlık umutsuzluktur.Kelaparan adalah keputusasaan.
Açlık umutsuzluktur.La faim, c'est le désespoir.
Açlık umutsuzluktur.La fame è disperazione.
Açlık umutsuzluktur.Η πείνα φέρνει απελπισία.
Açlık umutsuzluktur.Гладът е отчаяние.
Açlık umutsuzluktur.Голод - це безнадія.
Açlık umutsuzluktur.Голод — это безнадёжность.
Açlık umutsuzluktur.הרעב הוא השפלה. הרעב הוא ייאוש.
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.Foamea înseamnă umilire şi deznădejde.
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.굶주림은 모욕입니다. 굶주림은 절망입니다.
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.الجوع هو الاذلال. الجوع هو فقدان الأمل
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.お腹を空かせた子どもにとって 政治や自由は無縁のことでした
Açlık utandırıcıdır. Açlık umutsuzluktur.飢餓係虐待人、令人覺得絕望嘅一樣嘢
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.AG: 모든 과학자가 그러한 절망의 표현을 인정할 겁니다.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.AG:Oricare om de stiinta recunoaste aceasta fata de disperare.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.AG: setiap peneliti akan mengenali ekspresi keputusasaan tersebut.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.א.ג.: כל חוקר יזהה את מבט הייאוש הזה.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.أ.ج. : كل عالم يعرف بلا شك تعبير اليأس هذا.
AG: Her araştırmacı bu umutsuzluk ifadesini tanıyacaktır.(笑)
Ağzı korkudan ve umutsuzluktan açılmış.Jej usta lekko rozchylone. Ma się rzeczywiście wrażenie mającej miejsce tragedii, desperacji.
Ağzı korkudan ve umutsuzluktan açılmış.Ее рот немного приотрыт, и кажется реальным ее чувство ужаса, ее чувство отчаяния.
Ağzı korkudan ve umutsuzluktan açılmış.Її рот розкритий трохи ширше і справді з'являється відчуття жаху та відчаю.
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Aber auch -- und das ist so wichtig -- ihre Verzweiflung mitzuteilen und sagen zu können:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Dar — foarte important — să-și transmită și deznădejdea, să spună:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,E também — e isto é muito importante — a comunicar o seu desespero, dizer:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,그리고, 역시 중요한 부분인, 그들의 절망을 이야기 할 수 있도록 말이죠.
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Ma anche, cosa importante, a comunicare la loro disperazione, a dire:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Maar ook -- en dit is zo belangrijk -- om hun wanhoop over te brengen:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Men också - och detta är så viktigt - för att dela med sig av sin hopplöshet, att kunna säga:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Mutta myös -- tämä on tärkeää -- kertomaan epätoivostaan, jotta he voivat sanoa:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Valamint az is fontos, hogy eljusson az emberekhez az elkeseredésük is.
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,Але також - це теж важливо - ділитися своїм відчаєм.
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,А также - это тоже очень важно - рассказать о чувстве отчаяния, сказать:
Ama aynı zamanda- ve bu da çok önemli- umutsuzluklarını da paylaşmak için,אבל גם -- וזה כל כך חשוב -- להעביר הלאה את הייאוש שלהם,