Ana içeriğe geç
Sözlük

ufak ile cümle

ufak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Saray yetkilisi bebeği "Ufak ama tam anlamıyla sağlıklı bir arşidüşes" diye tarif etti.Õukondlased nimetasid Mariat väikeseks, kuid terveks printsessiks.
Şehrin ufak bir kısmı da "Callaway Kontluğu" arazileri içindedir.Väike osa linnast asub DeKalbi maakonna territooriumil.
İkisi de ufak farklarla sistrum idi.Mõlemad töötasid suurte niisutusprojektidega.
Meyveleri ufak, yuvarlak ve kırmızımsı siyah renklidir.Söödavad viljad on väikesed ja punase kuni musta värvusega.
Burada ancak seçilmiş bir ufak liste verilebilmektedir.Kuid vähemalt üks loetletud võimalustest on siiski olemas.
15,000 km uzaklıktaki iki balina birbirlerine ne söyleyebilir ki? En ufak bir fikrim bile yok.Ce que deux baleines, séparées par 1 5 000 km, ont à se dire... je n'en ai pas la moindre idée.
15,000 km uzaklıktaki iki balina birbirlerine ne söyleyebilir ki? En ufak bir fikrim bile yok.Di ciō che due balene possano dirsi... ...a 1 5.000 km l'una dall'altra, non ne ho la pių pallida idea.
15,000 km uzaklıktaki iki balina birbirlerine ne söyleyebilir ki? En ufak bir fikrim bile yok.Do que duas baleias têm a dizer uma à outra, separadas por 15.000 km de distância, não tenho a menor ideia.
15,000 km uzaklıktaki iki balina birbirlerine ne söyleyebilir ki? En ufak bir fikrim bile yok.Ich habe aber keine Ahnung... ...was sich 2 Wale über 1 5.000 km Entfernung zu sagen haben könnten.
15,000 km uzaklıktaki iki balina birbirlerine ne söyleyebilir ki? En ufak bir fikrim bile yok.Какво ли имат да си казват два кита, разделени от 15000 км, нямам и най-бегла представа.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.5600平方キロしかありません ここではヒンデゥー教が根付いています
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.발리는 정말 작은 섬입니다. 60마일 x 90마일 규모입니다. [1mile = 1.6km]
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Bali adalah pulau kecil, mungil -- 96,5 km kali 145 km.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada. Bozulmamış bir Hint kültürüne sahip.Es una pequeña isla, de 100 por 150 kilómetros, donde la cultura hindú sigue intacta.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.C'est une île minuscule -- 96 km sur 145.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Es ist eine winzig kleine Insel -- 90 auf 144 Kilometer gross.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Este o micuță insulă -- 100 de kilometri pe 150 de kilometri.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.É uma ilha pequena, pequenina - 100 por 150 km.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.E' una piccola, piccola isola - 100 km per 145 km.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Ez egy icipici sziget -- 60-szor 90 mérföld.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Het is een piepklein eiland -- 100 bij 145 kilometer.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Je to maličký ostrovček -- Približne 100 krát 150 kilometrov.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Je to malý ostrov - 97 na 140 kilometrů.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.là một hòn đảo rất rất nhỏ -- rộng 100, dài 150 cây số.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.To mała wyspa 96 na 144 kilometry.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Είναι ένα μικροσκοπικό νησάκι - 96 επί 144 χλμ.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Това е много малък остров - 100 на 150 километра.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.Это крошечный остров - 100 на 150 километров.
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.והנה באלי. זהו אי קטן---
60 a 90 mil boyutlarında minik, ufak bir ada.إنها جزيرة صغيرة جداً -- طولها 60 ميلا وعرضها 90 ميلا.
Abartmayın. Ufak bir ev.A decir verdad, un poco pequeña.
Açık havada gördüğümüz geniş manzaradaki en ufak detayı yakalayabiliriz.През ясен ден можем да забележим и най-малките детайли в една обширна панорама.
Alexander, bizim ufak bir televizyon programımız da var.Alexander, wir haben auch eine kleine TV-Sendung.
Alexander, bizim ufak bir televizyon programımız da var.MH: Alexander, we hebben ook een kleine tv show.
Alexander, bizim ufak bir televizyon programımız da var.В: Александр, у нас тут небольшое ТВ шоу тоже.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.Deutschland veränderte sie ein klein wenig.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.In Germania hanno fatto una piccola modifica.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı. (Kahkaha)Alemania hizo un ligero cambio en el anuncio... (Risas)
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.독일은 약간의 수정을 가했습니다.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.l'Allemagne a fait un léger changement à cette pub.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.Ở Đức, người ta thêm vào một sự thay đổi nhỏ.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.Германия направи една малка промяна в рекламата.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.בגרמניה עשו שינוי קל אחד בפרסום.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.الألمان عملوا تغييرا بسيطا في الاعلان.
Almanya reklamda ufak tefek bir değişiklik yaptı.(笑)
Ama Chronos'un yalnızca ufak bir parçası.그러나 이것은 크로노스의 아주 작은 특징에 불과합니다.
Ama Chronos'un yalnızca ufak bir parçası.ועדיין הוא רק סממן קטן על גבי קרונוס.
Ama Chronos'un yalnızca ufak bir parçası.ومع ذلك فإن الأمر مجرد ميزة ثانوية على الكرونوس.
Ama Chronos'un yalnızca ufak bir parçası.イルーヴァタールという名前のセコイアの3次元樹冠地図です
Ama sabrımın da sınırındaydım ufaktan,Auch wenn ich mit mir kämpfen muss
Ama sabrımın da sınırındaydım ufaktan,Aunque a poquito se está convirtiendo en una lucha
Ama sabrımın da sınırındaydım ufaktan,Car — tout comme son homonyme météorologique —
Ama sabrımın da sınırındaydım ufaktan,וזה לא פשוט
Ama ufak bir kısmına bulaştı, ve onların çoğu zaten hastaydı -- bağışıklık sistemleri muhtemelen tehlikedeydi.하지만 일부 소수의 사람들에게서는 암이 발전했는데, 그들은 대부분은 병든, 다시 말하면 면역 체계가 제대로 작동을 안하는 사람들이었습니다
Ama ufak bir kısmına bulaştı, ve onların çoğu zaten hastaydı -- bağışıklık sistemleri muhtemelen tehlikedeydi.אבל כמות קטנה מתוכם כן, ואלו היו ברובם אנשים שהיו חולים באופן אחר -- אשר מערכות החיסון שלהם עמדו בסכנה.
Ama ufak bir kısmına bulaştı, ve onların çoğu zaten hastaydı -- bağışıklık sistemleri muhtemelen tehlikedeydi.ﻟﻜﻦ ﻋﺪﻳﺪ ﺻﻐﻴﺮ ﻣﻨﻬﻢ ﺃُﺻﻴﺐ ﻭﻗﺪ ﻛﺎﻧﻮﺍ ﻓﻲ ﺍﻟﻐﺎﻟﺐ ﻣﺮﺿﻲ ﻭ ﺃﺟﻬﺰﺗﻬﻢ ﺍﻟﻤﻨﺎﻋﻴﺔ ﻛﺎﻧﺖ ﻏﺎﻟﺒﺎً ﺿﻌﻴﻔﺔ
Ama ufak bir kısmına bulaştı, ve onların çoğu zaten hastaydı -- bağışıklık sistemleri muhtemelen tehlikedeydi.低下しておりいずれにせよ 近々何か病気を患ったことでしょう この実験からわかるのは
Ancak bir hayırlı tarafı da vardı. Profesörlerden biri, "Belki sana faydam dokunabilir, ufaklık" dedi.Azért akadt egy vigasztaló momentum is, az egyik professzor azt mondta: "talán segíthetek neked, te kölyök."
Ancak bu, ışık spektrumunun tamamını göz önüne alınca çok ufak bir banttır.Tapi itu sebenarnya hanya sebagian kecil dari seluruh spektrum cahaya
Ancak en ufak bir anlam bile farklılık yarattı.Ale i tento maličký smysl nám vytvořil rozdíl.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod