Bethel'den başka 49 kadar ufak köy de bulunur.В состав общины кроме Бедековчины входят ещё 14 деревень.
Ufak hatayı bile bağışlamazdır.Слабый не может прощать.
Tıva'da çok sayıda irili ufaklı 430 tane göl vardır. taygalık toprak yapısı yaygındır.На территории республики насчитывается более 430 озёр, большинство из которых ледникового происхождения.
İkisi de ufak farklarla sistrum idi.Оба были заядлыми садоводами.
Basit,ufak ve hareketli parçası yoktu.Никакой фальши в ней не было, в большом и малом.
1982 yılında Los Angeles'a taşındıktan sonra filmlerde ufak tefek roller almaya başladı.В 1976 году переехала в Лос-Анджелес, где начала играть небольшие роли в кино.
Gene de tek başına ufak çocuklarla bırakılmamalıdır.Он не боялся только маленьких детей.
Ufak modifikasyon ve değişiklikler tüm modeller üzerinde çalışıldı.Подвергся небольшому изменению и шрифт, которым написаны все диалоги.
Bunların çoğundan aldığı ufak yaralarla kurtulmayı başarmıştır.Тогда он оказался одним из немногих, кому посчастливилось уцелеть.
Bunların çoğundan aldığı ufak yaralarla kurtulmayı başarmıştır.عاصي فيه القليل من الأذى ومنصور فيه الكثير من الدهاء.
İkimiz de büyük insanlardan korkmayan ufak insanlarız" demişti.فقال ابن جدعان : إنا معشر يسرف .
Hopa (ufak kısmı) 2.3.3.الخبوية (قسم صغير من البلدة) 2.3.3.
Özgün tasarımda yer alan ufak kule, 1704'teki yangında yıkıldı.في الأصل، كان للمبنى قبة، التي دمرت في حريق في 1704.
Ufak bir havuz mevcut.يوجد حمام سباحة.
Bu şehir merkezlerinin çoğunda bir forum, tapınaklar ve Roma'dakilere benzer ama daha ufak yapılar vardı.وكانت معظم هذه المراكز بها ساحه عامه ومعابد ومباني متماثلة الطراز، على نطاق أصغر، من تلك الموجودة في روما.
Bazı işletmelerde bu ufak atölyeler büyük fabrikaların içinde yer almaktadır.ثالثًا، دعم الورش الخاصة الصغيرة على حساب المصانع الكبرى.
Ufak bir mimari görüntü, manzara veya soyut tasarım tek renkli bir fonun ortasına konuluyordu.المشهد المعماري صغيرة، والمناظر الطبيعية، أو مجردة التصميم وضعت في وسط مع أحادية اللون الخلفية.
İkisi de ufak farklarla sistrum idi.تم نحت كلا النوعين إلى حافات وجروف صغيرة.
Daha sonraki yıl, 2005'te, dışarıdan alınan göç 135.890'a gerileyerek ufak bir azalma göstermiştir.وفي عام 2005، انخفضت الهجرة انخفاضًا طفيفًا حيث وصلت إلى 135.890 شخص.
Ufak boylu böceklerdir.قوتها الحشرات الصغيرة.
2002 yıllarında Without a Trace ve The District gibi ufak televizyon yapımlarında yer aldı.في 2002، ظهرت شايلين بأدوار تلفزيونية صغيرة في دون أثر والمقاطعة.
Ufak sarsıntılarda koparlar.ينتشر بجذامير صغيرة.
Uluğ Bey Medresesi'nde ufak bir dershane.يمينك سوق ألحان سيد درويش .
Çoğunluğu C'de, ufak bir kısmı da C++'da yazılmıştır.تمت كتابته في الأساس بلغة سي مع جزء صغير بلغة سي++.
1988 yılında yapılan Orhan Veli heykeli Rumelihisarı sahilindeki ufak bir parka kondu.وفي عام 1988 تم وضع تمثال أورخان ولي في حديقه صغيره على ساحل رومالي حصار.
Burada çocuklara ufak hediyeler ve şekerlemeler verilir.أما الأطفال المطيعين فيجدون الحلوى والهدايا الجميلة.
Şinaye (撓え): Ufak kıvrılma noktaları.«والنَّبْذُ: الشيء القليل.»
Adını etrafında bulunan ve yumurtaya (jaja) benzeyen irili ufaklı tepelerden almıştır.وقديمًا كانت تسمى الفيف - بفتح الفاء فياء مثناة تحتية وآخره فاء - والفيف الطريق بين جبلين.
Ardından ufak bir fragman gösterildi.حيث ظهرت معالم بسيطة منها.
Hemen neredeyse tamamı Asya'da yer alır ama ufak bir bölümü Avrupa'ya uzanır.A maior parte da sua extensão está na Ásia, mas uma pequena parte fica na Europa.
Hemen tamamı Afrika'da yer alır ama ufak bir bölümü doğuda Asya'ya doğru uzanır.Quase toda a cidade fica em África, mas uma pequena porção estende.se para leste, na Ásia.
Bu fotoğraflanan bölge, Aureum Chaos isimli geniş bölgenin ufak bir kısmıdır.Essa imagem é apenas parte de uma vasta área conhecida como Aureum Chaos.
1982 yılında Los Angeles'a taşındıktan sonra filmlerde ufak tefek roller almaya başladı.Mudou-se para Los Angeles em 1981, quando começou a ter pequenos papéis em filmes.
Geçen yıllar içinde Walkerların hisselerini ufak ufak aldılar.Ao longo de alguns anos, foram adquirindo gradualmente os Walkers.
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.Parecia-se um pouco com um tapir de pequeno porte.
Gölde dokuz tane irili ufaklı ada bulunur.No lago há cerca de 90 ilhas.
Bu bölgedeki ülke ufak bir alanı kaplar.O resto do território apresenta uma ocupação pequena.
Bir gün ufak bir dünya ile karşılaşırlar ve bu dünyanın adı Azeroth olur.Ao longo de sua viagem, eles acharam um mundo pequeno que seus habitantes viriam a chamar de Azeroth.
Ufak tefek ve çelimsiz bir çocuktu.Ela era uma criança muito frágil e fraca.
Londra'ya kuzeybatı yönünden yaklaşırken yine ufak çaplı direnişle karşılaşır.Na direção leste a expansão russa encontrou pouca resistência.
Bu isim, günümüze kadar çok ufak değişiklikle korunmuştur.Este sistema continua em uso até hoje com pouquíssimas alterações.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.Em muitas espécies, apenas uma pequena fracção da sequência total do genoma codifica uma proteína.
Hazırlama şeklinde ufak farklılıklar mümkündür.Apesar disso, pequenas diferenças permitem sua identificação.
İrili ufaklı birçok adadan oluşmaktadır.A província também é formada por muitas ilhas pequenas.
Çeşitli kentlerde irili ufaklı devletler ortaya çıktı.Um grande número de jovens freis dominicanos compareceu.
2010 yılında makyajlanmıştır ve sis farında ve ön panelde ufak değişiklikler yapılmıştır.A pintura de 2010 foi mantida, com pequenas mudanças no design dianteiro.
Akşam yemeğinde Meksikalılar sadece ufak bir atıştırmalık merienda yerler.Esses tigres nos comiam se servíssemos o pedaço muito rápido.
(Belarusça ve Ukraynaca dillerindeki ufak değişikliklerle).Plantas nativas da China e Malesia.
Litvanya ufak bir sipariş verdi.Karloff faz uma pequena participação.
Savaşan taraflar ufak kazançlar için ekonomik kaynaklarını tüketti.Recentes crises econômicas diminuíram o fluxo financeiro para as forças armadas.
Oldukça yetenekli bir avcıdır, daha çok irili ufaklı kuşları avlar.É um caçador pouco eficiente, preferindo animais de pequeno porte.
Oyunculuk kariyeri 2013 yılına kadar ufak rollerden ibaretti.Os personagens tinham pequenas vinhetas e participações até 2013.
Ufak bir mağaradan gelen kaynak suyu vardır şifalı olduğu söylenen sudan içilir.Numa das falésias da praia, existe uma pequena bica de água doce, onde se pode tomar um banho leve.
Bu form ufak robot-böceklerdir.Esta rocha forma corpos intrusivos.
Kurallarda bazı ufak değişikler vardır.Houve pequenas mudanças nos métodos.
Köyün içerisinden irili ufaklı birsürü dere geçer.Reproduz um pequeno vilarejo do interior.
Tokyo'yla karşılaştırdığında, Londra daha ufaktır.Em comparação a Tóquio, Londres é pequena.
Tom'un konuştuğu konuda en ufak bir fikrim yok.Eu não faço a menor ideia sobre o que o Tom está falando.
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.Zie ook De jonge reus.
A plakasında sakallı adam figürü her iki eliyle kendisinden daha ufak bir adamın elini tutmaktadır.Op plaat a houdt de gebaarde figuur in elke hand een veel kleinere man bij de arm.