Kitabın sonunda yer alan ufak açıklamada, diğer karakterlerin kaderinin ne olduğunu anlattı.De siste kapitlene i boken forteller om figurenes fremtid.
Ufak çaplı silahlı çatışmadan sonra komplocular teslim oldu.Etter en kort, men dramatisk kamp måtte grev Mörner overgi seg.
2010'da Gece ve Gündüz filminde ufak bir rol aldı.Hun spilte en av hovedrollene i filmen Natt til 17. i 2013.
1877'de İşkodra vilayeti küçültüldü, ufak bir vilayet haline getirildi.I 1877 ble den overhvelvet kloakk og ble til en gate.
2002 yılında ufak çaplı bir makyaja uğradı.Per 2002 har noen få lasaretter forblitt i Europa.
Ufak bir havuz mevcut.På plassen finnes et basseng.
Norma Rae Webster, ufak bir kasabada bir tekstil firmasında çalışan bir işçidir.Norma Rae Webster (Sally Field) er en fattig tekstilfabrikkarbeider i Nord-Carolina.
TFTP server aynı zamanda ufak bir programdır.Softporn Adventure er et veldig lite program.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.Pajari besluttet å bruke sine reserver til en knipetangsmanøvre mot hotellet.
İrili ufaklı yaklaşık 70 adadan, 20'sinde yerleşim vardır.På øya ligger det ca. 90 små hytter, bygget i 1920- og 1930-årene.
Ufak sineklerdir.Små blåvinger.
Dışarıdan bakıldığında ise irili ufaklı oyuklar, pencereler göze çarpmaktadır.Gjennom det runde, det buede eller firkantede vinduet fikk barna se filmsnutter.
Boyları çok ufak (1–2 cm) olsa da sürü halinde büyük boyutlara (500.000.000 ton) ulaşırlar.Hans verk, store og små, er på over hundre i antall.
Erkekler daha ufaktır, yaklaşık olarak 15 mmdir ve kanatları vardır.De kjønnede individene er omtrent dobbelt så store som arbeiderne og har vinger.
Sivrisinekleri kontrol altına almak adına pek çok ufak girişimde bulunuldu.Banyak hal sederhana telah dilakukan untuk mengendalikan nyamuk.
Harry Mason ve kızı Silent Hill'e doğru ufak bir gezideydiler.Tujuh tahun yang lalu Harry Mason dan istrinya pergi berlibur ke Silent Hill.
Hemen neredeyse tamamı Asya'da yer alır ama ufak bir bölümü Avrupa'ya uzanır.Hampir seluruh wilayahnya berada di Asia, namun sebagian kecilnya berada di Eropa.
Ufak ve tıknaz bir kuştur.Burung yang kecil dan ramping.
Bunların dışında sadece, yalıtılmış (bazen 100'den az hayvan bulunan) ufak bölgeler bulunur.Selain itu ada pula bagian yang digunakan sebagai tempat orang-orang fakir-miskin yang tidak memiliki rumah.
Boyları çok ufak (1–2 cm) olsa da sürü halinde büyük boyutlara (500.000.000 ton) ulaşırlar.Sedangkan denda setinggi-tingginya satu juta seratus ribu rupiah atau sekecilnya lima puluh ribu rupiah.
İsrail'in ufak bir tehdit yaratabileceği düşünülüyordu.Hal ini dipandang sebagai ancaman bagi Israel.
Aralarında ufak farklılıklar vardır.Namun masih ada perbedaan-perbedaan kecil.
Günümüzde bu eserlerin sadece ufak tefek kalıntıları vardır.Hari ini teori ini hanya memiliki sedikit dukungan.
Ayrıca bazı ufak otobüs şirketleri de şehire hizmet vermektedir.Beberapa travel minibus juga berpusat di sini.
Misvak, arak, peelu veya Salvadora persica olarak adlandırılan ufak ağaçlardan elde edilir.Arak, sebutan untuk jenis pohon / semak Salvadora persica.
Osmanlıca'da ise "Rize" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır.Sedangkan 'kekurangan' Rukia adalah gambarnya yang amat kekanak-kanakan.
Özgün tasarımda yer alan ufak kule, 1704'teki yangında yıkıldı.Awalnya, bangunan ini memiliki kubah, yang hancur dalam kebakaran tahun 1704.
Ressam, Venedik'in dışındaki Castelfranco Veneto isimli ufak bir kasabada doğdu.Markas Napoleon terletak di kota kecil bernama Solferino.
MicroSD-kartları SD Card ve miniSD den daha ufaktırlar.Tidak lupa terdapat slot kartu microSD khusus untuk ekspansi memori.
Ufak böceklerdir.Memakan serangga kecil.
Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı.Hanya penglihatan kabur yang masih tersisa.
2002 yıllarında Without a Trace ve The District gibi ufak televizyon yapımlarında yer aldı.Pada 2002, Woodley muncul dalam peran kecil di televisi dalam serial Without a Trace dan The District.
Bu son özellikleri, Ufakcücelerin yurtlarından sürülme sebepleri olabilir.Hasil positif ini, tentu mendongkrak motivasi anak-anak Magelang .
Ufak tefek çakışmalar da olmuyor değildi.Meskipun demikian, para pemuda tidak gentar.
Talihsiz İkarus, ufak bir figür olarak, sağ alt köşedeki balıkçının üst tarafında görülmektedir.Okurigana ditulis sebagai aksara kanji berukuran kecil di sudut kanan bawah karakter.
1911´de La Estrella del Oriente (Doğunun Yıldızı) isimli bir dükkân açıp ufak bir sermayeye kavuşmuştur.Pada tahun 1911, Julian mendirikan toko bahan pakaian La Estrella del Oriente.
The Other Boleyn Girl filminde de ufak bir rol aldı.Dia juga telah melakukan peran kecil dalam beberapa film Bollywood.
Yunanların giyim biçimi zamanla ufak değişimlere uğramıştır.Trang phục người Hy Lạp ít thay đổi theo thời gian.
Ufak sürüler çeşitli yerlerde, örneğin : Bocfölde, Batı Macaristan’da bulunabilir.Đàn nhỏ có thể được tìm thấy ở một vài nơi khác, ví dụ: Bocfölde, miền Tây Hungary.
İsrail'in ufak bir tehdit yaratabileceği düşünülüyordu.Điều này được coi là một mối đe dọa đối với Israel.
Gelirlerin geri kalan kısmı ise ufak çaplı ihracattır.Dẽ cổ đỏ (danh pháp hai phần: Phalaropus lobatus) là loài dẽ nhỏ thuộc họ Dẽ.
Çiçekleri ufaktır ve rüzgârla tozlaşır.Hoa nhỏ, thụ phấn nhờ gió.
Phoebe Caulfield: Holden'ın ufak kız kardeşi.Phoebe Caulfield là em gái yêu quý của Holden.
2010'da Gece ve Gündüz filminde ufak bir rol aldı.Trong năm 2010, cô đã đóng một vai nhỏ trong phim Đêm hẹn nhớ đời.
Fakat Hitler'in ufak sıyrıklar dışında bir şeyi yoktu.Hitler chỉ bị sây xát chút ít.
Ufak bir hata ceza puanı ya da kart yemeye sebebiyet verebilir.Hành vi phạm tội có thể gây ra một thấu chi hoặc gây ra một thẻ ghi nợ sau đó.
Bazı ufak tefek operalarda görev aldı.Chúng tôi chỉ đang làm vài việc ngớ ngẩn trong phòng thu.
2002 yılında ufak çaplı bir makyaja uğradı.Một cơn lốc xoáy nhỏ được ghi nhận năm 2002.
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.Khi còn nhỏ anh là một cậu bé béo lùn.
Yaprak sapı ufaktır.Cây ri ta móc nhỏ.
Tepesinde ufak Çan kulesi vardır.Trên đỉnh có một đền thờ nhỏ.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.Ở nhiều loài, chỉ một phần nhỏ trong tổng số trình tự của bộ gene là mã hóa cho protein.
Aralarında ufak farklılıklar vardır.Chúng có chút ít khác biệt.
Harry Mason ve kızı Silent Hill'e doğru ufak bir gezideydiler.Harry Mason đang trên đường đi qua thị trấn Silent Hill cùng con gái của anh ta, Cheryl.
Ufak bir mağaradan gelen kaynak suyu vardır şifalı olduğu söylenen sudan içilir.Bên trong hoa có chứa một ít nước uống được nên gọi vậy.
Kıtaların dışında irili ufaklı birçok ada bulunur.Ngoài khơi là nhiều đảo nhỏ.
Ufak hatayı bile bağışlamazdır.どんな些細なミスも許そうとしない。
Ufak bir kadın olup karşınızdaki mazoşistin emirlerini dinliyorsunuz."あなたは小人物であるのに、どうしてかれらのように終われましょうか。
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.太った小柄な男。
Bunun yanında ufak da olsa, besicilik yapılmaktadır.そうすれば小さなものは、それに加えてあなたがたに与えられるであろう。