Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Ik wilde zeggen dat we moeten proberen om andere mensen te leren kennen, de andere.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Quería decir que tenemos que tratar de conocer a otra gente, al otro.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Saya ingin mengatakan bahwa kita harus mencoba mengetahui tentang orang lain.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Tôi chỉ muốn nói rằng chúng ta phải cố gắng để hiểu lẫn nhau
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Voiam să spun că noi trebuie să încercăm să cunoştem alţi oameni, pe ceilalţi.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Vorrei dire che dobbiamo sforzarci di conoscere altre persone, l'altro.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Θα ήθελα να πω ότι πρέπει να προσπαθούμε να γνωρίζουμε άλλους ανθρώπους, τον άλλον.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.Исках да кажа, че трябва да се опитаме да опознаем други хора, другите.
Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız."Я хотела сказать, что нам нужно пытаться узнавать других людей, не таких, как мы.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Aku tidak ada pilihan kecuali melayanimu karena keberadaan kita sekarang.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Ich hatte keine andere Wahl, als mich mit dir zu beschäftigen, wegen der Stituation in der du gerade warst.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Ik had geen andere keus dan met je om te gaan omdat we nu hier zitten.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Jag har inget val än att ha å göra med dig nu på grund av var vi är nu.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Je n'ai aucun autre choix que d'être avec toi, à cause de l'endroit où nous sommes.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Nie mam innego wyboru, jak zadawać się z tobą, ze względu na sytuację, w jakiej się znaleźliśmy.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Nimam druge izbire, kot da se ukvarjam z vami, zaradi česa kje smo zdaj.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Non ho altra scelta che avere a che fare con te ora per via di dove siamo.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Nu am avut de ales ca sa ma intalnesc cu tine din cauza ca eram deja impreuna
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Tại vì chúng ta đang ở đây nên tôi không còn cách nào khác.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.Απλά δεν έχω άλλη επιλογή παρά μόνο να σε ανεχτώ επειδή βρσκόμαστε εδώ αυτή τη στιγμή.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.У меня не было выбора, кроме как общаться с тобой из-за того, что мы сейчас здесь.
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.לא הייתה לי ברירה אלא לדבר איתכם מאחר ואנחנו במקום הזה
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım..لم يكن لدي خيار الإ بالتعامل معكِ بسبب المكان الذي نحن فيه
Şu anda sırf bulunduğumuz ortam gereği seninle uğraşmak zorundayım.お前ごときが ハニと自分を比べるんじゃないぞ
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Az üzleti világban dolgozva, ez olyan kérdés, amivel sokszor meg kell küzdenem.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Beim Arbeiten in der Werbebranche bin ich oft mit dieser Fragestellung konfrontiert.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.상업적 세상에서 일을 하는 것은, 가끔씩 제가 어려움을 겪는 부분 중 하나입니다.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Làm việc trong ngành thương mai, là điều đôi khi tôi phải đấu tranh.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Lavorando nel mondo della pubblicità, c'è qualcosa con cui devo sforzarmi a volte
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Lucrând în lumea comercială, asta e ceva cu care trebuie să mă lupt uneori.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Omdat ik werk in de commerciële wereld is dit iets waarmee ik soms worstel.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Pracując w świecie komercyjnym, czasem muszę z tym walczyć.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Trabajar en el mundo comercial es algo con lo que tengo que lidiar a veces.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Trabalhar no mundo comercial? Isso é uma coisa em que penso, por vezes.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Η εργασία στον εμπορικό τομέα είναι κάτι που δυσκολεύομαι να κάνω κατά καιρούς.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Працюючи в комерційній сфері, мене часом таки муляє це питання.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Работата в комерсиалния свят, това е нещо, с което трябва да се боря от време на време.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.Работая в коммерческом мире, временами приходится бороться с этим.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.העבודה בעולם המסחרי, זה משהו שלעיתים עליי להיאבק בו.
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.العمل في عالم الاعلانات التجارية هذا شيء يستحق النضال من اجله
Ticari dünyada çalışırken bu ara sıra uğraşmak zorunda kaldığım bir konu.時々悩まなくてはならないことです 実際にお金に左右されることもあります
Uğraşmak, bazı olduğunu söyleyerek zaten verir vermez당신이 처리하는 경우 일부는 그런 말을 어쨌든 제공되지 않습니다
Uğraşmak, bazı olduğunu söyleyerek zaten verir vermezאם אתם מתמודדים עם חלק אומר שזה אינה נותן ממילא
Uğraşmak, bazı olduğunu söyleyerek zaten verir vermezإذا كنت تتعامل مع من يقول أنه على أية حال لا يعطي
Uğraşmak, bazı olduğunu söyleyerek zaten verir vermezすべての知識のに対し、我々は今日持っている 彼らは放射線があると言わなければならない
Uğraşmak zorundayız.Chúng tôi phải đối mặt với nó.
Uğraşmak zorundayız.Det er vi nødt til at indse.
Uğraşmak zorundayız.Dobbiamo gestirla in qualche modo.
Uğraşmak zorundayız.Foglalkoznunk kell vele.
Uğraşmak zorundayız.Kita harus mengatasinya.
Uğraşmak zorundayız.우리는 그것을 처리해야만 합니다.
Uğraşmak zorundayız.Musíme s tím vyjít.
Uğraşmak zorundayız.Musimy sobie z tym jakoś radzić.
Uğraşmak zorundayız.Nous devons le faire.
Uğraşmak zorundayız.Temos de lidar com ela.
Uğraşmak zorundayız.Tenemos que lidiar con eso.
Uğraşmak zorundayız.Trebuie să ne confruntăm cu asta.
Uğraşmak zorundayız.We moeten het ermee doen.
Uğraşmak zorundayız.WIr müssen damit klar kommen.
Uğraşmak zorundayız.Πρέπει να το αντιμετωπίσουμε.