Halkın çok az bir bölümü tarımla uğraşmaktadır.O mică parte a populației este metisă.
1975 yılından bugüne grafik ve karikatür sanatıyla uğraşmaktadır.În 1975 se dedică studiului picturii și Istoriei Artelor.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Soția lui este o vânătoare de bărbați.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Locuitorii se ocupau cu activitǎți de pescuit.
Ama ayaklanmayı bastırmak için uzun bir süre daha uğraşmak zorunda kaldı.I-a luat mult timp să-ți revină din depresie.
Köyün neredeyse tamamı fındıkçılıkla uğraşmaktadır.Majdnem az egész falu pálinkaégetéssel foglalkozott.
Köy halkının bir kısmı küçük balıkçılık ile uğraşmaktadır.A lakosság kisebb része halászattal foglalkozik.
3956 aile çiftçilikle uğraşmaktadır.Ma 4957 lakossal büszkélkedhet.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Tíz év néptáncolás után kezdett viseleteket készíteni.
Köyü büyük çoğunluğu ticaretle uğraşmaktadır.Ezek döntő többsége kereskedelmi célú.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.Kalinske szerint, Sega amerikai ága: "Már egy jó ideje harcolt a Saturn architektúrája ellen."
Escher, sadece politik saldırılarla değil, hastalıklarla da uğraşmak zorunda kaldı.Wigglesworth nemcsak a betegségekkel, hanem a démonokkal szemben is felvette a harcot.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.A falu lakosai halászatból éltek.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.A négerek és a fehérek is csodálták.
Svadya Krallığı, tahıl ürünleri ve yün satımı gibi işlerle uğraşmaktadır.A király olyan jelentős feladatokkal bízta meg őket, mint pénzverés vagy gabonabegyűjtés.
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.Sokat foglalkozik fényképezéssel.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Emme halua kiirehtiä hänen kanssaan.
Buffy ise hayvan kanı bulmak için uğraşmaktadır.Fry pyrkii saamaan lemmikkinsä takaisin eloon.
Çiftin üç çocuğu vardır ve iki kızları, Pik kardeşler ismi altında müzikle uğraşmaktadırlar.Hänellä on kolme aikuista lasta, kaksi nuorempaa avioliitosta muusikko Pekka Tirkkosen kanssa.
Alan Ritchon oyunculuğun yanı sıra müzikle de uğraşmaktadır.Musiikin lisäksi Anja Rupel on ollut aktiivinen myös näyttelemisen saralla.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Monilla lapsilla on kehitysvamman lisäksi muitakin terveysongelmia.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Tällä kertaa Avery oli mukana yhtyeessä.
Yerli halk genel olarak tarımla uğraşmaktadır.Ja isänmaallinen kansa kokonaisuudessaan on kanssamme.
Lex ise yeni bir tehlike ile uğraşmak zorundadır.Τότε ο Χάρι έχει να αντιμετωπίσει καινούριους κινδύνους.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.Ξεχωριστό τμήμα αφιερώνεται στην οικιακή σαπωνοποιία.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Από τη γέννησή του είχε πολλά προβλήματα υγείας και δυσμορφία.
Aynı zamanda Beyaz Eşya ticaretiyle uğraşmaktadır.Παράλληλα ασχολήθηκε με το εμπόριο καπνού.
Depardieu sinema kariyerinin yanı sıra bağcılıkla uğraşmaktadır.Ο Χιουζ παράλληλα με τον κινηματογράφο θα ασχολήθει και με την αεροπλοία.
Kendisi aynı zamanda "Set Abomine" adlı bir kitap üstünde uğraşmaktadır.Επίσης, κυκλοφορεί σε ένα τόμο με τον τίτλο "Panoptikum.
Köy halkının bir kısmı küçük balıkçılık ile uğraşmaktadır.Οι λιγοστοί κάτοικοι ασχολούνται με την αλιεία.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Οι άντρες ασχολούνται με το κυνήγι.
Köyü büyük çoğunluğu ticaretle uğraşmaktadır.Οι περισσότεροι κάτοικοι ασχολούνται με το εμπόριο.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.Αποφεύγει την διαφήμιση.
New Directions, koreografi ile uğraşmaktadır ve amigo takımı üyelerinin sabotajlarına karşı koyarlar.New Directions kæmper med koreografi, og at modstå forsøg på sabotage af medlemmer af cheerleadertruppen.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Denne gang kom Anders Borre Mathiesen med i bandet.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Efterhånden overtog byborgere i de samme byer handelen.
Kara Ay tarikatı ile uğraşmaktadır.Black er et nedslagskrater på Månen.
Nüfusun büyük çoğunluğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.Størstedelen af befolkningen lever af husdyrhold.
Son 5 yıldan beri köy halkının büyük bir kısmı meyvecilikle uğraşmaktadır.Den øvrige del af året var stærkt optaget af velgørenhedsvirksomhed.
Çiftçidir ve serbest ticaret ile uğraşmaktadır.Hun er veganer og går ind for fri sex.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Schinkel var delaktig i arbeidene også denne gangen.
Dünya Müzik ve Müzisyenler Toplantısı düzenlemek için uğraşmaktaydı.Kunstnere og musikere fra hovedstaden kom og underholdt.
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.Han engasjerte seg dessuten for flyktningene fra Eritrea.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Etterhvert tok byborgere i de samme byene over handelen.
Başbakan olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.Han var statsminister da første verdenskrig brøt ut.
Nüfusun %85'i kırsal alanda yaşamakta, bunların çoğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.85 prosent av dem er restaurert, de fleste på gårder.
New Directions, koreografi ile uğraşmaktadır ve amigo takımı üyelerinin sabotajlarına karşı koyarlar.New Directions kesulitan dengan koreografi mereka dan menghadapi sabotase dari anggota Cheerleader sekolah.
Çocukluğundan beri jimnastik, yüzme sporu ve biatlon sporuyla uğraşmaktadır..Dia adalah penggemar olahraga, dan melakukan senam, renang dan biatlon sejak kecil.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Mereka tidak sanggup membantah-Nya.
Kelt müziği ile uğraşmaktadırlar.Born to Run trên AllMusic.
McDonagh ayrıca sinema ile uğraşmaktadır.Shindong cũng tham gia đóng phim.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.“TS Cù Huy Hà Vũ: Ðồng hành quân sự với Hoa Kỳ là mệnh lệnh của thời đại”.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Khi còn trẻ cô phải chịu đựng rất nhiều vấn đề về sức khỏe bao gồm hen suyễn mãn tính.
Halkın büyük çoğunluğu seracılıkla uğraşmaktadır.その原因の大半は和麻や綾乃である。
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.宣伝に携わる。
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.写真家を目指している。
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.武芸に長じている。
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.そこでは今でも翻訳書を入手出来る。
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.アフガニスタン紛争の結果生まれた難民のための救援活動も行った。
Moralıoğlu emlakçılık ile uğraşmaktadır.森本家扱い。