Bizdeki mutluluk, üzüntü, korku, umutsuzluğa benzer- belki bazen aynı şekilde- duygular gösteriyorlar.우리는 이들이 인간과 비슷한, 때로는 똑같은 방식으로 감정을 우리가 말하는 기픔, 슬픔, 분노, 절망을 보여줍니다.
Bizdeki mutluluk, üzüntü, korku, umutsuzluğa benzer- belki bazen aynı şekilde- duygular gösteriyorlar.Provano emozioni simili, o a volte uguali, a quelle che noi definiamo gioia, tristezza, paura, disperazione.
Bizdeki mutluluk, üzüntü, korku, umutsuzluğa benzer- belki bazen aynı şekilde- duygular gösteriyorlar.אנחנו מגלים שהם מראים רגשות דומים -- אולי לפעמים זהים -- לאלו שאנחנו מתארים בעצמנו כשמחה, עצבות, פחד, יאוש.
Bizdeki mutluluk, üzüntü, korku, umutsuzluğa benzer- belki bazen aynı şekilde- duygular gösteriyorlar.感情を持ち合わせ 精神や肉体面の苦しみも わかっています
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Ayudámos a personas sin hogar en la ciudad de Nueva York a compartir sus historias en Twitter
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Kami menolong tunawisma di kota New York Berbagi tentang cerita mereka kepada Twitter
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.저희는 트위터에 뉴욕 노숙자들의 이야기를 공유해 돕고 있습니다.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Nós ajudamos os mendigos da cidade de Nova Iorque a contar suas histórias no Twitter
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.On aide les personnes sans abris qui habitent ici á New York partager leur histoires en Twitter.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Pomagamy bezdomnym z Nowego Jorku dzielić się ich historiami na Twitterze.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Pomáháme bezdomovcům New Yorku ve sdílení jejich příběhů na Twitteru.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Wir helfen den obdachlosen Einwohnern von New York City dabei, ihre Geschichten auf Twitter zu teilen.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Мы помогаем бездомным жителям Нью-Йорка поделиться своими историями в Твиттере
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Ние помагаме на бездомните жители на Ню Йорк да споделят историите си в Туитър.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.نقوم بمساعدة المشردين المقيمين في نيويورك ننشر قصصهم في تويتر
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.彼らのストーリーをツイッターでシェアしています ダニーはニューヨークのホームレスです
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır."나," "나를," 그리고 "나의" 이고 그 글자들은 그것들이 실제로 따로 있는것보다 덜 희망이 없지 않습니다
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.listy te bardziej obrazują prawdziwą samotność, niż brak nadziei.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.От их писем веет не столько безнадёжностью, сколько одиночеством.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.במקום "אנחנו" ו"אנו" -- והמכתבים אינם כל כך נואשים, אלא יותר מבטאים בדידות.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.وليس" نحن "و" لنا "-- وحروف هي أقل يئساً حيث بالفعل يشعرون بالوحدة.
"biz" ve "bize" değil - ve mektuplarda umutsuzluktan çok onların gerçekten yalnız oldukları vardır.手紙の内容は希望がないというより 彼らが孤独であることを物語っています 孤独は人間にとってとても不自然な状態です
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Am încercat să mă gândesc: "Cum aș putea răspunde la o astfel de deznădejde?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Azon gondolkodtam, hogyan válaszoljak erre.
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Ho provato a pensare, "Come posso rispondere a questa mancanza di speranza?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Ik probeerde te bedenken "Hoe reageer ik op dat gevoel?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Jak mogę na coś takiego odpowiedzieć?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?생각을 하려고 했죠. "저런 절망감에 내가 어떻게 반응해야 하지?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Pokúšal som sa vymyslieť, ako odpovedať na beznádej.
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Quand elle a dit ça, j'ai cherché.
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Tôi đã cố gắng nghĩ ,"Làm sao để đối mặt với sự thất vọng đó?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Traté de pensar, "¿cómo responder a esa desesperanza?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Wie sollte ich auf diese Hoffnungslosigkeit antworten?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Προσπάθησα να σκεφτώ "Πώς πρέπει να ανταποκριθώ στην απελπισία;
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Опитах се да мисля: "Как да отговоря на тази безнадежност?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?Я попытался придумать, как перебороть это чувство безнадёжности, понять, в чем его причина.
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?ניסיתי לחשוב, "איך אוכל להגיב לחוסר התקווה הזה?
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?حاولت التفكير " كيف اجيب عن مثل هذا اليأس؟
"Böyle bir umutsuzluğa nasıl tepki verebilirim?その失望感はいったい何なのか 考えました
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.Deve tê-la amado desesperadamente... para pedir por algo tão louco.
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.Dia pasti begitu mencintainya... Sampai meminta sesuatu dengan sangat
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.그만큼 간절했으니까... 그런 말도 안 되는 부탁을 했던 거죠
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.La debe haber amado con locura... para actuar tan locamente.
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.Мабуть, він був у відчаї щоб піти на таке божевілля.
Böyle çılgınca bir şey yapmak istediğine göre... ...onu umutsuzca sevmiş olmalı.فقد أحبهـا بشدة لدرجة اليأس أن طلب شيئاً مجنونـا من سيرانو
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Czy ta księga obudzi nadzieje, czy wywoła rozpacz?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?¿Este libro traerá esperanza o desesperación?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Irá este livro trazer esperança ou desespero?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Kommer den här boken att inge hopp eller förtvivlan.
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Questo libro porterà speranza o porterà disperazione?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Tuoko kirja toivoa vai epätoivoa?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Vil denne bog inspirere til håb eller fortvivlelse?
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Θα φέρει ελπίδα ή απελπισία;
Bu defter umut mu, yoksa umutsuzluk mu getirecek?Даст ли нам эта книга надежду, или она принесёт отчаяние?
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.De beder, giver du, at ikke tro tur til at fortvivle.
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.De ber, ge du, så att tro vända sig till förtvivlan.
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.Ei se roage, mii de finanţare, ca nu cumva credinţa rândul său, la disperare.
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.Eles oram, dai tu, para não transformar a fé em desespero.
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.Essi pregano, concedere tu, perché non trasformare la fede alla disperazione.
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.He rukoilevat, myöntää sinä, etten usko kääntyä epätoivoon.