Fakat aleyhine en ufak bir dedil elde etmek mümkün değildi.Nicht der geringste Fleck war an ihm zu entdecken.
Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı.Es sind lediglich noch Gräben zu sehen.
İlçede toplam irili ufaklı 28 ayrı şelale bulunmaktadır.Zum Konzern gehörten 28 selbständige Kali-Bergwerke.
Bu ocak ancak ufak değişikliklerle yüzyıllar boyunca kullanıldı.Die Symbole wurden über Jahrhunderte mit geringen Änderungen eingesetzt.
1911´de La Estrella del Oriente (Doğunun Yıldızı) isimli bir dükkân açıp ufak bir sermayeye kavuşmuştur.Dort eröffnete Julián Slim Haddad 1911 einen Laden namens La Estrella del Oriente (dt.
Aile üyeleri ona "Ufaklık" derler.Seine Kumpel nannten ihn „Little George“.
(Belarusça ve Ukraynaca dillerindeki ufak değişikliklerle).Sprachlicher Inzest in Weißrussland und der Ukraine?
Ufak hatayı bile bağışlamazdır.Doch die Armut verzeiht sie ihm nicht.
Minyatür bir kamera en ufak büyümeleri bile görüntüleyecektir.Eine Miniaturkamera machte jedes Wachstum sichtbar.
Şu ana kadar irili ufaklı 150'ye yakın oyunun dağıtımcılığını üstlenmiştir.Momentan wird von offizieller Seite des AFL darüber nachgedacht zum Anlass des 150.
Romalılar ve savunmacılar arasında ufak çatışmalar yapıldı.Auch kam es in der Umgebung zu Kämpfen zwischen Römern und Slawen.
Ardından ufak bir fragman gösterildi.Dahinter ging eine kleine Lücke auf.
Aralarında ufak farklılıklar vardır.Untereinander nur minimale Unterschiede.
Annesi, çoğu ufak yaşlarda hayatını kaybeden dokuz çocuk dünyaya getirmiştir.Seine Frau gebar zehn Kinder, die größtenteils im Kindesalter starben.
İrili ufaklı çeşitli firmaların yönetim kurulunda görev yaptı.Der Bundesvorstand leitete die operative Ebene der Jungen Grünen.
Çahşamak, bir şeyi parçalamak, ufak parçalara ayırmak anlamına gelir.Auslassen bedeutet, das Fell in kleine Streifen zu schneiden.
Ve ufak şeylerden eğleniyor.Für lustige kleine Leute.
Hatta onlara en ufak bir zarar bile veremez.Das nutzte ihm aber wenig.
Litvanya ufak bir sipariş verdi.Venedig musste nur geringe Abgaben leisten.
Bu koşullar sağlandığında ufak balkonlu bir ev bonsai koleksiyonu için yeterlidir.Neben einem Gutshaus findet man in der kleinen Gemeinde einen Grabstein der Familie von Bülow.
Çin'de ve Tibet'de birbirlerinden kopuk ufak populasyonların bulunduğu bilinmektedir.In Yunnan, China gibt es mehrere kleine und voneinander isolierte Populationen.
Ufak tefek çakışmalar da olmuyor değildi.Aber die Schergen finden den Kleinen auch nicht.
Bölge'de irili ufaklı birçok doğal ve yapay göl bulunur.Im Park gibt es mehrere natürliche und künstliche Wasserfälle.
Mahallede bakkal veya ufak bir alışveriş yeri de yoktur.In dem Wohnquartier befindet sich kein Gewerbe und kein Einzelhandel.
Denektaşları ufak sapmalarndan çok ortalama başarımlara önem vermelidir.Im Vergleich mit den eigenen Abgängen konnten die Seehunde nur geringe Erfolge aufweisen.
En ufak bir merhametten bile yoksundur.Elle est dépourvue de la moindre pitié.
Onaylanmamız için en ufak bir şans var mı?Y a-t-il la moindre chance que nous soyons approuvés ?
Dünyada oluşan en ufak şey daima muhteşem bir tesadüfün sonucudur.La moindre chose qui se forme au monde est toujours le produit d'une formidable coïncidence.
Geçen yıllar içinde Walkerların hisselerini ufak ufak aldılar.Au fil des années ils ont peu à peu acheté les Walkers.
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.Et en était un tout petit, ce jeune homme tout pauvre".
Ufak bir havuz mevcut.Il possède une petite piscine.
Dalton Kardeşler’in en ufak tefek olanıdır.Jack Dalton: Est le plus réservé des frères Dalton.
Çiftleşme döneminde çok nadiren bir araya gelip geçici ufak grup oluşturabilirler.Ils sont rarement réunis pendant une cohabitation.
İhtiyaçlarını karşılamak için ufak bir miktar has verilmişti.Elle fait de nombreux petits boulots pour subvenir à leurs besoins.
İspanya İç Savaşı sırasında silaha ait ufak tefek sorunlarda geliştirildi.La porte a été légèrement endommagé pendant la Guerre Civile espagnole.
Bu parçalı durumda yerel Bolşevik kuvvetleriyle sayısız irili ufaklı çatışma yaşanacaktır.Ce siècle sera marqué par une multitude de conflits armés entre potentats locaux.
Çiçekleri ufaktır ve rüzgârla tozlaşır.Les fleurs, minuscules, sont pollinisées par le vent.
Öykü, Broadway Journal'ın 23 Ağustos 1845 tarihli sayısında tekrar basıldığında ufak değişikliklere uğradı.L'histoire est légèrement revue et rééditée le 23 août 1845 dans le Broadway Journal.
"'Ufak Tefek Cinayetler'"."Les Petits crevés".
Ufak bir hata ceza puanı ya da kart yemeye sebebiyet verebilir.On peut tolérer un petit écart de justesse ou de timbre.
Ufak hatayı bile bağışlamazdır.Il pardonne moins d’erreurs.
Çeşitli kentlerde irili ufaklı devletler ortaya çıktı.De petits royaumes indépendants apparaissent alors.
Ülkede irili ufaklı 98 adet havaalanı bulunur.L'Islande compte 98 aéroports et aérodromes.
Ufak mezraların birleşiminden oluşmaktadır.L'émergence des petites nations.
Bu dillerden birini bilen, diğer dili de ufak bir pratikle konuşabilir.Cependant, certains peuvent comprendre ce langage avec un peu d'entraînement.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.Chez la plupart des espèces, seule une petite fraction du génome encode des protéines.
Birçok otel ve ufak ticarethane vardır.On y trouve de nombreux restaurants et de petits commerces.
Aralarında ufak farklılıklar vardır.Il existe de légères différences entre les deux.
Okul deneyimi özellikle ailelerinden ayrılmış ufak çocuklarda genelde sert olmuştur.On suit l'éducation parfois difficile de leurs enfants.
Meyveleri ufak, yuvarlak ve kırmızımsı siyah renklidir.Les petits fruits sont ronds, rouges et brillants.
İçinde yapay göl, lunapark ve ufak bir hayvanat bahçesi bulunmaktadır.Ce dernier comporte un lac artificiel, une piscine et un petit parc animalier.
1989’un Ocak ayında Washington’da ufak bir düğün salonunda bir performans sergilediler.En juin 1989, elle est présentée avec succès dans un petit théâtre de New York.
Ufak sineklerdir.Les Muses inquiétantes.
Kurallarda bazı ufak değişikler vardır.Au niveau de la réglementation, il y a quelques modifications.
2014 yılındaki makyajlamada ufak rötuşlar yapılmıştır.En 2012, légères modifications de l'espace d'accueil.
Gölde dokuz tane irili ufaklı ada bulunur.Le lac compte neuf autres petites îles.
19. yüzyıldan bu yana ufak değişiklikler ile gelen bayrak bugünkü biçimini 1960 yılında almıştır.Ce drapeau, avec de légères modifications, a été utilisé depuis le XIXe siècle.
Şeregeş içinde irili ufaklı en az 50 otel bulunur.Toutes les autres îles offrent moins de 50 hôtels.
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.Elle est stabilisée par un petit parachute.
Ufakcüceler, daha küçük bedenli ve daha asosyal bir cüce grubuydu.Ils étaient plus petits qu'un lion et tachetés de partout.