İrili ufaklı birçok işe girip çıktı.La madre naturale si è fatta carico di alcuni di questi.
Bu fotoğraflanan bölge, Aureum Chaos isimli geniş bölgenin ufak bir kısmıdır.Questa immagine è solo parte di una vasta area conosciuta come Aureum Chaos.
Ufak sineklerdir.Semi piccoli.
Yorgun birlikler Gniloy Tikiç Nehri'ne ulaşıp doğu kıyılarında ufak bir köprübaşı oluşturdular.La maggior parte cercò di forzare il blocco marittimo e di raggiungere una piccola isola vicina.
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.La coda era dotata di una pinna caudale piuttosto piccola.
Yeni uyarlamada eskisine benzemekle beraber daha ufak fünyeyesi bulunuyordu.Come già accennato, erano pochi gli aggiornamenti rispetto all'ultimo prototipo.
Geriye eşi ve ufak kız çocuğu kalmıştır. ^ Cathy, Owen.Gli sopravvissero la moglie e numerosi figli (tra cui Roddy Connolly).
Ufak tefek ve çelimsiz bir çocuktu.Era un ragazzo magro e di bassa statura.
Kaplumbağaların başı vücutlarına oranla çok ufaktır.La sua maledizione è l'avere delle piccole corna in testa.
Yaprak sapı ufaktır.Il trago è piccolo.
Ufak balıklar ve plankton ile beslenir.Si nutre di uova di pesci e plancton.
Son zamanlarda ufakda olsa seracılık yapılmaktadır.Fin da piccola dunque è abituata alle armi.
En ufak sorunda bile sinirlenmeden duramaz.Ne uscirà più arrabbiato che mai.
Ufak çatışmalar ve baskınlar devam etti.Piccoli bombardamenti ed omicidi continuavano ad accadere.
En ufak sahnelerden biridir.È uno dei più piccoli teatri al mondo.
Ayrıca The Hughleys ve Still Standing adlı sitkomlarda da ufak roller elde eder.Ha ruoli ricorrenti nelle serie The Hughleys e Still Standing.
Ufak boylu yengeç örümcekleridir.Ragni: ragni di piccole dimensioni.
Çiçekleri ufaktır ve rüzgârla tozlaşır.I fiori sono piccoli e riuniti in infiorescenze.
Onlar bir ufak bozuştular.Между ними произошла ссора.
Ne olup bittiği hakkında en ufak bir fikrim dahi yok.Понятия не имею, что происходит.
Onun aldığı rol çok ufak, ismi jenerikte bile geçmiyor.У него там совсем маленькая роль, его фамилии даже нет в титрах.
İnananların çoğu peşini bıraktı, ufak bir grup onu takip ederek Müslüman oldu.Многие верующие последовали их примеру, и община в короткое время значительно возросла.
Ufak sineklerdir.Мелкие мухи.
Hemen neredeyse tamamı Asya'da yer alır ama ufak bir bölümü Avrupa'ya uzanır.Бо́льшая часть находится в Азии, меньшая часть находится в Европе.
İkimiz de büyük insanlardan korkmayan ufak insanlarız" demişti.Ничто не препятствует нам: их мало, и мы справимся с ними.
"Şu ufak, şişman delikanlıya da bakın.Тогда он и мог забыть этот толстый крошечный томик.»
İki belirgin dövmesi vardır: Sağ kalçasında bir gül, sol ayak bileğinde ufak bir dövme.Имеет две татуировки (роза слева от пупка, роза на правой лопатке).
En ufak bir kıvılcım bu husumetinin ayaklanmalar çıkmasına neden olacaktı.Кто знал, что такое маленькое пламя может принести разруху?
Ufak tefek çakışmalar da olmuyor değildi.Лишних скандалов тоже не хотел.
Ayrıca şehrin merkeziyle eteklerinde ufak bir ısı farkı da bulunmaktadır.Существует также небольшое температурное различие между центром города и пригородом.
Yavruların çoğu daha büyük balıklar tarafından yenilir ve sadece ufak bir azınlığı hayatta kalmayı başarır.Большинство пойманных акул выбрасывают в море, но, вероятно, процент выживаемости невелик.
Bazı boyacılar ufak ayakkabı tamiratı işlerini de yaparlar.Государству перешёл контроль и над мелкими обувными предприятиями.
(Yeni albümden ufak bir görünüş!) yazdı.Запись нового альбома! (неопр.).
Ressam, Venedik'in dışındaki Castelfranco Veneto isimli ufak bir kasabada doğdu.Джорджоне родился в небольшом городке Кастельфранко-Венето недалеко от Венеции.
Suç kariyerine ufak çapta hırsızlıklarla başladı.Свою преступную карьеру он начал с кражи лошадей.
Gölde dokuz tane irili ufaklı ada bulunur.В озере расположены девять небольших островов.
Ufak örümceklerdir ve boyları 0.6–3 mm uzunluğunda değişir.Это очень маленькие пауки, в длину достигающие всего 0,6—3 мм.
2002 yılında ufak çaplı bir makyaja uğradı.В 2002 зафиксировано небольшое землетрясение.
"Ufak Tefek Cinayetler'de gerilim dozu olacak"."Не хватит ли еще убийств мультикультуры?"
Ufak ve tıknaz bir kuştur.Небольшая, изящного телосложения птица.
Perçinli zırh ufak tefek sorunlarda çıkarttı.Блинное тесто растворяли в небольших дежах.
Geçen yıllar içinde Walkerların hisselerini ufak ufak aldılar.Через несколько лет они по частям выкупили долю Уолкеров.
Bu dillerden birini bilen, diğer dili de ufak bir pratikle konuşabilir.О последнем известно немного, возможно это другой язык.
Ufak örümceklerdir.Ловят пауков.
Ufak balıklar ve plankton ile beslenir.Молодь питается мелкой рыбой и планктоном.
Zaman zaman şiddetli yağışlar sonucu ufak çapta afetler yaşanmıştır.В период интенсивных осадков нередки сходы небольших оползней.
Ne yazıkki bu eserin çoğu zamanımıza ancak bazı ufak parçalar halinde gelebilmiştir.К сожалению, она дошла до нас лишь в немногих фрагментах.
İki ufak yelkenli ise karaya neredeyse varmıştır.Затем два катера скрылись в ближайшей бухте.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.У многих видов только малая часть общей последовательности генома кодирует белки.
Boyu 5 – 10 mm uzunluğunda olan ufak örümceklerdir.Мелкие паукообразные длиной 5—10 мм.
Ufak tefek anlaşmazlıklar olsa bile köylüler birbirlerine her konuda yardımda bulunurlardı.Этому обществу противопоставлена тяжелая жизнь крестьян, помогающих друг другу в беде.
Karakterlerin birçoğu yazarın daha sonraki romanı Ulysses'te ufak rollerde yeniden ortaya çıkar.Некоторые из персонажей впоследствии будут введены автором в роман «Улисс».
Dağlar daha ziyade ufak toprak ve taş yığınlarının meydana getirdiği sıra halinde tepeleri andırır.К самым краям равнины подступают низкие холмы, за которыми на небольшом расстоянии возвышаются крутые горы.
Alaeddin Tiritoğlu, mahallen teşkil edilen ve kendisinin idare ettiği ufak bir milli kuvvetin kumandanı idi.Поэтому приводил к власти удобных для него, достаточно слабых потомков Чингизхана.
Ne mutlu ki orada ufak bir torpile sahip oldum.Клинок был с небольшим изгибом.
Bazı okullarda öğrencilerin yakaların ufak bir broş okul veya sınıf derecesini gösterir.На практике в некоторых школах учеников бьют палкой или паддлом.
Dünya bizlere kalacak; bunda en ufak şüpheye yer yok.Мы живем тяжело потому, что у нас мало знаний о самих себе.
Ufak çaplı silahlı çatışmadan sonra komplocular teslim oldu.После небольшого боестолкновения гарнизон сдался.
Çeşitli kentlerde irili ufaklı devletler ortaya çıktı.Появились небольшие государства всех рас Земель.
Öykü, Broadway Journal'ın 23 Ağustos 1845 tarihli sayısında tekrar basıldığında ufak değişikliklere uğradı.Последняя прижизненная публикация появилась в журнале Broadway Journal 23 августа 1845 года.