uğraşma ile cümle

uğraşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Köyün neredeyse tamamı fındıkçılıkla uğraşmaktadır.Почти вся страна занята пустыней.
Halk; açık sebzecilik, meyvecilik ve seracılıkla uğraşmaktadır.Гусеницы питаются цветами и плодами живокости и аконитов.
1990 yılından itibaren profesyonel olarak tiyatro ile uğraşmaya başladı.С 1990 года — на профессиональной театральной сцене, с 1998 года занимается кинематографом.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.Двое ребят сидели друг напротив друга и были разделены ширмой.
İlçe genelinde nüfusun bir bölümü tarımla uğraşmaktadır.Каждое из семи поколений основной серии посвящено новому региону.
Boş zamanlarında yemek yapmayı ve ağaç işleriyle uğraşmayı sever.В свободное время любит работать по дереву.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.Крепко дерется наша часть за родную Отчизну.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Кроме того, занималась бальными танцами на протяжении десяти лет.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Тогда же начал заниматься тяжелой атлетикой.
İlerleyen haftalarda Randy & Bob Orton, Undertaker'la uğraşmayı sürdürdüler.Спустя два месяца Рэнди и Боб Ортон выиграли в хандикап поединке с гробами.
Köye ilk yerleşen aileler hayvancılıkla ugraşmaktadırlar.Первыми постройками в селе были сараи для скота.
Edebiyatla uğraşmak adına subaylıktan ayrıldı.По увольнении из армии занялся литературной работой.
Burada yine Cezayir ve Mısır problemleri ile uğraşmaya başladı.وعمل مرة أخرى على مشاكل مصر والجزائر.
Çocuklarla uğraşmanın iş hayatından daha zor olduğuna inanıyor.وصدقت أن الاعتناء بالأطفال أصعب بكثير من الحياة العملية.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.كانت تخطط للعودة إلى الكلية لدراسة الدراسات الصحية و ممارسة الرياضة.
Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı.ولكنها انتهت ليكرس نفسه فقط للأدب.
Bilimle uğraşmak bir prestij haline gelmeye başlamış ve etkilerini göstermeye başlamıştır.وقد بدأ الانشغال بالعلم في التحول إلى هيبة ومكانة عظيمة، وقد بدأ في إظهار وتوضيح التأثيرات.
Bozkurt halkının çoğu tarım ile uğraşmaktadır.معظم البنغلاديشيين كسب عيشهم من الزراعة.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.يدخل في صناعة السيراميك.
Satrançla uğraşmaya başladı.لعب الشطرنج مع رجل.
Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.تشتهر البلدة بزراعة التبغ والقمح.
Evli ve iki çocuk babası olan Bayram Coşkuner' in çocukları da kendisi gibi müzikle uğraşmaktadır.حول أوروبا وأنجبا ثلاثة أطفال من بينهم كوزيما التي ألهمت الموسيقيين نفسها.
Bu varlıklarla uğraşmak tehlikelidir.صعوبة التعامل مع الاكساء.
Ebû Hanîfe, ilimle uğraşmaya başlamadan önce başarılı bir tüccardı.كان مشردًا قبل أن يصبح شخصيًة ناجحة.
Keşişler dünya işleri ile uğraşmazlar, dış dünya ile bağlantı kurmazlar.يتوجب على الاثنين العمل للنجاة، دون وسائل اتصال بالأرض.
Birkaç aile de arıcılıkla uğraşmaktadır.وتسكن غربة عدة عائلات.
Ona göre Marksizm kendi içinde ve kendisi için olan, insanlıktan bağımsız bir gerçeklikle uğraşmaz.Para Gramsci, o Marxismo não lida com uma realidade que existe em si e por si, independente da humanidade.
MPI'ın yaptığı gibi mesaj geçirmeyle uğraşmaya gerek yoktur.Prós Simples: não precisa lidar com a passagem de mensagens como MPI faz.
Kelt müziği ile uğraşmaktadırlar.É um trabalho dedicado à música celta.
Karaaslan ailesi ticaretle de uğraşmaktadır.A comunidade arménia também se dedicou ao comércio.
Sabahları, en büyük zevki sazları ile uğraşmak olurdu.Meia hora mais tarde, estão prontos para fazer o gosto dos mais gulosos.
Şu an Google'da Go dilinin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.Suporte avançado para sistema de línguas de consulta semelhante ao Google.
Göç edenlerin yüzde 90'ı tekstil işi ile uğraşmaktadır.90% dos consumidores lêem documentos transacionais.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Seu pai fazia trabalhos manuais.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.De meeste namen van aartsengelen eindigen op el, een verwijzing naar (de naam van) God.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.De publiciteit wordt aangepakt.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.De opdracht was kredieten te verlenen aan de land- en tuinbouwsector én met staatswaarborg.
Halkın %80'ine yakını tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Ongeveer 80% van de bevolking werkt in de landbouw en veeteelt.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Hier begon hij met atletiek.
Uzun uğraşmalardan sonra suçlu yakalanır, bir ağaca asılır.Twee dagen later werd hij na een showproces ter dood veroordeeld en aan een boom opgehangen.
Ömer İnönü siyaset ile hiç uğraşmadı.De politiek deed niets met de petitie.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.De twee begroetten elkaar met een omhelzing en praatten enige tijd met elkaar.
Daha sonraları ise aynı zamanda müzikle de uğraşmaya başlamıştır.Korte tijd later begonnen zij ook te handelen in muziekinstrumenten.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.Vanaf 2008 begon zij weer muziek te maken.
Mitya bahçeden kaçmakla uğraşmaktadır.Maria probeert tevergeefs het paleis te ontvluchten.
Benimle uğraşma.Rotzooi niet met me.
Şimdi bununla uğraşmak zorundayım.We moeten hier nu mee omgaan.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Jego ojciec działał w branży tekstylnej.
Satrançla uğraşmaya başladı.Walczył przeciwko Szachowi.
1994 yılından beri kayak sporuyla uğraşmaktadır.Jarecka sporty walki uprawia od 1994 roku.
Otları toplayıp kulübe yaparlar, tarım ile uğraşmazlardı.Odwiedza ogrody i farmy, nie obawia się ludzi.
Bu arada Stan fesat ablasıyla uğraşmaktadır.Jej miejsce w Sejmie zajął Stanisław Fal.
Jokey olmasına vesile, babası ve ağabeyinin atçılıkla uğraşmasıydı.Naprawdę miał na imię Bonifacy i kiedyś wraz z ojcem i bratem zajmował się rozbojem na gościńcu.
McDonagh ayrıca sinema ile uğraşmaktadır.Sam Meyerhold także interesował się kinematografią.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Tym razem zajął się tym Pininfarina.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Planowała studiować kierunki związane ze zdrowiem i ćwiczeniami fizycznymi.
Northumberland Kontu'nu tutan York Başpiskoposu ile uğraşması gerekmektedir.Został biskupem Northumbrii z siedzibą w York.
Mecnun'u depresyondan çıkarmak için uğraşmaktadır.Stara się wyciągnąć Honor z depresji.
Sadece bazı haneler hobi olarak bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Przy swoim domu hobbystycznie zajmuje się ogrodnictwem.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Uwielbiał imprezować i spotykać się z dziewczynami.

İlgili Sayfalar