uğraşma ile cümle

uğraşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Son 5 yıldan beri köy halkının büyük bir kısmı meyvecilikle uğraşmaktadır.Stanovništvo se u posljednjih petnestak godina bavi uglavnom poljoprivredom.
Çocuklarla uğraşmanın iş hayatından daha zor olduğuna inanıyor.Prizna si da je teže ostaviti djecu nego što je mislio.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.Posvetio se je publicistici.
Halife olduktan hemen sonra Hadi hemen isyanlarla uğraşmaya başladı.Odmah nakon dolaska sukobili su se s pobunjenicima.
Çalışan erkek nüfusun %80 ‘e yakını inşaat işiyle uğraşmaktadır.Tercijarni sektor danas zapošljava oko 80% radno aktivnih stanovnika.
Bu uğraşmaların ardından en önemli eserlerinden biri sayılan Şerh-i İşârât'ı kaleme aldı.Među ostvarenjima u kojima je aktivnije sudjelovao treba tražiti i njegova najvažnija djela.
Osmanlı Devleti, bu isyancılarla çoğu kez uğraşmak zorunda kalmıştır.Ustaničko područje osmanske su snage u više navrata pokušale ukloniti.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Mjesno stanovništvo posebice je trgovalo s vojskom.
Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı.Bavio se i književnošću.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Poľovačka na otca .
Keşişler dünya işleri ile uğraşmazlar, dış dünya ile bağlantı kurmazlar.Lokálne tu však stále žijú kmene, ktoré neudržiavajú trvalé styky s vonkajším svetom.
Çalışan nüfusun üçte biri tarımla uğraşmaktadır.Tretina obyvateľov pracuje v poľnohospodárstve.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Piny sa nachádzajú tentoraz na pätici.
Daha sonra Medellin'e dönerek edebiyatla uğraşmayı sürdürdü.Po svoji vrnitvi v Madrid se je posvetil literarnemu življenju.
Ülke nüfusunun %80'i tarım ile uğraşmaktadır.S kmetijstvom se ukvarja 80 % prebivalcev.
Çocukluktan temel hobisi kitap okumak ve sporla uğraşmak olmuştur.V najstniških letih se je rad ukvarjal s športom in bral knjige.
Brooke ve Emma, Asuka ile uğraşmaya devam ediyordu.Maya in Emily se še naprej skrivaj družita.
Dahası, İtalya birde 3. yüzyılda barbar kabilelerin saldırılarıyla uğraşmak zorunda kalacaktı.Poleg tega so proti koncu 3. stoletja na italijansko ozemlje začela vdirati barbarska plemena.
Her zaman felsefe ile uğraşmak istediğini söyledi ve film yapmayı bir çeşit hobi olarak gördü.Pogosto je vztrajal, da je gledanje filmov neke vrste hipnoza.
Louis, işgali durdurmak için pek uğraşmadı.Za njegovo odpravo baje ni napravil veliko.
Otto bu durumla uğraşmak için Almanya'ya döndü.Oton se je odpravil v Nemčijo.
Halkın çok az bir bölümü tarımla uğraşmaktadır.S kmetijstvom se ukvarja malo prebivalstva.
Beldenin %97'si tarımsal üretim ile uğraşmaktadır.Slabih 7 odstotkov kmetijskih zemljišč predstavljajo ostala kmetijska zemljišča.
New Lanark'ta yarattığı komünel sistemi yaymak için uğraşmaya başladı.New Lanarke išliko jo įkurta pramoninė bendruomenė.
Bu yasa ile kadınların sadece ev işleri ile uğraşması amaçlanmıştır.Dėl to kvietė moteris neužsidaryti tik namų rūpesčiuose.
En sevdiği eğlencesi Drake ve Josh'la uğraşmaktır.Jo mėgstamiausi kompozitoriai yra Prokofjevas ir Šostakovičius.
Dört-beş aile küçükbaş hayvancılık ile uğraşmaktadır.Neli-viis peret hoolitsevad oma karja eest ühiselt.
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.Tegeleb fotograafiaga.
Halkın hepsi hayvancılıkla uğraşmaktadır.Inimesed tegelevad loomakasvatusega.
Köy halkı tarımcılıkla uğraşmaktadır.Linnavõimud hoolitsevad puhtuse eest.
Grup elemanları şu an farklı işler ve projelerle uğraşmaktadır.Praegu tegelevad ansambli liikmed uute projektidega.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Kõrgkool tegeleb tervishoiualase teadus- ja õppetööga.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Külas elavad juudid tegelesid kaubandusega.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.Pooldasid omanike-feodaalide maksustamist ja tööstuse ja kaubanduse toetamist.
Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.Paljud linnaelanikud tegelevad tubaka ja köögiviljade kasvatamise ja töötlemisega.
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.Tänapäeval on Hakamada pühendunud raamatute kirjutamisele.
Bu sırada üçlü bir tek Raw ve Smackdown kadrosuyla uğraşmadı.Igal ajal töötab ainult üks maser ja rubiidiumkell.
Londra'ya kaçtı ve yeniden ticaretle uğraşmaya başladı.Ta hoidis ennast järgijatest eemale ning hakkas jälle äriga tegelema.
( 6.022 x 10^23) genelde bir mol yumurtayla filan uğraşmayız.Mol je 6,022 krát 10 na 23 něčeho, což je veliké množství něčeho.
( 6.022 x 10^23) genelde bir mol yumurtayla filan uğraşmayız.זה מספר גדול. אנו לא עוסקים במולים של ביצים,
Açıkçası bunu yapmanın en zor kısmı buradaki kesirlerle uğraşmak.Den sværeste del af det her regnestykke er at arbejde med brøkerne.
Açıkçası bunu yapmanın en zor kısmı buradaki kesirlerle uğraşmak.Obviamente, a parte mais difícil de fazer isso para lidar com esta kesirlerle.
Aicha : Söylemek istediğim, Diğer insanları tanımak için uğraşmak zorundayız.(Překladatelka) Chtěla jsem říct, že se musíme pokusit poznat ostatní lidi.
Alt kademe iş geliştirme personeliyle uğraşmamanız gerekir.궁극적으로는 하급직의 사업개발 담당자와 거래해서는 안 됩니다
Alt kademe iş geliştirme personeliyle uğraşmamanız gerekir.إذ لا يُمكنك في النهاية أن تتعامل مع أشخاص يعملون في تطوير الأعمال
Alt kademe iş geliştirme personeliyle uğraşmamanız gerekir.彼らの最初の提案は決まって "1年の独占権とその他すべて"というものだからです
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Ale my biologové a ekologové jsme nikdy nečelili složitosti jako je tahle.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Biolodzy i ekolodzy nie radzą sobie z tak skomplikowanymi procesami.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Dar noi, biologii și ecologiștii, nu ne-am ocupat niciodată de ceva atât de complex.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.De a biológusok és az ökológusok sem találták még szembe magukat ekkora komplexitással.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Kami ahli biologi dan ekologi belum pernah mengatasi hal yang lebih rumit dari ini.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.우리 생물학자와 생태학자들은 이렇게까지 복잡한 문제와 씨름한 적이 없었습니다.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Maar wij als biologen en ecologen hadden nooit eerder zo'n complex probleem opgelost
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Mais nous, les biologistes et écologistes n'avions jamais abordé quelque chose d'aussi complexe que cela.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Ma noi biologi ed ecologisti non avevamo mai affrontato niente di più complesso.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Mas nós, biólogos e ecologistas, nunca resolvemos um problema tão complexo como este.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Men vi som är biologer och ekologer hade aldrig stött på något så komplext som detta.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Mutta me biologit ja ekologit emme koskaan olleet tarranneet mihinkään näin monimutkaiseen.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Nhưng chúng tôi những nhà sinh vật học và sinh thái học chưa từng giải quyết việc gì phức tạp như thế này.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Pero nosotros biólogos y ecologistas nunca habíamos abordado algo tan complejo como esto.

İlgili Sayfalar