Ana içeriğe geç
Sözlük

ufak ile cümle

ufak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
En ufak bonsailere verilen isim mame (fasulye) dir.Wij kennen de populairste kindernamen.
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.Daarin stond waarschijnlijk een kleine stoepa.
Meyveleri ufak, yuvarlak ve kırmızımsı siyah renklidir.De vruchten zijn klein, zwart en rond.
Bu yüzden burada ufak da olsa bir saray veya köşkün bulunduğu sanılır.Daarom wordt ook gedacht dat er of een kapelletje of een kleine klooster heeft gestaan.
Doğu cephesindeki ufak kapı, caminin doğu köşesine yakındır.De smalle kant van het gebouw is gericht naar de straatzijde.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Dit mag dan alleen met andere minderjarigen.
Hatta onlara en ufak bir zarar bile veremez.Zij hadden daarbij weinig geluk.
İsrail'in ufak bir tehdit yaratabileceği düşünülüyordu.Dit ingrijpen zag Israël als een bedreiging.
Çeşitli kentlerde irili ufaklı devletler ortaya çıktı.Zo verspreidden de Ierse minderbroeders zich over verschillende Europese steden.
Burada ancak seçilmiş bir ufak liste verilebilmektedir.Een kleine selectie is hieronder opgenomen.
Ayrıca bazı ufak otobüs şirketleri de şehire hizmet vermektedir.Er zijn ook toeristische busmaatschappijen die (nacht)ritten naar deze steden aanbieden.
Çoğu duman dedektörü, ufak bir miktar amerikyum-241 içerir ve bu izotop alfa ışıması yapar.De meeste rookdetectoren bevatten een kleine hoeveelheid van de alfastraler americium-241.
Aralarında ufak farklılıklar vardır.Er zijn enkele kleine verschillen.
Bunların çoğundan aldığı ufak yaralarla kurtulmayı başarmıştır.Hij was heer van een aantal kleinere heerlijkheden die hij had geërfd.
Kanyon içinde irili ufaklı 40 kadar mağara bulunmaktadır.Tussen deze palen vond Kopp ongeveer veertig ijzeren zwaarden.
Yalnızca ufak bir bölümü kemerlerle desteklenmiş olarak yerin üstündeydi.Slechts een klein gedeelte wordt door de Öxará aangevoerd.
19. yüzyıldan bu yana ufak değişiklikler ile gelen bayrak bugünkü biçimini 1960 yılında almıştır.Deze vlag is, met kleine aanpassingen, in gebruik sinds de negentiende eeuw.
0'ın yakınlarında ufak bir küre alın.Probeer een 0 toe te voegen als volgende bit.
Bazı okullarda öğrencilerin yakaların ufak bir broş okul veya sınıf derecesini gösterir.Op sommige scholen nemen kinderen een huisdier of knuffel mee naar school.
Alt yanlarında ufak kırmızı benecikler bulunur.Onderaan het abdomen bevinden zich kleine vierkantige rode vlekken.
İrili ufaklı yaklaşık 70 adadan, 20'sinde yerleşim vardır.Van de ongeveer 100 eilanden zijn er 17 bewoond.
Aile üyeleri ona "Ufaklık" derler.Kindsoldaten noemen hem ook wel Pappie.
Bunun dışında bazı ufak değişikliklerde mevcutdur.Daarnaast waren er nog wat kleine veranderingen.
Kızıl çaylaktan daha ufaktır.Waar is Kleine Rode Vos?
"Ufak Tefek Cinayetler'den Klip Yayınlandı!".Zonder manifestaties van agressieve minderheden!"
Sosyaldir, ufak koloniler hâlinde yaşar.De vogel leeft in kleine kolonies.
Temmuz 2005'te Google, Android Inc.'i almış ve ufak bir başlangıç şirketini Palo Alto'da kurmuştur.W lipcu 2005 roku Google zakupiło Android Inc., niewielką firmę z Kalifornii.
Çoğunluğu C'de, ufak bir kısmı da C++'da yazılmıştır.Jest napisana w większości w języku C, a w małej części w C++.
İlde irili ufaklı fındık fabrikaları dağınık bir şekilde istihdama katkıda bulunmaktadır.W międzyczasie niewielka, niezależna wytwórnia wydała Faces of Death.
Film Otto'nun ufak bir rolde yer alan babası Barry ile yer aldığı ilk yapımdı.Był to pierwszy wspólny film Otto i jej ojca, który zagrał tam krótki epizod.
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.Siłom tym udało się zdobyć mały przyczółek.
"Ufak Tefek Cinayetler ve kocaman şarkılar..."Małe zbrodnie, duże kłamstwa. .
Ardından ufak bir fragman gösterildi.Wykryto tam drobną wadę.
Önce Haçlılarla ufak çatışmalar yapıldı.Wkrótce między krzyżowcami rozpoczęły się spory.
İkisi de ufak farklarla sistrum idi.Oba charakteryzowały się słabym opancerzeniem.
İsolade Brangane'ye dolabında bulunan bir ufak şişeyi çıkarıp bunu bir bardak içkiye katmasını söyler.Adams zabrał z jej pokoju butelkę brandy oraz zegar.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Ale nie sam - na małego synka.
Öykü, Broadway Journal'ın 23 Ağustos 1845 tarihli sayısında tekrar basıldığında ufak değişikliklere uğradı.Historia była nieco skorygowana w publikacji w Broadway Journal z 23 sierpnia 1845 roku.
Ek olarak, cam üzerinde el ya da parmakları uzun süre tutmak, ufak yanıklara sebep olabilir.Jednak długie trzymanie dłoni lub palców w pozycji zgiętej może doprowadzić nawet do powstania pęcherzy.
Ufak sarsıntılarda koparlar.Rośnie w niewielkich kępach.
Dünya bizlere kalacak; bunda en ufak şüpheye yer yok.Oto ona: Stwierdzamy na świecie rzeczy, które mogą być i nie być.
Aile üyeleri ona "Ufaklık" derler.Autor nazywa go Młodzikiem.
Hayatının son yıllarında ise Bayezid Cami avlusunda bir ufak dükkân açarak remilcilik, muskacılık yapmıştır.W ostatnich latach swego życia poświęcił się sprzedaży płyt w prowadzonym przez siebie niewielkim sklepie.
Koyukuk Nehrine dökülen ufak nehirler arasında Glacier, Alatna ve John nehirleri bulunur.Dopływami rzeki są rzeki: Glacier, Alatna i John.
Ufak ve tıknaz bir kuştur.Wygląd Mały, pulchny ptak.
Daha sonra, Broadway Journal'ın 17 Mayıs 1845 tarihli sayısında ufak değişikliklerle yeniden yayımlandı.Nowela została nieco zmodyfikowana w ponownej publikacji z 17 maja 1845 roku na łamach Broadway Journal.
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.Zobacz też: Kępiny Małe, Kępiny Wielkie
Çiçekleri ufaktır ve rüzgârla tozlaşır.Ma kwiaty przedsłupne, zapylane przez wiatr.
Ve ufak şeylerden eğleniyor.Uczy się coraz bardziej cieszyć z małych rzeczy.
Kalın olanı çenesinde, daha ufak olan iki tanesi ise burnunda olan üç bıyığı vardır.Na jej dnie znajduje się niewielka sala, za którą są dwie kolejne sale.
2400 ile 3900 metre arasında irili ufaklı çok sayıda dağ mevcuttur.2.4 ha rośnie tu kilka tysięcy tysięcy jałowców.
Ufak balıklar ve plankton ile beslenir.Pożywienie Ryby, młode być może również plankton.
Litvanya ufak bir sipariş verdi.Även Litauen beställde ett antal.
Dalton Kardeşler’in en ufak tefek olanıdır.De obotliga bröderna Dalton.
Ama Giles'ın, Jenny'nin gerçekte kim olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur.Men frågan är om Jennie existerar på riktigt?
Grup, ayrıca İngiltere'de ufak bir yeniden birleşme turnesine çıktı.Sedan gav sig bandet ut på en mindre turné i England.
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.Har du sett min lilla katt?
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.Där träffades hon av en torped.
Gölde yüzölçümleri toplamda 43 kilometrekareyi bulan birçok ufak ada bulunur.Sjön innehåller små öar på sammanlagt 43 kvadratkilometers yta.
İktisadi faaliyetlere, yöreye ve mevsimlere göre de ufaklık ihtiyacı değişiklik gösteriyordu.Även för löjtnanter, kaptener och majorer innebar reformen befordran till en högre grad.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod