Ana içeriğe geç
Sözlük

umar ile cümle

umar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Camýnýn dibinde bakakalýrsýn Ve bir gün bu rüyanýn uzun süreceđini umarakΚοιτάς στον πάτο του ποτηριού Ελπίζοντας πως κάποια μέρα ένα όνειρο θα διαρκέσει πολύ
CE: Umarım herşey burada gördüğünüz gibi gerçekleşir.Con suerte todo ocurrirá de la manera que lo vieron aquí.
CE: Umarım herşey burada gördüğünüz gibi gerçekleşir.여러분께서 보신 것처럼 진행되기를 바랍니다.
CE: Umarım herşey burada gördüğünüz gibi gerçekleşir.Miejmy nadzieję, że będzie tak, jak na filmie.
CE: Umarım herşey burada gördüğünüz gibi gerçekleşir.نأمل أن يحدث الأمر كما شاهدتموه هنا
Cevabımız-- umarım doğrudur çünkü yanımda hesap makinesi yok-- seksen beş bin beş yüz elli dört.그래서 답은, 바라건대 --- 계산기를 가지고 있지 않습니다 --- 85,554 이고,
Cevabımız-- umarım doğrudur çünkü yanımda hesap makinesi yok-- seksen beş bin beş yüz elli dört.85,554 です. ケアレスミスをしていないと仮定してのことです.
Cevabımız-- umarım doğrudur çünkü yanımda hesap makinesi yok-- seksen beş bin beş yüz elli dört.Donc la réponse, à priori -- je n'ai pas de calculette avec moi -- est 85 554.
Cevabımız-- umarım doğrudur çünkü yanımda hesap makinesi yok-- seksen beş bin beş yüz elli dört.Resultatet på det regnestykke er 85554.
Cevabımız-- umarım doğrudur çünkü yanımda hesap makinesi yok-- seksen beş bin beş yüz elli dört.اذاً الناتج يكون 85554
- Çok güzel bir soruydu. Umarım, doğru çözmüşümdür.Fue que francamente un problema fascinante y espero
Çok güzel bir soruydu. Umarım, doğru çözmüşümdür.بصراحة كانت تلك المسألة مذهلة، واتمنى
Çok iyi bir çizim olmadı ama umarım işimize yarar. .저도 이게 그래프 그리기가 아니라는 점은 알고 있습니다. 그러나 다행히도 쓸모가 있습니다.
Çok iyi bir çizim olmadı ama umarım işimize yarar. .Знам, че това не е хубав чертеж, но дано да послужи за целта.
Çok iyi bir çizim olmadı ama umarım işimize yarar. .اعلم انه ليس رسماً جيداً، لكن اتمنى انه يفي بالغرض
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.En supposant que c'est vraiment vaut, et qui a été le prix correct, je ne paie, peu importe.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Giả sử đấy là giá trị tương xứng, là giá đúng của ngôi nhà Tôi không bị mua hớ, hay đại loại thế
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Olettaen, että se on todella sen arvoinen, ja että se on oikea hinta, enkä maksanut liikaa, tai mitä tahansa.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Przyjmujemy, że tyle jest właśnie wart, że to była poprawna cena, że nie przepłaciłem, itd.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Za předpokladu, že má skutečně takovou hodnotu a že to byla správná cena, že jsem nepřeplatil.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Υποθέτοντας ότι όντως αξίζει τόσο και ότι αυτή ήταν η σωστή τιμή, δεν πλήρωσα παραπάνω ας πούμε.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Припустимо, що він дійсно стільки коштує, і це була справедлива ціна, я не переплатив.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.それは正しい価格で、私は払いすぎていなかった。とにかく、 私は今、私の資産は100万ドルの家になります。
Çünkü iki tane üç basamaklı sayıyı çarpacağım. Aslında aynı şey, umarım ne demek istediğimi anlarsınız.Man bruger dog samme fremgangsmåde, så forhåbentlig er det ikke for svært.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Car alors, je l'espère, tu ne veux pas le garder longtemps Mais le renvoyer.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Denn dann, so hoffe ich, wirst du ihn nicht lange, sondern senden ihn zurück.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.För då, hoppas jag, du skall inte hålla honom länge men skicka honom tillbaka.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.For så håber jeg, du vil ikke beholde ham længe, men sende ham tilbage.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.다음으로, 난 희망, 그대 시들고 오래 유지 그러나 돌려 보낼 수 없습니다.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.LADYキャピュレット[内。]ホー、娘!あなたは最高ですか?
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Mert akkor, remélem, te nem akarsz tartani vele hosszú, de küldje vissza.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Na to, mam nadzieję, Ty nie trzymać go długo, ale wysłać go z powrotem.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Para entonces, espero, tú no quieres tenerlo largo, pero lo envió de vuelta.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Pentru că atunci, sper, tu nu vei-l ţină mult timp, dar trimite-l înapoi.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Per allora, spero, tu non vuoi tenerlo a lungo, ma rimandarlo.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Pois então, eu espero, tu não queres mantê-lo longe Mas mandá-lo de volta.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Sau đó, tôi hy vọng, ngươi héo không giữ anh dài Nhưng gửi cho anh ta trở lại.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Sillä silloin, toivon, sinä et pidä häntä pitkään, mutta lähettää hänet takaisin.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Untuk itu, saya berharap, engkau akan tidak membuatnya lama Tapi mengirim dia kembali.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.U té, doufám, budeš se ho udržet dlouho, ale pošlete ho zpátky.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.U tej, dúfam, budeš sa ho udržať dlho, ale pošlite ho späť.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Want dan, hoop ik, gij zult niet lang houden hem maar sturen hem terug.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Za takrat, upam, ne boš ga obdržati dolgo pa ga poslali nazaj.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Για τότε, ελπίζω, θέλεις να τον κρατήσει καιρό, όμως, να τον στείλει πίσω.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Защото тогава, надявам се, ти не искаш да го задържат дълго, но го изпрати обратно.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Ибо тогда, надеюсь, ты не держать его долго, но отправить его обратно.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.כי אז, אני מקווה, שתאבה לא להשאיר אותו זמן רב, אבל לשלוח אותו בחזרה.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.لذلك ، آمل ، انت الذبول لا تبقي منه وقتا طويلا ولكن اعادته.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Chẳng ai lấy cớ ngươi cầu thay , để ngươi được ràng_buộc ; ngươi chẳng có thuốc chữa .
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Chẳng ai lấy cớ ngươi cầu thay, để ngươi được ràng buộc; ngươi chẳng có thuốc chữa.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Deine Sache behandelt niemand, daß er dich verbände; es kann dich niemand heilen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ei kukaan aja sinun asiaasi; sinun haavaasi ei paranneta, se ei kasva umpeen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Er is niemand die u kan helpen of uw wond kan verbinden. Geen medicijn is er tegen opgewassen.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen fører din Sag. For din Byld er ingen Lægedom, for dig ingen Helse.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen tager sig an din sak, så att han sköter ditt sår; ingen helande läkedom finnes för dig.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Ingen tar sig av din sak, så han klemmer ditt sår ut; lægedom, plaster finnes ikke for dig.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.네 송사를 변호할 자가 없고 네 상처를 싸맬 약이 없도다
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Não há quem defenda a tua causa; para a tua ferida não há remédio nem cura.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Nebude, kdo by přisoudil při tvou k uléčení; lékařství platného žádného míti nebudeš.
Davanı görecek kimse yok, Yaran umarsız, şifa bulmaz.Neni toho, kto by riešil tvoju pravotu, neni, kto by vytlačil a obviazal; neni tebe lieku, ktorý by vyhojil.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod