uğraşma ile cümle
uğraşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Orvosi tanácsra kezdett el sportolni.
Köyü büyük çoğunluğu ticaretle uğraşmaktadır.Ezek döntő többsége kereskedelmi célú.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.Kalinske szerint, Sega amerikai ága: "Már egy jó ideje harcolt a Saturn architektúrája ellen."
Escher, sadece politik saldırılarla değil, hastalıklarla da uğraşmak zorunda kaldı.Wigglesworth nemcsak a betegségekkel, hanem a démonokkal szemben is felvette a harcot.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.A falu lakosai halászatból éltek.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.A négerek és a fehérek is csodálták.
Svadya Krallığı, tahıl ürünleri ve yün satımı gibi işlerle uğraşmaktadır.A király olyan jelentős feladatokkal bízta meg őket, mint pénzverés vagy gabonabegyűjtés.
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.Sokat foglalkozik fényképezéssel.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Emme halua kiirehtiä hänen kanssaan.
Buffy ise hayvan kanı bulmak için uğraşmaktadır.Fry pyrkii saamaan lemmikkinsä takaisin eloon.
Tac Mahal maketiyle uğraşmaya devam etti.Karttunen on jatkanut yhteistyötä Parviaisen kanssa.
Şimdi sıra İason'la uğraşmaya gelmiştir.Niinpä hän päätti pysyä Ashen kanssa saadakseen niitä.
Çiftin üç çocuğu vardır ve iki kızları, Pik kardeşler ismi altında müzikle uğraşmaktadırlar.Hänellä on kolme aikuista lasta, kaksi nuorempaa avioliitosta muusikko Pekka Tirkkosen kanssa.
Alan Ritchon oyunculuğun yanı sıra müzikle de uğraşmaktadır.Musiikin lisäksi Anja Rupel on ollut aktiivinen myös näyttelemisen saralla.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Monilla lapsilla on kehitysvamman lisäksi muitakin terveysongelmia.
Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır.Nainen oli ennen kuolemaansa taikurin avustajana.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.Sen sijaan tekee hän mielellään kauppaa.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Tällä kertaa Avery oli mukana yhtyeessä.
Yerli halk genel olarak tarımla uğraşmaktadır.Ja isänmaallinen kansa kokonaisuudessaan on kanssamme.
Lex ise yeni bir tehlike ile uğraşmak zorundadır.Τότε ο Χάρι έχει να αντιμετωπίσει καινούριους κινδύνους.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.Ξεχωριστό τμήμα αφιερώνεται στην οικιακή σαπωνοποιία.
Satrançla uğraşmaya başladı.Παράλληλα ασχολήθηκε με το σκάκι.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Από τη γέννησή του είχε πολλά προβλήματα υγείας και δυσμορφία.
Aynı zamanda Beyaz Eşya ticaretiyle uğraşmaktadır.Παράλληλα ασχολήθηκε με το εμπόριο καπνού.
Bu da birçok sosyal sorunla uğraşmalarına neden oldu.Αυτό οδήγησε σε πολλές εμφύλιες διαμάχες.
Depardieu sinema kariyerinin yanı sıra bağcılıkla uğraşmaktadır.Ο Χιουζ παράλληλα με τον κινηματογράφο θα ασχολήθει και με την αεροπλοία.
Kendisi aynı zamanda "Set Abomine" adlı bir kitap üstünde uğraşmaktadır.Επίσης, κυκλοφορεί σε ένα τόμο με τον τίτλο "Panoptikum.
Köy halkının bir kısmı küçük balıkçılık ile uğraşmaktadır.Οι λιγοστοί κάτοικοι ασχολούνται με την αλιεία.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.Από το 2008 έχει αποσυρθεί από την ηθοποιία και ασχολείται με την μουσική.
Her iki sorun da uğraşması çok zor olmasına rağmen asla çekiciliğini yitirmemiştir.Και τα δύο προβλήματα αποδείχθηκαν δύσκολα, αλλά δεν έχασαν ποτέ το ενδιαφέρον τους.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Οι άντρες ασχολούνται με το κυνήγι.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.«Μου αρέσει να δουλεύω με παιδιά.
Köyü büyük çoğunluğu ticaretle uğraşmaktadır.Οι περισσότεροι κάτοικοι ασχολούνται με το εμπόριο.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.Αποφεύγει την διαφήμιση.
Gençliğinde birçok farklı işle uğraşmasına karşın hep aktör olmak istedi.Selvom han havde mange beskæftigelser, da han var yngre, har han altid villet være skuespiller.
New Directions, koreografi ile uğraşmaktadır ve amigo takımı üyelerinin sabotajlarına karşı koyarlar.New Directions kæmper med koreografi, og at modstå forsøg på sabotage af medlemmer af cheerleadertruppen.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Denne gang kom Anders Borre Mathiesen med i bandet.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Efterhånden overtog byborgere i de samme byer handelen.
Nexus, Cena ile uğraşmaya devam etti.Derefter gik Sixtus i gang med finanserne.
Kara Ay tarikatı ile uğraşmaktadır.Black er et nedslagskrater på Månen.
Burada Rusya'ya karşı savaș ile hemen uğraşmaya başladı.Først derefter ville man gå aktivt ind i krigen mod Rusland.
Nüfusun büyük çoğunluğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.Størstedelen af befolkningen lever af husdyrhold.
Son 5 yıldan beri köy halkının büyük bir kısmı meyvecilikle uğraşmaktadır.Den øvrige del af året var stærkt optaget af velgørenhedsvirksomhed.
Çiftçidir ve serbest ticaret ile uğraşmaktadır.Hun er veganer og går ind for fri sex.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.I 2008 begyndte de deres musikalske samarbejde.
Felsefe insanın kendisiyle uğraşmasıdır.Gi mennesket troen på seg selv.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Schinkel var delaktig i arbeidene også denne gangen.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.De liker å jobbe.
Dünya Müzik ve Müzisyenler Toplantısı düzenlemek için uğraşmaktaydı.Kunstnere og musikere fra hovedstaden kom og underholdt.
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.Han engasjerte seg dessuten for flyktningene fra Eritrea.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Etterhvert tok byborgere i de samme byene over handelen.
""Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala"".Du må hjelpe meg, gendarmene er etter meg.»
Başbakan olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.Han var statsminister da første verdenskrig brøt ut.
Nüfusun %85'i kırsal alanda yaşamakta, bunların çoğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.85 prosent av dem er restaurert, de fleste på gårder.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Dette ønsker vi å gjøre noe med!
New Directions, koreografi ile uğraşmaktadır ve amigo takımı üyelerinin sabotajlarına karşı koyarlar.New Directions kesulitan dengan koreografi mereka dan menghadapi sabotase dari anggota Cheerleader sekolah.
Shenxiu çok uğraşmasına rağmen başka bir dörtlük yazamıyordu.Shenxiu berusaha keras tetapi tidak mampu membuat dengan ayat lain.
Çocukluğundan beri jimnastik, yüzme sporu ve biatlon sporuyla uğraşmaktadır..Dia adalah penggemar olahraga, dan melakukan senam, renang dan biatlon sejak kecil.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Mereka tidak sanggup membantah-Nya.
Kwolek, Kevlar'ın pratik uygulamaları geliştirmeyle çok fazla uğraşmadı.Tuy nhiên, Kwolek đã không tham gia nhiều vào việc phát triển các ứng dụng của Kevlar.