uğraşma ile cümle

uğraşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kelt müziği ile uğraşmaktadırlar.Born to Run trên AllMusic.
McDonagh ayrıca sinema ile uğraşmaktadır.Shindong cũng tham gia đóng phim.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.“TS Cù Huy Hà Vũ: Ðồng hành quân sự với Hoa Kỳ là mệnh lệnh của thời đại”.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Khi còn trẻ cô phải chịu đựng rất nhiều vấn đề về sức khỏe bao gồm hen suyễn mãn tính.
Tac Mahal maketiyle uğraşmaya devam etti.Tuấn vẫn cứ tiếp tục chọc ghẹo Quỳnh.
Dokuz çocuklu geniş ailesiyle toprakla uğraşmaya başlamış...”"Tôi đã sống ở đó cùng ba mẹ thời thơ ấu (tôi là con một).
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.そういうものをつくっていきたいんです。
Halkın büyük çoğunluğu seracılıkla uğraşmaktadır.その原因の大半は和麻や綾乃である。
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.宣伝に携わる。
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.写真家を目指している。
Bu da birçok sosyal sorunla uğraşmalarına neden oldu.作品は社会的な問題をとりあげたものが多い。
MPI'ın yaptığı gibi mesaj geçirmeyle uğraşmaya gerek yoktur.僕みたいなヘボにそんな話をする資格なんかないんだ。
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.武芸に長じている。
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.そこでは今でも翻訳書を入手出来る。
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.アフガニスタン紛争の結果生まれた難民のための救援活動も行った。
Moralıoğlu emlakçılık ile uğraşmaktadır.森本家扱い。
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.1998年から本格的に音楽活動を開始。
Mitya bahçeden kaçmakla uğraşmaktadır.テーセウスが迷宮から脱出する手助けをした。
Köylüler tarımla uğraşmanın yanında hayvancılıkla da uğraşmaktadırlar.農民が地主と戦うには団結するべきである。
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.白人も黒人も就職を争ったのである。
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.現在來談談體育。
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.父亲经营纺织业。
Ebû Hanîfe, ilimle uğraşmaya başlamadan önce başarılı bir tüccardı.他在踏入政壇之前是一位成功的商人。
Bu arada hükümet ordu içindeki askerlerin siyasetle uğraşmasını yasaklar.在这个时期,军人禁止入党,军队内部禁止党派活动。
Etkinme ile uğraşmanın bir diğer yaklaşımı ise, üretimden sonra azaltmaktır (donanımda ve yazılımda).碇唯死后,他将真嗣交给他人照顾,与真嗣关系冷淡。
Ben Katyan ailesi ünlü Hadrami hançer yapımcıları olup altın işlemeyle uğraşmaktadırlar.顏玉瑩家族是著名的華商家族,祖籍福建海澄,以生產白花油聞名。
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.性格開朗,喜歡和女生搭訕。
Bu yıllar boyunca Okul Savaşı ve Belçika Kongo Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile uğraşmak zorunda kaldı.이 세월 동안에 그는 또한 학교 전쟁과 벨기에령 콩고의 독립과 함께 다루어야 하였다.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.광고도 좀 보죠.
Etkinme ile uğraşmanın bir diğer yaklaşımı ise, üretimden sonra azaltmaktır (donanımda ve yazılımda).연의에서는 손권(孫權)이 손책(孫策)의 뒤를 이은 후 인재를 모을 때 등용된 것으로 나온다.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.일 정도로 운동을 좋아한다.
Ayıltmak için uğraşmanıza gerek yoktur.안심시키려 하지 말아야 한다.
Satrançla uğraşmaya başladı.서브로 경기를 시작한다.
V. Konstantinos saltanatı boyunca bu sorun ile uğraşmak zorunda kalarak dokuz kez sefer düzenlemiştir.비잔티움 제국의 황제 콘스탄티노스 5세는 이 위기를 활용하여 불가리아를 멸망시키기 위해 9번의 원정을 단행하였다.
Bu arada hükümet ordu içindeki askerlerin siyasetle uğraşmasını yasaklar.하지만 전쟁 과정에서 공화국 내부에서는 육군의 정치력이 증가하였다.
Halkın büyük kısmı çiftçilikle uğraşmaktadır.마을 주민의 대부분은 농업에 종사하고 있다.
Başbakan olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.그것으로써 1차 세계 대전 이후 시작된 영향의 초석이 다져졌던 것이다.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.כך גם נפסק להלכה.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.היא למדה התעמלות וריקוד במשך 11 שנים.
PJ ile uğraşmayı ve onunla vakit geçirmeyi sever.ג'יי, נרגש לעבוד איתו.
Satrançla uğraşmaya başladı.בעיר זו הוא התחיל לשחק שחמט.
Lex’in içindeki Zod ise dünyayı yeni bir Kripton yapmak için uğraşmaktadır.זוד מחליט להפוך את כדור הארץ לכוכב קריפטון החדש.
Boş zamanlarında yemek yapmayı ve ağaç işleriyle uğraşmayı sever.הוא אוהב להמציא דברים ולאכול בזמנו הפנוי.
Felsefe insanın kendisiyle uğraşmasıdır.הפילוסופיה עוסקת בחשיבה האנושית.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.אביה עבד בענף הטקסטיל.
Londra'ya kaçtı ve yeniden ticaretle uğraşmaya başladı.הם התיישבו בלונדון, מנסים להתחמק מנושים.
Kasabanın ekonomisi, 30,000 civarındaki nüfusun büyük bir kısmının tarım ile uğraşmasına dayanır.אוכלוסייתה של העיר עומדת על כ-30 אלף נפש, רובם עוסקים בחקלאות.
Boş zamanlarında yemek yapmayı ve ağaç işleriyle uğraşmayı sever.В свободното си време обича да се занимава с дърводелство.
Halkın %80'ine yakını tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Около 60% от хората се занимават със земеделие и животновъдство.
İlk yerleşenler kervancılık ve hayvancılıkla uğraşmaktaydı.Първите заселници се занимавали предимно с дърводобив и скотовъдство.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Барт се съгласява с охота.
Dahası, İtalya birde 3. yüzyılda barbar kabilelerin saldırılarıyla uğraşmak zorunda kalacaktı.Освен това, провинцията страда от атаките на варварските племена в края на трети век.
Köyde birçok hane arıcılık ile uğraşmaktadır.В района на селото се правят много курбани.
Mahallede kalan nüfusun çoğunluğu emekli olup fındık ve bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Малкото останали жители на селото са пенсионери и се занимават предимно с градинарство.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Обича да забавлява и разсмива хората.
Kızı Ayşe Sicimoğlu da kendisi gibi müzikle uğraşmakta ve opera-şan sanatçılığı yapmaktadır.Споделя, че за нея музиката е както работа, така и хоби.
Daha sonraları ise aynı zamanda müzikle de uğraşmaya başlamıştır.По-късно същата дума започна да се прилага и към музиката.
Nüfusun büyük çoğunluğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.Мнозинството от населението се занимава с животновъдство.
Şimdi bununla uğraşmak zorunda değiliz.Сега не сме принудени да се занимаваме с това.
Ayrıca Killa Hakan günümüz Almanyasında çok sosyal işlerle uğraşmaktadır.Освен това Кила Хакан се занимава с много социални дела в днешна Германия .

İlgili Sayfalar