Ana içeriğe geç
Sözlük

ufak ile cümle

ufak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hiç Hindistan'a gitmemiştim, en ufak bir fikrim yoktu.I'd never been to India. Hadn't a clue.
Ve bu bir bakıma ufak bir kuyu.And so it's sort of a mini well.
Kimse araba aldığında ufak bir kuyuyu da almak istemez.Nobody wants to buy a mini well when they buy a car.
En ufak bir aksaklýk istemiyorum.I don't want any problem.
Vali Romney'nin söylediklerinin yalnızca ufak bir kısmı doğru.And very little of what Governor Romney just said is true.
En ufak bir ilgim yok ama Eğer şirkette çalışırsam, babam mutlu olacak.I am not in the least bit interested but if I work at the company, my father will be happy.
Aynı zamanda, göreceğiniz üzere, daha ufak hücreler de var.There are also these smaller cells as you'll see.
Aslında Dallas/Fort Worth Havaalanı'na yakın ufak bir lokantadaydı.It was in actually a diner outside of Dallas/Fort Worth Airport.
Küçük, ufak tefek şeyler yapabilirsiniz, bunları yapmak yine de size yarar sağlar.You can do small, trivial things and yet still get these benefits from doing this.
Yani, bu ufak hareketleri öğrenebileceğimiz bütün bir hikâye var --So basically there was a whole story which was to know this small gestures --
Mısır'da birçok insan pazardan ve küçük bağımsız dükkanlardan ufak tefek bir şeyler alır.lots of people make purchases in markets and very small independent stores.
Özellikle de 9 aylıktan daha ufaklarsa.like, you know, under nine months of age.
Bir ufak adam, siyah kot falan, tamamen boş bir sahnede.Here he is, one little guy, black jeans and stuff, on a totally empty stage.
Bu, oradaki ufak birşeyden daha fazlası olduğunu göstermeye yarar.This helps to say you're bigger than just one little thing over here.
Peki, size ufak bir gösteri yapacağım.Okay, I'm going to give you a bit of a demonstration.
Fakat ufaktan başlayalım.But we're going to start small.
Uyguladığınız diyette hayatınızı koruyabilecek ufak çaplı bir değişiklik yapmak ister misiniz?Would you be willing to make a simple change in your diet that could potentially save your life?
Mühendisler, silikon kullanarak çipin içerisinde ufak bir ivme ölçer yarattılar.Inside the chip engineers have created a tiny accelerometer out of silicon.
Tabi bu deneyde ufak bi etik sorun var.There's a little ethical problem in this experiment.
Neyse. Ve kuşlar ayakları ufak kumaş ayakkabılarla kaplanmış şekilde getiriliyorlardı.Anyway, and so the birds were coming in with their feet protected with little canvas shoes.
Bunu yapabilmek içinse ufak bir numara var: yiyecekleri görme biçimi olarak kullanmak.The trick is to join them up, to use food as a way of seeing.
Profesörlerden biri, "Belki sana faydam dokunabilir, ufaklık" dedi.One professor said, "Maybe I might be able to help you, kid."
Sanki bir ufaklığa hayır diyebilirsiniz.As you can never say no to a kid.
Bu ufak, 70 kiloluk yağ tulumları kutup ayılarının temel dayanağı.These little, fat dumplings, 150-pound bundles of blubber are the mainstay of the polar bear.
Ve bu orada aşağıda ufak bir kist olduğuna işaret ediyor.And it corresponds to a little cyst that is located below.
Sonunda ufak bir şapırtı.Little splat at the end there.
Ufak bir kayayla dev bir kaya arasında hassas bir nokta var.But it turns out, you don't need something six miles across to do a lot of damage.
Bunlar genelde ufak odalarda çalınıyorlardı.These are played mainly in small rooms.
Heykeli bitirdiğinde... ...onun için ufak bir sevgi duydum.By the time he finished the sculpture, I had developed a slight affection for him.
Bu ufak çukurlar... ...geniş eğriler ve çıkıntılar.These small depressions, the large curves and projections.
'En ufak bir fikrim yok, "dedi Şapkacı.'I haven't the slightest idea,' said the Hatter.
Başına ufak bir şapka koyalım.You put a little cap over it.
Işıktaki bahsettiğimiz bu ufak azalmalara bakarak bazı tespitlerde bulunabiliriz.When we see these little dips in the light, we can determine a number of things.
"Ben sizden en ufak bir niyet değil," diye bağırdı."I haven't the slightest intention to ask you," I shouted.
Yılanla bıyık bile yapabilirsiniz, ufak bir yılanı büyütebilirsiniz de.Which enables the snake-stache, and starting from mini snake gives you room to grow.
ufak bir topuz yapacağız, alt kısmın ortasında saçı topluyoruzBu lastikle arkaya at kuyruğu yapacağız.
İşte bu ufaklığın devreye girdiği an bu.So this is where this little dear comes into play.
Aslında kullandıklarım bu ufak müthiş cihazlar.So really what I'm doing is using these fantastic little devices.
Peki ufak olanlar nerede?"(Laughter)
Önündeki ufak bot ise, 80 yıl sonra Kristof Kolomb'un içindeThe little boat in front of it was the one in which, 80 years later,
Tırnak içinde bu "planlama", bizim en ufak çıkarımızı bile içermiyor.This was "planning" -- in quotes -- that did not have our best interests in mind.
Koordinasyon için inanılmaz bir yöntem bilgi akışları, çok ufak tanecikli bir şekilde.It's an incredible means of coordinating, in a very fine-grained way, information flows.
Seçeneklerden birisi ufak aile grupları şeklinde birlikte olmaktı.One of those options was that we could have retreated into small family groups.
En ufak, en yumuşak, yumuşacık sesten, çok geniş kocaman ve muhteşem birşeye.The tiniest, softest, softest sound to something that is so broad, so huge, so incredible!
Kenarları sadece 2.5 santim civarında. Oldukça ufak.It's only about one inch by one inch in size -- pretty tiny.
Emin değilim, ufak bir miktar.I wasn't sure, it's such a small sum
Görece ufak unsurlar, örneğin seslendirmeli ara sahnelerin animasyonları.Comparatively small things, like animating voice-acted cutscenes.
OH!! hadi ufak bir yürüyüşe çıkalım!OH!! Let's go for a little walk!
Hadi ufak bir deney yapalım.Let's make a small experiment.
Bizim ufaklığın başka planları yok mu?Does he not have any plans?
Bazı ufak şeyler... ...şehri daha iyi hale getirebilir.Some small ones can make the city better.
Buraya gel, üstünde ufak bir örümcek var. Onu senin için alayım. [gülüşler]'Come here,' there's a little spider and then take it from him.
Ufak bir deneme ile başlamak istiyorum.I'd like to start with a little experiment.
Başka ufak şeylerle beslenirler, sivrisinek larvaları gibi.They feed on other little things. They feed on mosquito larvae.
En ufak nokta bile bırakmayın.Let's hurry.
Ford üç yaşındayken, beraber ufak bir odayı paylaştık, çok ufak bir alandı.When Ford was about three years old, we shared a very small room together, in a very small space.
İkincil olarak da, bir çok testi çok ufak bir alana sıkıştırabilirsiniz.The second is, you can put lots and lots of tests in a very small place.
Ufak bir problem ortaya çikararak başlıyalım.And we'll start by posing a little problem.
Buna ufak bir isim vermeye karar verdimI decided to give this a little name, which is "longevity escape velocity."
Bunu yapmak için, bu ufak şeyler hakkında konuşmam gerekAnd in order to do that, I need to talk about mice a little bit.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod