Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşmak ile cümle

uğraşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mitya bahçeden kaçmakla uğraşmaktadır.テーセウスが迷宮から脱出する手助けをした。
Köylüler tarımla uğraşmanın yanında hayvancılıkla da uğraşmaktadırlar.農民が地主と戦うには団結するべきである。
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.白人も黒人も就職を争ったのである。
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.父亲经营纺织业。
Ben Katyan ailesi ünlü Hadrami hançer yapımcıları olup altın işlemeyle uğraşmaktadırlar.顏玉瑩家族是著名的華商家族,祖籍福建海澄,以生產白花油聞名。
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.性格開朗,喜歡和女生搭訕。
Bu yıllar boyunca Okul Savaşı ve Belçika Kongo Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile uğraşmak zorunda kaldı.이 세월 동안에 그는 또한 학교 전쟁과 벨기에령 콩고의 독립과 함께 다루어야 하였다.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.광고도 좀 보죠.
V. Konstantinos saltanatı boyunca bu sorun ile uğraşmak zorunda kalarak dokuz kez sefer düzenlemiştir.비잔티움 제국의 황제 콘스탄티노스 5세는 이 위기를 활용하여 불가리아를 멸망시키기 위해 9번의 원정을 단행하였다.
Halkın büyük kısmı çiftçilikle uğraşmaktadır.마을 주민의 대부분은 농업에 종사하고 있다.
Başbakan olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.그것으로써 1차 세계 대전 이후 시작된 영향의 초석이 다져졌던 것이다.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.היא למדה התעמלות וריקוד במשך 11 שנים.
Lex’in içindeki Zod ise dünyayı yeni bir Kripton yapmak için uğraşmaktadır.זוד מחליט להפוך את כדור הארץ לכוכב קריפטון החדש.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.אביה עבד בענף הטקסטיל.
Halkın %80'ine yakını tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Около 60% от хората се занимават със земеделие и животновъдство.
İlk yerleşenler kervancılık ve hayvancılıkla uğraşmaktaydı.Първите заселници се занимавали предимно с дърводобив и скотовъдство.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Барт се съгласява с охота.
Dahası, İtalya birde 3. yüzyılda barbar kabilelerin saldırılarıyla uğraşmak zorunda kalacaktı.Освен това, провинцията страда от атаките на варварските племена в края на трети век.
Köyde birçok hane arıcılık ile uğraşmaktadır.В района на селото се правят много курбани.
Mahallede kalan nüfusun çoğunluğu emekli olup fındık ve bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Малкото останали жители на селото са пенсионери и се занимават предимно с градинарство.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Обича да забавлява и разсмива хората.
Kızı Ayşe Sicimoğlu da kendisi gibi müzikle uğraşmakta ve opera-şan sanatçılığı yapmaktadır.Споделя, че за нея музиката е както работа, така и хоби.
Nüfusun büyük çoğunluğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.Мнозинството от населението се занимава с животновъдство.
Şimdi bununla uğraşmak zorunda değiliz.Сега не сме принудени да се занимаваме с това.
Ayrıca Killa Hakan günümüz Almanyasında çok sosyal işlerle uğraşmaktadır.Освен това Кила Хакан се занимава с много социални дела в днешна Германия .
Son 5 yıldan beri köy halkının büyük bir kısmı meyvecilikle uğraşmaktadır.Stanovništvo se u posljednjih petnestak godina bavi uglavnom poljoprivredom.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.Posvetio se je publicistici.
Çalışan erkek nüfusun %80 ‘e yakını inşaat işiyle uğraşmaktadır.Tercijarni sektor danas zapošljava oko 80% radno aktivnih stanovnika.
Osmanlı Devleti, bu isyancılarla çoğu kez uğraşmak zorunda kalmıştır.Ustaničko područje osmanske su snage u više navrata pokušale ukloniti.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Mjesno stanovništvo posebice je trgovalo s vojskom.
Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı.Bavio se i književnošću.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Poľovačka na otca .
Çalışan nüfusun üçte biri tarımla uğraşmaktadır.Tretina obyvateľov pracuje v poľnohospodárstve.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Piny sa nachádzajú tentoraz na pätici.
Ülke nüfusunun %80'i tarım ile uğraşmaktadır.S kmetijstvom se ukvarja 80 % prebivalcev.
Çocukluktan temel hobisi kitap okumak ve sporla uğraşmak olmuştur.V najstniških letih se je rad ukvarjal s športom in bral knjige.
Dahası, İtalya birde 3. yüzyılda barbar kabilelerin saldırılarıyla uğraşmak zorunda kalacaktı.Poleg tega so proti koncu 3. stoletja na italijansko ozemlje začela vdirati barbarska plemena.
Her zaman felsefe ile uğraşmak istediğini söyledi ve film yapmayı bir çeşit hobi olarak gördü.Pogosto je vztrajal, da je gledanje filmov neke vrste hipnoza.
Otto bu durumla uğraşmak için Almanya'ya döndü.Oton se je odpravil v Nemčijo.
Halkın çok az bir bölümü tarımla uğraşmaktadır.S kmetijstvom se ukvarja malo prebivalstva.
Beldenin %97'si tarımsal üretim ile uğraşmaktadır.Slabih 7 odstotkov kmetijskih zemljišč predstavljajo ostala kmetijska zemljišča.
En sevdiği eğlencesi Drake ve Josh'la uğraşmaktır.Jo mėgstamiausi kompozitoriai yra Prokofjevas ir Šostakovičius.
Dört-beş aile küçükbaş hayvancılık ile uğraşmaktadır.Neli-viis peret hoolitsevad oma karja eest ühiselt.
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.Tegeleb fotograafiaga.
Halkın hepsi hayvancılıkla uğraşmaktadır.Inimesed tegelevad loomakasvatusega.
Köy halkı tarımcılıkla uğraşmaktadır.Linnavõimud hoolitsevad puhtuse eest.
Grup elemanları şu an farklı işler ve projelerle uğraşmaktadır.Praegu tegelevad ansambli liikmed uute projektidega.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Kõrgkool tegeleb tervishoiualase teadus- ja õppetööga.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Külas elavad juudid tegelesid kaubandusega.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.Pooldasid omanike-feodaalide maksustamist ja tööstuse ja kaubanduse toetamist.
Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.Paljud linnaelanikud tegelevad tubaka ja köögiviljade kasvatamise ja töötlemisega.
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.Tänapäeval on Hakamada pühendunud raamatute kirjutamisele.
Açıkçası bunu yapmanın en zor kısmı buradaki kesirlerle uğraşmak.Den sværeste del af det her regnestykke er at arbejde med brøkerne.
Açıkçası bunu yapmanın en zor kısmı buradaki kesirlerle uğraşmak.Obviamente, a parte mais difícil de fazer isso para lidar com esta kesirlerle.
Aicha : Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.(Překladatelka) Chtěla jsem říct, že se musíme pokusit poznat ostatní lidi.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Ale my biologové a ekologové jsme nikdy nečelili složitosti jako je tahle.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Biolodzy i ekolodzy nie radzą sobie z tak skomplikowanymi procesami.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Dar noi, biologii și ecologiștii, nu ne-am ocupat niciodată de ceva atât de complex.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.De a biológusok és az ökológusok sem találták még szembe magukat ekkora komplexitással.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Kami ahli biologi dan ekologi belum pernah mengatasi hal yang lebih rumit dari ini.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod