ulus ile cümle
ulus kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ve bence uluslararası topluluk şöyle derdi: "Haklısın.And I think the international community would have said, "Fair enough.
Çünkü bu tamamen bağımsız şekilde uluslararası ünlü markalara çalışmama izin veriyordu.This allowed me to work with top international brands and to have complete freedom.
Çünkü hiçbir ulus komşusunun saldırmak üzere olup olmadığını kesin olarak bilmiyor.Because no nation knows for sure whether its neighbor is about to attack.
Ulusal Güvenlik Ajansı binanız var, dünyanın en büyük casusluk merkezi.You have the National Security Agency building the world's giantest spy center.
Her mağdur ulus ve belki kendi ulusumuz, hastamız olur.Every disadvantaged nation, and perhaps our own nation, becomes our patient.
Öncelikle eğitim, yetkilendirme ve uluslararasi avukatların arasındaki bağın küvvetlenmesi.First is the training, empowerment, and connection of defenders worldwide.
Ve mevcut ulusal eğitim sistemlerimizde de bir çocuğun yapabileceği en kötü şey "hatalar"dır.And we're now running national education systems where mistakes are the worst thing you can make.
Dünya Expo 2010 fuarı için ulusal bir pavyon.National Pavilion for the World Expo in 2010.
Danimarka^da, bizim ulusal hayvanımız kuğu var. gülüşmelerDenmark, we have a national bird, the swan. (Laughter)
Bende bir ilk olarak Ulusal Parlamentoda konuşmak için davet edildim.So for the first time, I got invited to speak at the National Parliament.
Maalesef ki İzlanda Ulusal Bankasıymış.Unfortunately, it was the national bank of Iceland.
Bu Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin baş danışmanı.This is the head prosecutor for the International Criminal Court
Ve ulusal destek her an ortadan kalkabilir.And international support could be removed at anytime
Şu an dünya üzerindeki en büyük beşinci ulusu temsil ediyoruz.Already, we represent the fifth-largest nation on Earth.
Uluslararası gelişim üzerinde çalışacaktım. Sonra biraz gezindim ve buraya geldim.I was going to work on international development, and then I took a turn and ended up here.
Çünkü gıda kişilerle, uluslarla çözülemeyecek yegane konudur.Because food is one issue that cannot be solved person by person, nation by nation.
Ve Afrika'daki ulusları görüyoruz.And we're seeing nations in Africa.
Tarih Enstitüsü'nde Ulusal Bilim Akademisi'nde çalışıyordum.I was working in the National Academy of Science in the Institute of History.
Bu bölge ulusal ortalamanın %43 altında.This zone is a little lower than the national average of 43%,
Her ulus pastadan bir parça ister, bunu unutmayın.Every nation wants a piece of the pie. Keep that in mind.
Ulusların diğer ulusları işgal etmesinin sebebi kıtlıktır.The reason nations invade other nations is because of scarcity.
Birkaç ulusun dünyanın kaynaklarını kontrol ettiği bir düzende toprak kavgaları da hep varolacaktır.When a few nations control most of the earth's resources you've got to have territorial disputes.
Bu kurumun adı, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ingilizce kısaltmasıyla "ITU").It's called the International Telecommunication Union (or ITU).
1865'te kurulduğunda adı Uluslararası Telgraf Birliği'ydi.When founded in 1865 it was called the International Telegraph Union.
Ulusunun prensesi, en iyisidir.Your nation's princess, she's the best.
Ulusal karayolu Ulaşım Güvenliği Müdürlüğü'nün internet sayfasındaki verilere bakacak olursanız,So if you look at that data -- it's right up on the National Highway
Ulusal İstihbaratın kullandıklarından.National Intelligence uses them.
Kibera, insan yerleşiminden yoksun yeşil bir ulusal park olarak gösteriliyor.Kibera is represented as a lush, green national park devoid of human settlement.
Bu alkış uluslararası işaret dilinde de alkış.Ve bu alkış uluslararası işaret dilinde de alkış.
Kopenhag'dan uluslararası bir yönetmeliğe ihtiyacımız var vb.We need international legislation from Copenhagen and so on.
Ulusal yanıtlara ve yerel yönetimlerden cevaplara ihtiyacımız var.We need national responses. We need local government responses.
Biz bunun yayıldığını gördükçe ulusal merkezlerin ortaya çıktığını görüyoruz.As we see the spread of it, we see national hubs emerging.
Ancak ulus başka bir lider seçti.But the nation chose another leader.
Her şeye, artı uluslararası kariyere.Anything, plus an international career.
Yaptı çünkü ulusal sağlık hizmeti olan bir ülkeyi yönetiyordu.She did it because she ran a country that had a national health service.
Uluslararası turlara başladık.We started touring them internationally.
Evet, bu Bangladeş'in ulusal simgesidir.Yes, it is the national image of Bangladesh.
Biz uluslararası savaş terimleriyle düşünüyoruz.We think in terms of war and interstate war.
Uluslararası Yavaş Hareket olarak işaret ettiği oluşum yatıyor.Now if you'll permit me a small act of hypocrisy,
Zorla tahliye uluslararası hukuka aykırıdırForced eviction is illegal under international law.
Malesef öğretmen geribildirim sistemleri için uluslararası sıralama tabloları yok.Well, unfortunately there's no international ranking tables for teacher feedback systems.
Biz, tüm ulusların, bizimle her konuda aynı fikirde olmasını beklemiyoruz.We do not expect other nations to agree with us on every issue.
Dünyanın her bir yanındaki uluslar, bu zorlu yoldan geçmiştir.Nations in every part of the world have travelled this difficult path.
Uluslararası bankaların ve finans kurumlarının tepkilerini hayal edebilirsiniz.Now, you can imagine what was the reaction of the international finance and banking.
İşbirlikçi, marka sahibi, çok uluslu ve yüksek derecede disiplinliler.They're collaborative, they're branded, they're multinational, and they're highly disciplined.
Gençken her tatilimi ulusal parkta geçiriyordum.Every holiday I had as a young boy was in a national park.
Kaynak:"Karanlıktan Aydınlığa # 22 Telif Hakları @Osho Uluslararası Vakfı, İsviçre.Source: 'From Darkness to Light # 22' Copyright © Osho International Foundation, Switzerland.
İşte bu uluslar ayrımcılığa ve zorba yönetimlere boyun eğmektedir;It is the nations that succumb to discrimination and tyranny;
Bu uluslar diktatörlüklere ve açgözlülüğe teslim olmaktadır;It is the nations that surrender to dictatorship and greed;
Bu uluslar kendini beğenmiş ve yayılmacı güçlerin hegemonyasını kabul etmektedir;It is the nations that accept the hegemony of arrogant and expansionist powers;
Bugün, ulusların, dünyanın geleceğini tekrar belirleyecekleri gündür.Today is the day of nations and they once will determine the future of the world.
BM'nin tüm uluslara ait olduğunu bilmek şarttır.It is necessary to know that the UN belongs to all nations.
Dünyanın her yerinde politikalar, uluslararası kuruluşlar, mesleki liderler var.Globally, we have policies, international instruments, work leaders.
Belli bir aileye, ulusa ve sınıfa bağlı olarak doğuyoruz.We're born into a certain family, nation, class.
Madrid'de şık, havalı bir uluslararası okulda tek Türk olarak kendimi buluverdim.I was zoomed into this posh, international school [in Madrid], where I was the only Turk.
Değişik ulusların KMS'leri arasındaki farklar nelerdir?What's the difference between the SPGs of different nations?
Malcolm'a, artık İslam Ulus'unun bir parçası olduklarını ve Allah'ın elçisiThey told Malcolm they were now a part of the Nation of Islam, followers of the honorable
[İslam Ulusu Lideri] Bence İslam, bizim Amerika'daki insanlarımız için en iyi dinlerden biri.I think Islam is one of the greatest religions of all time for our people in America.
Bundan bir ay sonra, İslam Ulusu'na kabul oldu. Malcolm Little artık, Malcolm X'ti.Malcolm Little had become Malcolm X.
1950'lerin ilk yıllarında, İslam Ulusu siyahi topluluklar içinde pek bilinmiyordu.In the early 1950s, the Nation of Islam was unknown in most black communities.