uğraşma ile cümle

uğraşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.Aquí se muestran la mayoría de ellos de forma clasificada; Hoja de Arriba.
Charlie, Romanya’da ejderhalarla uğraşmakta, Bill ise Mısır’da büyücü bankasında görev yapmaktadır.Bill trabaja para el banco de magos en Egipto y Charlie cría dragones en Rumanía.
Şu an Google'da Go dilinin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.Actualmente trabajaba para Google en el desarrollo del lenguaje Go.
Gençliğinde birçok farklı işle uğraşmasına karşın hep aktör olmak istedi.Aunque tuvo muchos trabajos cuando era joven, siempre quiso ser actor.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.Llamó a las actividades de la HUAC "las cosas menos americanas con las que hayamos tenido que lidiar hoy.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Le gusta burlarse o meterse a discusiones con ella.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.El padre se prepara para ir de caza.
Onun büyük düşü, resim sanatı ile uğraşmaktı.Y con gran interés, se dedicó al arte del dibujo.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.No luchar contra él.
B Real günümüzde müzikle uğraşmaya devam etmektedir.¿Es ella realmente intentando atrapar la música?
Kendisi ablası Makbule'ye çok önem vermekte ve sık sık kuzeninin kocası Cem'le uğraşmayı çok sevmektedir.Él admira a su hermana mayor Wendy ya veces riñe con John, su hermano mayor.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Los pobladores también se dedican a la pesca.
""Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala"".Y juntos , atrapamos asesinos ".
Londra'ya kaçtı ve yeniden ticaretle uğraşmaya başladı.Pope regresó a Londres y continuó con su carrera haciendo comerciales.
İşlerini çocuklarına devretti ve çeşitli sosyal çalışma ve araştırmalarla uğraşmaya başladı.Fracasó en ambas y decidió dedicarse a los estudios de humanidades.
Köyden, Uşak ilinde yaşayanlar ticaret ile uğraşmaktadırlar.Y la gente del mismo pueblo ayuda al mayordomo con sus tareas.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Tuve que lidiar con eso.
Her halukarda, Gallienus hala kendi dönemindeki birçok ayaklanma ile uğraşmak zorundaydı.Galeazzo tuvo que hacer frente a varias rebeliones en su parte del Señorío.
Köyde, yerleşik nüfus tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Dentro de la Reserva existen algunos asentamientos humanos que se dedican a actividades agrícolas y ganaderas.
Bu kapıyla uğraşmadan Fume-shroom ya da catapult bitkileriyle öldürülebilir.Puede ir con botavara o sin ella.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.Sigue conservando industria cerámica.
Bu iki devlet yoneticisi Mısır'daki Fatımi idaresinin düzenlenmesi ile ugrasmaya basladi.Las dos superpotencias ciertamente deseaban implantar su modelo de gobierno en todo el planeta.
Yararsız, boşu boşuna zaman kaybı yaratan işlerle uğraşmak anlamına gelir.Lo recomendable es el trabajo minucioso sin pérdida de tiempo.
Bu yıllar boyunca Okul Savaşı ve Belçika Kongo Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile uğraşmak zorunda kaldı.Durante questi anni ha dovuto fare i conti con la guerra scolastica e l'indipendenza del Congo belga.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Aveva previsto di tornare al college per studi sulla salute e sull'esercizio.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.Entrambe le trincee erano tra loro collegate da passaggi.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.Ma lo! molti sono indotti dalla loro propria lussuria verso l'ignoranza.
1967'den itibaren kalp krizleriyle uğraşmaya başladı.Dal 1939 cominciò a manifestare problemi cardiaci.
Fakat Carlo Anjulu bu rakipleri ile uğraşmaya zaman bulunmadı.Comunque, Hill non era ancora pronto a parlare con gli inquirenti.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Ma anche qui continua a lavorare.
Halen Ankara'da ticaretle uğraşmakta, bir restoran işletmektedir.Attualmente Mera risiede a Tokyo, dove gestisce un ristorante.
Bir hal doğal olarak geçicidir, kişi uzatmaya uğraşmamsı gerekir.Un ḥāl è transitorio per natura e non si dovrebbe tentare di prolungarlo.
Roma'ya gitti ve orada hayır işleri ile uğraşmaya başladı.Andò a Roma dove si fece prelato.
Ayıltmak için uğraşmanıza gerek yoktur.Non ho bisogno di stare tranquillo.
Burada Rusya'ya karşı savaș ile hemen uğraşmaya başladı.Quindi mobilitare subito contro la Russia.
Ayrıca reklamcılık, pazarlama, emlakçılık ve yayıncılıkla da uğraşmaktadır.Si occupa di consulenze nell'ambito della ristorazione, di licensing, pubblicità e di editoria.
Satrançla uğraşmaya başladı.Comincia a giocare al Teplice.
PJ ile uğraşmayı ve onunla vakit geçirmeyi sever.Adora passare il tempo con il commissario Gordon.
Köylünün %90'ına yakını İstanbul'da ticaretle uğraşmaktadır.A Marsiglia il 90% degli arrivi prendevano la via di Istanbul.
Birkaç aile de arıcılıkla uğraşmaktadır.Una vecchia coppia vive poveramente.
Norma Bates ise Norman'la tek başına uğraşmak zorunda kalıyor.Gilbert Burns avrebbe dovuto affrontare Norman Parke.
Bu iki devlet yoneticisi Mısır'daki Fatımi idaresinin düzenlenmesi ile ugrasmaya basladi.Per questi ultimi due tenevano contatti con la criminalità albanese.
İlçede yaşayanların birçoğu emekli, geri kalan kısmı ise tarım ve hayvancılık ile uğraşmaktadır.La maggior parte degli abitanti sono contadini, mentre il resto lavora nei servizi e nel commercio.
Kaçakçılar ile uğraşmak için ülke ekonomisi para ve emek harcar.Soldi che vanno in tasca a passeurs e militari.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.I bianchi e le persone di colore devono unirsi e lavorare insieme.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Ha fatto parte per undici anni della Nazionale danese.
Böyle bir sorun ile uğraşmak zordur.Трудно смириться с такой проблемой.
Tom bugün bununla uğraşmayacak.Том не будет сегодня этим заниматься.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Мне приходилось и на такие вещи идти.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Отец был занят в текстильном производстве.
Bu sırada sahildekiler uçağın gövdesi ile uğraşmaktadır.Те, кто остался на берегу, укрываются под обломками самолёта.
O gece bir klanın ağırlıklarını kayık ve sallara yüklemekle uğraşmaktaydılar.В тот день на борту шла великая война с клопами и тараканами.
Satrançla uğraşmaya başladı.Затем стал заниматься всерьёз шахматами.
Chang, Parker'a kafayı takıyor ve onunla uğraşmaya başlıyor.Чанг подходит к сыну и начинает успокаивать.
Tıp eğitimi aldı, ancak 1957 yılında askere çağrılmadan evvel fotoğrafçılıkla uğraşmak için tıbbı bıraktı.Он почти не мог говорить, но отказывался обращаться к врачу до января 1956 года.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Жители села занимались рыбацким промыслом.
1975 yılından bugüne grafik ve karikatür sanatıyla uğraşmaktadır.Живописью и графикой занимается с 1975.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Там же продолжала работать.
Şu anda hakemliğin yanında sigortacılık mesleğiyle de uğraşmaktadır.Параллельно с тренерской работой он занимается страховым бизнесом.
Çocukluktan temel hobisi kitap okumak ve sporla uğraşmak olmuştur.С детства главным хобби Ровшана было чтение книг и занятия спортом.

İlgili Sayfalar