Ana içeriğe geç
Sözlük

umutsuz ile cümle

umutsuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Genç kız bunu sevinçle dinlemiştir ve Erik umutsuzlukla oradan ayrılır.Senta luistert verrukt waarna Erik wanhopig wordt en haar achterlaat.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Constantijns positie werd moeilijker.
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.De Villefort gaat berouwvol naar huis.
"UMUTSUZLUKÖLÇEĞİ: GEÇERLİLİK VEGÜVENİRLİĞİ".Building Hope" (Brengen van vrede, bestrijden van ziekte, vestigen van hoop).
Licinia Eudoxia, umutsuzca Vandal kralı Genseric'ten yardım beklemişti.455 : Licinia Eudoxia roept de hulp in van de Vandalen koning Geiserik.
2013 yılında Umutsuz Ev Kadınları'nda Suzan karakterini canlandırmıştır.In 2010 speelde ze ook een bijrol in Desperate Housewives.
Durum açıkça umutsuzdu.De situatie leek hopeloos.
Ancak o yılın Kasım ayında, Virginia'nın durumu artık umutsuzdu.Ale jeszcze przed listopadem tego samego roku stan zdrowia Virginii nie pozostawiał nadziei na poprawę.
Halbe'de durum, Alman kuvvetleri açısından umutsuzdu.Sytuacja w Halbe była dla Niemców rozpaczliwa.
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.Villefort wrócił do domu uspokojony.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Bart går iväg, förtvivlad över sin egen dumhet, sedan börjar han omedvetet tala franska med sig själv.
Durum açıkça umutsuzdu.Ställningen var förtvivlad.
Umutsuzluğa kapılan Homer, Bart'ı yanlarına alarak Moe ve Barney ile geyik avına çıkar.Den nu desperate Homer tar med sig Bart på hjortjakt tillsammans med Moe Szyslak och Barney Gumble.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux insisterar på att Manon skall fly tillsammans med honom.
Bu, Umutsuz Ev Kadınları'ndaki karakterlerin bir listesidir.Detta är en presentation av rollfigurerna i den amerikanska TV-serien Desperate Housewives.
Prenses Peach bu esnada umutsuzca bir dilek diler, Mario için.Принцеса Піч дуже прихильно ставиться до Маріо.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Про це незнання говориться: блаженний збагнувший незнання, нерозлучне з молитвою."
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.З кожним місяцем ситуація в Константинополі дедалі більше загострювалася.
Aliş'e umutsuzca aşık.VALL-I se beznadějně zamiluje.
Bu da birçoğunu umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sevk ediyordu.Nikdy nezapomenu na její zoufalství a zklamání.
Amacı ağrısız acısız ve umutsuz hastaların zahmetsizce intihar etmesine yardımcı olmaktır.Cílem je mimo jiné zbavit zvíře zbytečné bolesti a stresu.
Bu, Umutsuz Ev Kadınları'ndaki karakterlerin bir listesidir.Toto je seznam dílů seriálu Zoufalé manželky.
Tamamen, geri dönüşü olmayacak bir şekilde umutsuzca bölündü.S návratem však nepochopitelně váhal.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin ikinci sezonu.Druhá šance pro bezdomovce v Plzni.
Halbe'de durum, Alman kuvvetleri açısından umutsuzdu.Situația germanilor din regiunea Halbe era disperată.
Durum açıkça umutsuzdu.El a fost în mod evident dezamăgit.
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.Luam mâinile de pe lucru și cădeam în disperare și oboseală.
Umutsuz hastalıklar umutsuz çareler gerektirir.Bolile disperate necesită remedii disperate.
O bir umutsuzluk eylemiydi.A fost un act disperat.
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.Angel kétségbeesetten rohan vissza a szállására.
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Murat helyzete egyre bizonytalanabbá vált.
Yüzyıldır umutsuzluk.A gondolkodás évszázadai.
Erişim tarihi: 8 Temmuz 2014. ^ "'Umutsuz Ev Kadını' oldu". hürriyet.com.Előre, 1982. április 8. *Nagy Pál: Felépül egy ház, meghal egy öregasszony.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Mindenki szájtátva bámul, mire megszólal az egyik dolgozó: – Nem vezérorsó ez kérem, hanem húzótüske!”
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.Carrie palaa tyynesti kotiin.
Tekrar umutsuzluğa kapılarak inzivaya çekilir.Epätoivoisina he lähtevät jälleen matkaan.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux’illa on vaikeuksia taivutella Manonia karkaamaan kanssaan.
Kimileri kaçtı, kimileri teslim oldu, kimileri ise umutsuzca savaşmaya devam etti.Monet luovuttivat, jotkut tekivät vastarintaa.
Sonsuz bir umutsuzlukla Tannhuaser Venüsberg'e dönme yolunda bulunmaktadır.Pimeän tultua Wolfram tapaa Tannhäuserin, joka aikoo palata Venusbergiin.
Ayrıca filmin mizahı umutsuzlukla birleştirme kapasitesinden övgüyle söz edildi.Myös aikalaiskritiikeissä elokuva sai yksimielisesti kehuja.
Umutsuzluğa kapılan Neil, Belediye Binası'nın çatısına çıkar ve intihar edeceğini söyler.Nyman vaati että Örön viestimiehet murtautuisivat Lauramon asuntoon ja herättäisivät miehen.
Bu nedenle, umutsuzluk, çoğu kişi tarafından olumsuz olarak nitelendirilmektedir.Sen maku on siinä vaiheessa ehkä useimpien mielestä epämiellyttävä.
Tekrar umutsuzluğa kapılarak inzivaya çekilir.Τώρα ξαναγυρίζω στη σιωπή μου.
Yüzyıldır umutsuzluk.Ο αιώνας των λαβυρίνθων.
Ama Adıge direnişi umutsuzca da olsa yine sürüyordu.Det gjorde modstandsfolkene mere og mere desperate.
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.I virkeligheden var hun faldet i søvn af udmattelse.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux går i fortvivlelse ved tanken om at skulle skilles fra Manon for altid hen til Manon.
Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi.Tristhed med livsglæde, optimisme og fortvivlelse blev flettet sammen i hans digte.
Ben'in babası, kendisine verilen bu hademelik işi için oldukça umutsuz/mutsuzdur.Du som er Gud Fader lik, Ver i vanmakt sigerrik!
Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Konstantins posisjon vokste seg stadig verre og uutholdelig.
Lüzumsuz Adam'da ise biraz daha umutsuzlaşmıştır.Prins Paras var enda mer upopulær.
Arkadaşının kız kardeşi Mary'ye umutsuzca aşık oldu.Fiskekongens datter, Elaine, ble forelsket i ham.
Baxter umutsuz bir sevgi arayışı içindeki bu kıza tutulur.Satie falt i håpløs kjærlighetssorg.
Yüzyıldır umutsuzluk.Århundre Etterforskning.
"UMUTSUZLUKÖLÇEĞİ: GEÇERLİLİK VEGÜVENİRLİĞİ".«Åna - mulighetenes fengsel».
Yıkıntılar arasındaki mücadele sert ve umutsuzdu.Kampene i byen var voldsomme og desperate.
Tırnova ve Niğbolu'nun düşmesi, Türk kamuoyunda büyük üzüntüye ve umutsuzluğa neden oldu.Upåliteligheten og flyttevanene til menighetsmedlemmene gav Knudsen mange skuffelser og bekymringer.
Eğer bu olursa, insanlar kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar.Jika hal ini terjadi, sangat mungkin penderita akan menghadapi kesulitan meninggal dengan cara yang baik.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Tanpa berbicara menggunakan bahasa Prancis, dia mulai putus asa mencari istrinya.
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.Ola cepat berlari pulang dengan bingung.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod